Bölüm 14 - SÜRPRİZ

274 18 3
                                        

EVET O KADAR ARADAN SONRA UZUUUUN BİR BÖLÜMLE GELDİM. ŞAŞI OLANA KADAR YAZMIŞ BULUNMAKTAYIM. LÜTFEN DELİ GİBİ YORUMLARINIZI VE VOTELARINIZI BEKLEDİĞİMİ UNUTMAYIN. MEDYADA DANSIMIZ VE DANS MÜZİĞİMİZ VAR Bİ BAKIN DERİM. 

DİĞER BÖLÜMDE GÖRÜŞMEK ÜZERE.

İYİ OKUMALAR :) 

Onun ölümü elbette ki benim yüzümden değildi. Fakat kendi içimde yaşadığım ikilem beni durmadan asosyalliğe itiyordu. Buna bir son vermek için önce okuluma daha sonra da üzerinde çok düşündüğüm halde dükkana gitmeye karar verdim. Ailem halimi gördükçe kendi aralarında bakışmaları bitmiyor, ben ortamdan çıkınca durmadan fısıldaşıyorlardı. Bu aslında bozulmuş olan dengemi daha da bozuyordu, bilmiyorlardı. Ne yazık...

Polis merkezine gideli 4 gün olmuştu. Dört gündür cinayetli, kanlı kabuslar görüyordum. Bu yüzden artık gecelerden nefret ediyordum.

Okula geliyorum. Bize uğrar mısın?

Sarah yine telefonun başında bekler gibi aynı anda cevap vermişti.

Şükürler olsun o evden çıkmayacaksın sandım. Birazdan geliyorum.

Olduğum acınası durum bir kez daha suratıma çarparken bunu sadece kendimin düzelteceğinin bilincindeydim. Çantamı alarak mutfağa indiğimde annemin bana bakan gözleri birden parladı.

"Tatlım..."

Annemin konuşmasına fırsat vermeyerek tamamen usanmış bir halde "Yapma anne. Evet okula gidiyorum. Evet odamdan çıktım. Evet çalışacağım ve evet intihar etmedim." Diye söylendim.

Hızla arkamı dönüp kendime kahve hazırlamaya başladım.

Annem birden avucuyla ağzını kapayarak söylediklerime inanamadığını, saçmaladığımı ve benim için babamla endişelendiklerini söyledi.

"Endişelenecek bir şey yok anne geçekten iyiyim." Bardağımda ki kahveyi yudumlayıp "Bak, okula gidiyorum." Diyerek de gülümsedim.

Ve annem o anda tabi ki yapmacık olduğumu anlamıştı.

"Seninle biraz konuşmalıyız." Sonra mutfağın ortasında duran ahşap masada tam karşıma oturup kendi bardağını önünde doğru çekti.

Gözlerinde ki anlayış ve şefkatin aynısı Rubert'in gözlerinde de gördüğümü fark ettim. "Bebeğim, yaşadığımız yerde insanların ne kadar önyargılı ve boşboğaz olduklarının farkındasın değil mi?" Onay vermemi beklercesine bir süre bana baktı. Sakince başımı aşağı yukarı salladım.

"Kimse yaşadıklarını anlamaya çalışmayacak ve pislik atacak birini arayacaklardır.  Bu yüzden insanlar senin ve yaşadıkların hakkında saçma sapan şeyler söyleyebilirler." Derin bir nefes aldı benim için ne kadar üzüldüğünü görmek kalbimin bir an da sızlamasına sebep oldu.

Beni kötü etkileyecek bir şey söylemekten kasılıyordu. Gözlerinde ki ve yüzündeki telaş benimde elimi ayağımı birbirine dolaştırıyordu.

"Söylenenlere kulağını tıka. Duymamazlıktan gel." Sonra ayağa kalkıp sımsıkı bir şekilde bana sarıldı. Yasemin kokusuna karışmış yeni şampuanın kokusu o anda beni gülümsetmişti.

"Teşekkürler anne." Bir kez daha ona sarılıp "Söylediklerine dikkat edeceğim."

"Benim güçlü kızım."

O anda merak ettiğim tek şey vardı. Artık güçleniyor muydum yoksa gittikçe güçsüzleşiyor muydum?


KUTSALBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin