4.6

409 28 28
                                        

Ersay Üner - Tatlım Tatlım

Rüya'dan

Toprak'ın arkasından giderken titreyen ellerimi gizlemek için arkama koymuştum. Neden bu kadar heyecanlanmıştım ki ben? Gülümsememi bastırıp başımı önüme eğdim. Ne söyleyecekti acaba? Birden çıkıp ben de sana aşığım dese ne güzel olurdu be. Ayy, saçmalama Rüya. Yine ayakta rüya görüyorsun. Öyle bir şey demez ki. Her neyse.

Üç gün olmuştu buraya geleli ve sanki biraz Gece ile düzeltmiş gibiydik aramızı. Bazen eskisi gibi olmak üzereyken bazen de birden soğuyordu. O anlarda aklının o güne gittiğini anlıyorduk. Bu yüzden anlayışlı davranıyorduk ama Deniz her an Geceyi tutup öpecekmiş ve birden ikna edecekmiş gibime geliyordu. Gerçi Gece biraz inatçıydı.

Hayır hayır, inatçı ama haklı bir inatçılıktı bu. Yaptığımız şeyi asla savunmuyordum. Hatta bunun için kendimden nefret ediyordum. Deniz'i kaç kere uyardığımızı sayamıyordum. Uyarımızı dinlememişti ve başına bunlar geldi işte. Aferin!

Gece ile bu yüzden samimi değildim fazla işte. Her şey ters teperse ve birden bizden uzaklaşırsa canım çok yanar diye korkmuştum. Yine de çok üzülüyordum. Ondan uzak durmayı başarsam bile onu arkadaşım olarak görmüştüm ve şu an onunla barışmak en çok istediğim şeydi. Ay pardon, şu an en çok  istediğim şey onun bana aşık olmasıydı. Bu da bir rüyaydı ama.

Yere bakarak yürüdüğüm için önümdeki ayıyı görememiştim maalesef. Evet ayı. Her ne kadar sevsem de bu dev gibi bir ayı olduğunu değiştirmiyordu. Tabi bir basketbolcunun 1.90 ve ayı gibi olması kaçınılmazdı. Olsun yine de çok tatlıydı. Ay tatlı demişken canım baya pasta çekmişti. Of Rüya, sırası mı salak? Her neyse odaklan. Ona çarptın ve o seni tutacak. Tuttu mu? Eveett!

Büyümüş gözlerle ona bakarken o anında kendine gelip beni bırakınca suratım asılsa da belli etmedim. Nereye ya? Daha karpuz kesecektik. Elini ensesine atıp kaşırken ben de ona bakıyordum. Ben ona bakarken o inatla başını çeviriyor; ağaçları, çimleri, etraftaki insanları inceliyordu.

Dayanamayıp elimi önünde salladım. Anında bana bakmıştı. E daha önce yapsaymışım ya. Tüh be!

"Bir şey söyleyecektin?" dedim sorar gözlerle. Derin bir nefes alıp başını onaylarcasına salladıktan sonra bir adım yaklaştı. Hayır kalbim, sakin hızlanma. Sadece bir adım attı! Mal mısın ya? Ay ikinciyi de attı. Şu an neden titriyordum peki? Allah'ım lütfen bir şeyi batırmayayım.

Bana bakıp hafifçe gülümseyince az daha yere yığılacaktım. Aslında yapabilirdim. Sıcaktan derdim o da beni taşırdı. Ay ne güzel olurdu. Ama hayır, şu an bana bir şey söyleyecekti. Lütfen ilan-ı âşk olsun, lütfen yaa!

"Ben şey diyecektim-" Sözünü kestim.

"Ne diyecektin?" Ay sussana be! Anlatıyor işte.

"Şey işte-"

"Şey mi?"

"Evet yani hayır ya ne şeyi. Off bak seni-"

"Eee!" Birazcık sesimi yükseltmiş olabilirdim ama ne yapayım ya? Çok heyecanlanmıştım. Bence biraz susmalıydım. Evet evet, susmak en iyisiydi.

"Seni...seni...Seni şey ben-"

"Ee Toprak? Söyle artık!"

"Seni geçen dışarıda biriyle gördüm."

Birden dediği şeyden sonra gözlerini büyütünce anlam veremeyerek ona baktım.  Ama o bana bakmadan gözleri büyümüş halde karşıya bakıyordu. Devam etmeyeceğini anlayınca ben devam ettim.

R kişisi  | texting Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin