Akın'a en son dışarı çıktığımda istediğim şeyleri alamadığımı söyleyerek yine tek başıma dışarı çıkmıştım ve yine Aris'le buluşacaktım.
O gün Sude'nin yanına koşmuş olması hoşuma gitmemişti ancak aramızda ne geçtiğini bilmiyordu, Luka meselesine olan hassaslığımın sebebini bilmiyordu. Üstelik Sude onun kuzeniydi, yanına koşmasını biraz normal karşılayabiliyordum. Biraz.
Buluşacağımız kafeye girerek gözlerimle Aris'i aramaya başladım. Gördüğümde yanına ilerleyerek dudaklarımı yanağına bastırdım ve karşısına oturarak ona bakmaya başladım.
Henüz Akın'a söylememiştik, zaten daha sadece üç gün olmuştu ancak yine de bunun onu rahatsız ettiğini hissediyordum.
Beni görünce kaşlarını çattı. "Neden ceketle geldin? Hava soğuk."
"Mont giymekten nefret ediyorum," diyerek omuz silktim ve çantamı ve ceketimi çıkarttım.
Gelen garsona filtre kahve istediğimi söyleyerek kahvemin gelmesini beklemeye başladım.
"Luka kim?"
Bu kadar hızlı olaya gireceğini düşünmediğim için kaşlarımı kaldırdım. "Bildiğini zannediyordum. Eski erkek arkadaşım."
"O anlamda söylemedim," diyerek ensesindeki saçları kaşıdı. "Neden ayrıldınız?"
"Sude saçma sapan şeyler söyledi, değil mi?" diyerek alayla güldüm. "Ve sen de doğruyu öğrenmek istiyorsun."
Kahvem geldiğinde teşekkür ederek sıcak bardağa ellerimi yasladım.
"Alisa, Sude'nin söylediklerine inanacak değilim. Sadece..." Bekledi, gözlerini camdan görünen denize çevirdi. "Eski erkek arkadaşının konusunun hâlâ açılıyor olması ve açıldığında senin ağlamaya başlaman... Kötü hissettirdi."
"Hikâyesi uzun," diyerek alayla güldüm. "Ve belki de bana acıyacağın türden. Dinlemek istediğine emin misin?"
"Acımak- Ne?"
"En baştan başlayacağım," diyerek derin bir nefes aldım. "Ailemle iyi geçinemediğimi söylemiştim, hatırlıyor musun?" Başını salladı. "On beş yaşıma kadar pek bir sorunumuz yoktu. Annem de babam da pek ilgili değillerdi, ikisi de çok çalışıyordu falan işte. Hayatımın her döneminde ilgilerini çekmeye başladım ancak hiçbir zaman başaramamıştım. Daha sonra on beş yaşımızdayken Akın'ı da beni de Amerika'ya gönderdiler, biliyorsun. O sene üç ay orada kalmıştık ya Akın'la beraber, o üç ayda birisiyle tanıştım ve ondan hoşlanmaya başladım. Aşık olduğumu zannediyordum. On beş yaşımdaydım ve hislerimin gerçekte ne olduklarını bilmiyordum. Biz Luka'yla görüşmeye başladıkça Akın Luka'dan haz etmediğini söylüyordu, onunla görüşmemem gerektiğinden bahsediyordu ancak aşığım sanıyorum ya, ikizimi bile dinlemiyorum. Oysa ki Luka benden iki yaş büyüktü bir de, ben on beş yaşındayım o on yedi. O da bana aşık zannediyordum, her gün attığımız fotoğraflar, dip dibe geçirdiğimiz üç ay. İlk öpücüğüm, ilk cinsel deneyimim... Her şeyim o olmuştu üç ayda ve bir yerden sonra eve dönme vaktimiz yaklaştıkça saçma sapan davranmaya başladım, gelmek istemedim. İkinci ayın sonunda kendi aramızda toplanmıştık, Akın gelmemişti. Sürekli Luka'ylayım, aptal gibi davranıyorum diye o kadar kızdı ki bana, o akşam benimle gelmedi. Dany'nin evine gittik, hep beraber toplandık ve şişe çevirmede oynamaya başladık. İlk başlarda her şey sakindi, Luka'ylaydım ve eğleniyordum, ortamdaki en küçük kişi olmak umrumda bile değildi. Daha sonra olaya alkol karıştı, içkiler içtik, şarkı dinleyip saçma sapan dans ettik derken tozlar, haplar..."
Anladı. Anladığı anda yeşil gözleri kararmıştı.
"İlk defa o gece kullandım. On beş yaşındaydım ve aptaldım. Sabah o aptal kafayla kalkıp eve döndüm, Akın beni o halde görmeden banyo yapıp kendi yatağımda uyumuştum ama pişman değildim. Başımda ilgili bir anne de yoktu, baba da yoktu. Yanında kaldığımız teyzem bizi görmüyordu, Akın desen benden sıkılıp beni bırakmıştı. Kendimi kötü hissetmiştim ve zannetmiştim ki o aptal beyaz toz, güzel bir şey. O aptal toz beni biraz olsun uzaklaştırıyor. Zannettim ki, eğer başımda kimse olmazsa ve böyle yaşarsam çok mutlu olurum... Sonraki on beş gün ara ara uyuşturucu kullandım, zaten Akın'la da aramız açılmıştı ve bana karışabilecek birisi yoktu. Derken Akın fark etti. Gece evde yoktum, sabah geliyordum ancak gözlerim kırmızı, göz altlarım mosmor. Saçma sapan birisi olmuştum. Fark ettiğinde kendisini suçladı, annemi arayıp hemen haber verdi. Annemler gelip bizi Amerika'dan aldılar, Türkiye'ye geri getirdiler. Henüz bağımlı değildim ancak birkaç kez daha kullansaydım olabilirdim. Tedaviye başladılar, bir süre hastanede kaldım ve psikiyatri servisiyle görüştüm. O günden sonra zaten ilgisiz olan annem için tamamen yok oldum. Söylemiştim ya, hayal kırıklığıydım. Ben on beş yaşımda uyuşturucu kullanmıştım, ergenin tekiydim ve onun çocuğu böyle olmamalıydı. O günden sonra Akın da kendisini suçladı o gün ve daha sonraki günlerde beni tek bıraktığı için. Daha sonra okulda hakkımda bir şey dönmeye başladı. Luka'yı aldattığım ve bu yüzden ayrıldığımız gibi... Bu tarz çok şey vardı, duymuşsundur elbet sen de."
"Duydum," diyerek kaşlarını çattı. Ne tepki verse bilemiyor gibiydi. "Daha sonra hiç görüştünüz mü?"
"Bir kere," diyerek kahvemden ufak bir yudum aldım. Bu olanlardan bahsetmek kendimi üç sene öncesine gitmişim gibi hissetmeme sebep olmuştu, boğazımda bir yumru vardı. "Geçen yaz annemlerle beraber Amerika'ya gittiğimizde teyzemi ziyaret etmiştik. Evleri yakın, parkta rastlaşmıştık."
Başını salladı. "Peki daha sonra-"
"Artık aptal bir çocuk değilim," diyerek omuz silktim. "Bir daha öyle bir aptallık yapacak değilim." Ardından durdum, aklıma Sude gelmişti. "Dün-"
"Sude benim kuzenim," diyerek sert bir nefes verdi. "Gerçekten aptalın teki ama amcam kardeşine sahip çık diye başıma atıp duruyor."
Kaşlarımı kaldırdım. "Yani?"
"Pekâlâ, Sude'ye koşmam aptallıktan başka bir şey değildi."
Güldüm. Ben güldüğümde o da gülmüştü.
"Alisa, Akın'a söyleyelim," diyerek sert bir nefes verdi. "Kendimi garip hissediyorum. Bilmesi gerekiyor."
Başımı salladım.
"Tamam," dedim. "Olur. Ama ya kötü tepki verirse?"
"Bilmemesinden iyidir."
•
la la la

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Cheiro No Cangote
Historia Cortaİkizimin en yakın arkadaşıydı belki ama benim değildi.