on dokuz

606 58 0
                                    

Okul çıkışında Akın'a kendime kıyafet almaya gideceğimi söyleyerek yanından ayrılmıştım. Akınlar gittikten sonra yanıma gelen Aris'te gerhangi bir şey söylemeden ilerlemeye başlamıştı.

Peşinden giderek arabasına bindikten sonra sessiz bir yolculuk başlamıştı ve zaten kısa bir süre sonra da arabayı durdurmuştu. Geldiğimiz yer boş bir parktı, hava soğuk olduğundan hiç kimse yoktu.

Arabadan inerek parka ilerlemeye başladığımda arkamdan geldiğini adım seslerinden duyuyordum. Banklardan birisine oturduktan sonra derin bir nefes aldım. Yanıma gelip oturmuş, gözlerini ağaçlara çevirmişti.

"Bir şey söylemeyecek misin?"

"Sen söylersin diye düşündüm," diyerek gözlerini bana çevirdi.

"Korktum."

Kaşlarını çattı. "Ne?"

"Eğer Akın bunu öğrense ne olur diye düşündüm ve korktum. Çünkü o senin en yakın arkadaşın ve eğer öpüştüğümüzü öğrenirse aranızda bir şeyler yaşanır diye korktum."

Bekledi. "Tek sebebi bu değil, değil mi?"

"Neden her şeyi anlıyorsun ki?" diye inleyerek üzerimdeki monta sarındım. Önüme düşen bir tutam saçı kulağımın arkasına iterek gözlerimi sıkıca kapattım. "Sana karşı bir şeyler hissetmeye başlamaktan korktum."

Tepki vermedi.

Gözlerimi açarak ona bakmaya başladığımda gözlerime kitlenmiş gözlerini görerek ayağa kalktım. "Neden bana bir şey söylemiyorsun?"

"Söyleyecek bir şeyim yok çünkü," diyerek omuz silktiğinde ayağa kalkarak ilerlemeye başladım ancak bileğimden tutarak beni durdurmuştu. "Alisa, dur, konuşalım."

"Söyleyecek bir şeyim yok diyorsun ama konuşmak mı istiyorsun?"

"Senin söyleyeceklerin bitmiş gibi görünmüyor," dedikten sonra montunu çıkartarak üzerindeki siyah kapşonlu sweatshirtü de çıkarttı. Ardından üzerinde tişörtüyle kaldığında montunu geri giymiş, elindeki sweatshirtü bana uzatmıştı. "Al, giy. Üşüyorsun."

Reddetmeden sweatshirtü aldım ve montumu çıkartarak tişörtümün üzerine giydim. Ardından montumu da giyerek banka geri oturmuştum.

"Hissediyor musun?" Kaşlarımı çatarak ona bakmaya başladığımda rahat bir tavırla omuz silkti. "Bana karşı bir şeyler hissediyor musun?"

"Bir şeyler hissediyor olmasam seninle konuşmak için çabalamazdım."

Tamam, bu garip hissettiriyordu çünkü en son on beş yaşımdayken birisinden hoşlanmıştım. Yani, üç sene kadar önce.

"Ama Akın'dan çekiniyorsun."

Onayladım. "Akın'dan çekiniyorum."

Derin bir nefes alarak elini suratıma yaklaştırdı ve suratımı avucuna yasladı. Baş parmağıyla yanağımı okşayarak alnını alnıma yaslandığında gözlerimi kapatarak elimi suratımdaki elinin üzerine yerleştirdim. "Gözlerine bakınca kendimi tuhaf hissediyorum," diye mırıldandıktan sonra gözlerini açarak geriye çekildi. "Sanki her şeyimi okuyabilirmişsin gibi."

Alınlarımızı tekrar birbirlerine yasladıktan sonra bir müddet bekledi, ardından dudaklarını dudaklarıma yaklaştırdı. Elim yanağına çıktığında dudaklarını dudaklarımla buluşturmuştu.

"Akın kabullenecektir," diye mırıldandı, geriye çekildiğinde. "Kızacak, bağıracak ancak kabullenecektir."

Başımı salladım.

"Alisa, bundan sonra..." Durdu, bekledi. "Bir şeyden korktuğunda bana da söyle, olur mu? Sonra yanlış anlıyorum."

"Tamam," diye fısıldadım. "Tamam."

Ancak ne yapacağımız hakkında en ufak bir fikrim dahi yoktu. Ona aşık değildim ancak onunla olmak istiyordum, tek bildiğim şey buydu. Herhangi bir şey söylemiş olmasa bile onun da bana karşı bir şeyler hissettiğinin farkındaydım ancak emindim ki, onun hisleri de aşk değildi.

Ve aslını isterseniz, daha on sekiz yaşında sadece bir iki kere yakınlaşmış olup aşık olmakta garip olurdu.

sellaaaaam

Cheiro No CangoteHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin