Genç bir kız hayalleri umutları olan annesi ve babasıyla yaşayan genç kız yolu bir şekilde asker olan ağabeysinin yanına düşer. Nereden bile bilir ki hayatının en zorlu en meşe katlı yollarından geçeceğini. Hayatının aşkını bulup türlü zorluklar çek...
Yukarıda ki şarkıyı bölüm ortalarında açsanız daha keyifli olur.
Umarım bölümü beğenirsiniz şimdiden keyifli okumalar...
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Bir hafta olmuştu hastaneden çıkalı bu bir hafta da canım dan bezmiştim Allahtan asker falan olmamışım yoksa asla bırakmazlardı beni. Yanlış anlamayın askerlere saygım sonsuz fakat ben asker olsaydım bütün ilgi benim üzerimde olurdu ki öylede ama asker olunca daha bir farklı olurdu e bende ilgi manyağı olmadığım için bu bir hafta da yeterince bunaldım.
Zafer zorda olsa babamları geri Ankara'ya göndermişdi. Bu bir hafta da üç kez göreve çıkmıştı doğu timi bende kalbim ağzımda beklemiştim her saat, her dakika. Asker yari olmak, asker annesi veya babası olmak, asker evladı olmak gerçekten zor her an acaba kim vurdu? Ne oldu? gibi sorularla boğuşuyorsun. Ve yine o anlardan biri doğu timi göreve gidiyor ve bende Zaferin nutuk çekmesini dinliyorum.
"Beni dinle Berrak dikkatli oluyorsun hiçbir şeye atlamak yok zaten izinlisin otur tüm gün dizi izle, kitap oku, yemek yap ama sakın karargâhtan dışarı çıkma." Bıkkınlıkla nefes çekip sesli bir şekilde geri verdim.
"Ay tamam yeter anladım ya mala anlatır gibi anlatıyorsun git artık git." Zafer dikleşip kaşlarını çattı.
"Kızım iyiliğin için diyoruz herhalde." Sinirle göz devirip gri şişme montumu üzerime geçirip siyah botlarım'ı da giydim.
"Nereye?" Sinirle Zafere dönüp bağırdım.
"Cehennemin dibine Zafer." Sinirle kapıyı açıp çıktığım da karşı dairenin de kapısı açılmıştı Efe ve Fırat tam ağızlarını açacakları an işaret parmağımı sallayarak bağırdım.
"Kesin sesinizi." İkisi de şok içinde bana bakarken bağırdım. "Hiç biriniz den bir laf duymak istemiyorum anladınız mı beni?" Üçü de başını şaşkınca olumlu anlamda sallayınca sinirle merdivenleri inmeye başladım.
"Güzelim bekle düşeceksin." Zaferin arkadan bağırmasıyla daha hızlı inmeye başladım. Bahçeye girdiğim de abimin yanına doğru ilerledim. Abim de yengemle vedalaşıyordu abimin beni görmesiyle hızla kaşlarını çatıp bağırdı.
"Hayır değil sıkıldım ya niye anlamak istemiyorsunuz bunaldım diyorum bıktım diyorum. Evde Zafer burada siz bir yandan da Ankaradan sıkıştırıyorlar." Abim derin nefes alıp geri verdi. Yavaş adımlarla bana doğru ilerlerken postalların karda çıkardığı ses duyuluyordu bir tek.
"Sana söz geldikten sonra hep birlikte dolaşacağız." Hevesle kaküllerimi her iki kenara ayırıp konuştum.
"Gerçekten mi?" Abim bu çocuksu soruma kahkaha atıp beni kendine çekip sıkı sıkı sarıldı.