Genç bir kız hayalleri umutları olan annesi ve babasıyla yaşayan genç kız yolu bir şekilde asker olan ağabeysinin yanına düşer. Nereden bile bilir ki hayatının en zorlu en meşe katlı yollarından geçeceğini. Hayatının aşkını bulup türlü zorluklar çek...
"Kimden?" Annem teyzemlere göz süzüp gülerek bana baktı.
"Kimden olacak güzelim yakışıklı mı yakışıklı damadım dan." Annemin dediğiyle kalbim hızlanırken yaklaşık iki saat önce Efeyle binada yaşadıklarımız geldi aklıma.
"Ya anne." Annemler kahkaha atarken içeri çok sevdiğim biricik yengem girdi.
"Ay anne benim canım yılan meyvesi çekti." Hepimiz şok içinde yengeme bakarken teyzem şaşkınlıkla konuştu.
"Tövbe estağfurullah kızım o ne?"
"Meyve."
"Annecim güzelim gelinim nereden çıktı yılanın meyvesi şimdi?" Yengem gözleri dolu dolu anneme bakıp kısık sesle konuştu.
"Canım çekti anne yılan meyvesi istiyorum."
"Anne niye kızıyorsun ki o da haklı meyvesini yemeli." Yengeme dediğim cümleyle annemler gözlerini kocama açarken sırıtıp konuşan yengeme döndüm.
"Evet görümcem doğru söylüyor." Gerçekten attığım lafı bile anlamıyor şuan kendimi camdan sarkıta bilirim. Başımı olumsuz anlamda sallayıp mırıldandım.
"Kız Berrak." Sesin geldiği yere döndüğüm de Serdarın Efe'nin koluna girmiş şekilde görmeyi tabi ki de beklemiyordum.
"Ne var?" Dedim sinirle. Asla Efe'yi Serdar dan kıskanmıyorum.
"Düzgün konuş kız ben senin abinim." Sinirle gözlerimi kısıp tısladım.
"Kes sesini." Serdar gözlerini kocaman açıp Efe'ye döndü.
"Gördün demi bak nasıl da kısıyor gözlerini kalk oğlum kalk başka kızı mı kalmadı sana." Ben ve Efe şok içinde Serdara bakarken Fırat anında ayağa kalkmaya çalışan Serdarın kolunu tutup gülmeye çalışarak konuştu.