39.Bölüm

1.6K 34 0
                                        

Alp ile bir süre dans etmiştik. Şimdi ise güzel manzaralı camın önünde oturuyorduk. Şu an ki huzur anlatılmaz yaşanırdı. Hayatta ki en mutlu anlarım Alp'le olmuştu. Artık bu yolu onunla geçirmek istiyordum.

Alp saçlarımı okşuyordu ben ise başımı göğsüne yaslamış manzarayı izliyordum. Başımı Alp'in göğsünden kaldırıp Alp'e baktım. O da bakışlarını bana çevirdi.

"Sana bir şey söylemeliyim" dedim donuk bir sesle. Bakışlarını yüzümde gezdirdi. Bu benim ateşimi çıkarmıştı. Derin bir nefes aldım ve bakışlarımı gözlerinden kaçırdım ve başımı yere eğip konuşmaya başladım.

"Geçenlerde doktoruma gittim. Doktor kanserimin ilerlediğini söyledi. Bugün beni aradı ve ameliyattan başka çare olmadığını söyledi" tepkisine bakmak için biraz bekledim. Yüzü bembeyaz olmuştu. Gözlerine hüzün çökmüştü. Onu böyle görmek beni üzüyor olsada devam ettim.

"İki türlüde risk var ama ameliyat olursam bu hastalık geçede bilirmiş." Yutkundu. Nefes almaya çalıştı ama alamadı.

"İlaçla çözümü yok muymuş?" Dedi zar zor aldığı nefesle.Başımı iki yana salladım.

"Birkaç ilaç verdi ama ağrılarımı azaltmak içindi. Sadece vitaminli meyveler ye ve sağlıklı beslen dedi ama bu aralar kendimde olmadığım için beslenmedim bile" gözlerini kaçırdı. Kendini suçlamıştı ama hayır Alp bana iyi gelen sensin. Buz gibi olmuş elini tuttum ve yanağına bir buse kondurdum. Gözlerine bakıp gülümsemeye çalıştım. Dayanamadı ve gözlerinde zorla tuttuğu gözyaşlarını serbest bıraktı. Gözyaşları yüreğime bir ateş gibi düşmüştü. İçimi acıtmıştı onun ağlaması. Elimle gözyaşını sildim ve yanağını okşadım.

"Ece..." dedi içi içine sığmazcasına ve beni belimden tutup sarıldı. Başımı saçlarıma gömdü. İkimizde ağlıyorduk sessizce. İkimizinde yanıyordu kalbi.

Mutlu başlayan gecemiz hüzünle sonlanmıştı.

...

Alp'le kanepede uyuya kalmıştık. Tüm gece düşünmüştük. Son karar olarakta Alp doktorla konuşacağını söylemişti. Alp'in göğsünde iki saatlik bir uyku geçirmiştim. Birkaç dakikadır onu izliyordum. Başımı tekrar göğsüne yasladım ve nefes alma sesini dinledim. Bu ses bana ninni gibi geliyordu.

Alp'in elini saçımda hissetmemele başımı kaldırdım. "Günaydın" dedim heyecanla.

"Günaydın" dedi çatlanmış sesiyle.

"Ne zaman uyandın?"

"Bilmem on dakika olmuştur" seni izlerken saat dilimini unutuyorum diyemezdim.

"Gel şimdi enfes bir kahvaltı yapalım sonra sen annene kanser olduğunu anlat ben doktorunun yanına gideyim. Olur mu Ece gülüm?" Başımı salladım. Anneme nasıl anlatacağımı bilmiyordum ama her şeyi anlatmalıydım. Biraz stresliydim.
Alp elimi tutu ve bir öpücük kondurdu elimin üstüne. Anında bedenimi saran sıcaklık oluşmuştu.

"Merak etme her şey yoluna girecek" dedi ve yerinden kalktı. Her şey yoluna girecek...

Alp'le güzel bir kahvaltı yapıp evden çıkmıştık. Anneme her şeyi anlatacaktım. Endişeliydim. O anları gözümde canlandırdıkça endişem artıyordu. Kendimi toparlamak için derin bir nefes aldım. Bahçeye girdiğimde annem çiçeklerini suluyordu. Sesizce arkasından yaklaştım ve sarıldım. Sarılmama irkilse de genelde hep arkasından sarıldığım için alışıktı.

"Günaydın!" Dedim biraz yüksek sesle. Bana döndü ve gülümsedi.

"Günaydın kızım. Nerelerdeydin sen? En son giderken seni evde bırakmıştım"

"Evde oturmak sıkıcıydı ben de evden çıktım"

"Hayret seni dışarıya çıkaramıyorduk" gülümsedim ama aklıma gelen düşünce gülümsememi soldurdu.

"Seninle konuşa bilir miyim anne?" Elindekileri bir kenara bıraktı ve bahçemizde ki çift kişilik çardağa oturduk. İyi hissetmek için elini tuttum. Bunlar annemi telaşlandırsa da elim de değildi. Lafı gevelemek yerine direk konuya girdim.

"Ben Kütahya'ya meselesini yapmaya gitmeden bir ay önce hastahaneye gittim. O gün bir hastalığımın olduğunu örendim." Derin bir nefes aldım. Meraklı gözlerle annem bana bakıyordu.
"Kanser olduğumu..." cümlem biter bitmez annem derin bir iç çekerek elini dudaklarına götürdü. Gözleri doldu ve ağlamaya başladı.

"Ne diyorsun kızım sen? Ne demek kanserim?" Diye fısıldadı. Kaşlarını çattı.

"Bu zamana kadar söylemek gelmedi mi aklına? En iyi doktorlara giderdik!" Başımı iki yana salladım.

"Doktoruma gittim ama o da kanserin ilerlediğini söyledi ameliyattan başka çare yokmuş" ikinci bir şoku daha yaşadı. İçim acıyordu sevdiklerimi böyle gördükçe.

Anneme her şeyi anlatmıştım. Burak'ı, kanserimin detaylarını bir tel Alp'i anlatmamıştım. Çünkü o güzel olayın bu kadar olumsuzlukların arasında söylensin istemiyordum. Arada annem ağlasa da devam etmemi istiyordu. Şimdi biliyordu tüm gerçekleri.

İnsan en dipte de olsa , en karanlıkta da olsa. Onu o karanlıktan çıkaracak biri vardır. Her zaman her şey iyi olamaz. Bazen kötülükler  olmalı ki insan iyinin değerini bilsin. Her karanlık bir geceden sonra aydınlık bir gündüz doğar. Negatif olmanın hayata bir yararı yoktur, pozitif olmalı ki insan hayattan zevk alsın,hayatı sevsin.

...

Akşam olmuştu, odamda oturmuş sesizliğin sesini dinliyordum. Babam eve geldiğinde annem ona da anlatmıştı. Babam üzüntüsünü içinde yaşayan bir adamdı. Üzülmüştü ama ben üzülmeyeyim diye belli etmiyordu. Artık ailemde biliyordu. İçimde bir rahatlık vardı. Bambaşka bir hayat beni bekliyordu. Telefonumun titremesiyle kendime geldim. Alp yazmıştı.

Özledim seni.

Bende seni çok özledim. Nasıl geçti günün?

Doktorunla konuştum sana söylediklerinin aynısını bana da söyledi.

Ne yapıcağız?

Ece bana sorarsan ameliyat olmalısın. Çünkü en azından ucunda bir ışık var. Ama korkuyorum da...

Alp ben her şeyi göze aldım. Gün boyu düşündüm tek yol bu başka çaremiz yok.

Ece gülüm bunları yarın konuşalım olur mu? İçim kötü oluyor

Tamam yarın konuşuruz.

Seni seviyorum:)

Seni seviyorum:)

...

Selam millet. Bu aralar düzenli bölüm atmıyorum. Bunun nedeni finale çok az kalması.

Sizce nasıl bir son olucak?

Sizleri seviyorum görüşmek üzeri...

OY?

Sevgilim Asker Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin