3- Rusya

26.2K 1.5K 363
                                        

Keyifli okumalar <3


Sadece iç çamaşırımla karşısında durduğum iki adama utançla bakıp yerde duran kıyafetlerimi hızlıca üstüme geçirdim. Dışarıdan gelen adama kocasıyla sevişmek üzereyken basılmış kadın görüntüsü veriyordum. Çeneme kadar bulaşmış rujum olmasa da boynumda ki parmak izleri hiç hoş gözükmüyordu. Ve bu daha çok utanmama neden oluyordu. Nereden bakarsan bak o pozisyonun ve bunların bilmeyen biri için mantıklı bir açıklaması yoktu.

"Mark bey sizin acilen Rusyaya dönmenizi söyledi efendim." Yeşil gözlü adam derin bir nefes alıp kafasını salladı.

"Uçağımı hazırlayın akşam yola çıkıyoruz." Kapının önünde duran adam kafasını sallayıp odadan çıktığında yeşil gözlü adam bana döndü. "Antonu seni tutan adamlar mı kaçırdı?"

"Bakın beni kimse bir şey için tutmadı. Ben Boğaziçi üniversitesinde Psikoloji okuyan normal bir gencim. Esmer, mavi takım bir elbise giyen ve fazlasıyla tehlikeli duran bir adam getirdi beni buraya. Bir şeyler dedi ama anlamadım, zaten beni buraya bırakıp sonra da bir şey demeden geri gitti." Karşımda ki adam gözlerini kısıp bana baktı.

"Ben Antonu alması için sarışın bir koruma gönderdim esmer olmasının imkanı yok." Beni buraya getiren adamın esmer olduğuna fazlasıyla emindim. 

"Esmer olduğuna eminim hatta sol elinde yanlış hatırlamıyorsam minimal bir baykuş dövmesi vardı." Karşımda ki adamın alnında sinirden belirginleştiğini düşündüğüm damar bana göz kırparken yavaşça yutkundum. Yanlış bir şey mi demiştim?

"Cenk!" Yeşil gözlü adamın kükremesiyle irkilip bir adım geriye gittim.

"Buyurun efendim." İçeri sonunda Türk biri girdiğinde  mutluluktan çığlık atmak istedim. Şu son üç saatte Türk birine hasret kalmıştım resmen.

"Tuzağa düştük Andrei adamını aramıza sızdırmış. Yüksek ihtimalle Antonu kaçıranlar da onlar. Hemen büyük eve haber gönder." Cenk kafasını salladı.

"Tamamdır efendim." Yeşil gözlü adam dilini alt dudağında gezdirdi. 

"Bu akşam Rusyaya dönüyorum hazırlıklar yapılsın varır varmaz Andreiyi geberteceğim. Kaverinlerle uğraşmayı canıyla ödeyecek." Cenk kafasını sallayıp hızlıca odadan çıktığında yeri olmasa da konuşmak için boğazımı temizledim.

"Şey ben gidebilir miyim artık? Ailem ve arkadaşlarım çok merak etmiştir-" Yeşil gözlü adam aniden sözümü kesti.

"Olayın merkezinde olan birini göndereceğimi mi düşündün gerçekten? Benimle bu akşam Rusyaya geliyorsun. Suçsuz olduğuna dair bir kanıt bulunana kadar da benimlesin." Duyduğum şeyler beni şoka sokarken yutkundum.

"Bakın ben hiçbir şey bilmiyorum, hiç bir şeyle de alakam yok zaten. Duyduklarımda benimle mezara kadar gelir söz veriyorum."  Kendimi ne olduğunu dahi anlayamadan burada bulmam yetmiyormuş gibi şimdide tutsak kalmıştım. Delirmeme ramak kalmıştı artık. "Bırakın beni gideyim lütfen."

"Olayla alakan var mı yok mu anlayacağız." Yeşil gözlü adam arkasını dönüp sandalyesine astığı ceketi üstüne geçirdi. "İlerle."

"Sizi polise şikayet edeceğim beni suçsuz yere-" Karşımda ki adam daha cümlemi tamamlayamadan alay dolu bir kahkaha attı.

"Çok korktum ya ne yapsak bıraksak mı seni acaba? Sabır..." Adam yanıma gelip kolumdan tutuğu gibi beni arkasından sürüklemeye başladı.

"Devletin polisini tiye almak-" Adımları yeri titreten adam beni asansörün açılan kapısından adeta içeri fırlattığında sızlayan kolumun acısıyla yüzümü buruşturdum.

"Bak çocuk canım burnumda zaten birde seninle uğraşamam kapat o çeneni, adam gibi dur. En ufak bir hareketinde kafana sıkmak için can atıyorum zaten." Dudaklarım istemsizce titremeye başladığında gözlerimi sıkıca kapattım. Ağlamamam gerekiyordu ama karşımada ki hayvan sinirlerimi bozmuşken bu çok zordu. 

Asansör ding sesiyle durduğunda yanımda ki adam tekrardan kolumdan sıkıca tutup yürümeye devam etti. Otoparka gelip Mercedes G kasa arabanın önünde durduğumuzda sertçe yutkundum. Hayallerimde ki arabayla karşı karşıyaydım. Ağlamayı biraz daha erteleyebilirdim sanırsam.

"Geç." Yanımda ki canavarın uyarısıyla arabanın önünden dolanıp koltuğa yerleştim. Her ne kadar kaçıp gitmek birilerine seslenmek istesem de dakikalar önce alnıma doğrultulan silahın varlığı cesaretimi kırıyordu. Yanımda ki canavar arabayı sürmeye başlar başlamaz telefonu çaldı. Ben arabayı incelerken yeşil gözlü canavar anlamadığım dilde karşısındakiyle konuşmaya başladı. Tahmini yaklaşık bir on dakika daha konuşup telefonu kapattı ve arabayı durdurup aşağıya indi. Ben arabada öylece otururken adam sabır dilenerek kapımı açtı ve inmemi bekledi. Araba yüksek olduğu ve ayaklarım yere değmediği için aşağıya adeta atladım. Esin şuan yanımda olsaydı gülmekten kırılmış 'kanka paraşüt getireyim mi?' diye espri yapmıştı bile.

Yeşil gözlü canavar kolumdan tutup ilerlemeye başladığında boş piste girdik. Kapısı açık olan Uçağa ilerleyip bindiğimizde ise hostesin gelmesiyle rahat koltuklara oturup kemerlerimizi bağladık. Korumaların bize eşlik etmeyecek olması garipti.

"Öncelikle Kaverin çiftine iyi yolcuklar dileriz. Yolculuk hakkında sizleri bilgilendirmek için çok az vaktinizi alacağım şimdiden teşekkür ederim." Hostes Rusça konuşmaya başladığında yanağımın içini dişledim. Bundan üç saat önce biri bana adını bile bilmediğin bir adamla onun uçağında Rusyaya gideceksin dese yüksek ihtimalle gülerdim. Ancak gerçekten de dilini bilmediğim bir ülkeye adını bile bilmediğim bir adamla gidiyordum...


                              Devam Edecek

Kitap okunmazsa acayip üzülürüm :\

Arkadaşlar bölümleri yayınlıyorum ama size bildirim gitmiyor çıldıracağım ya.



RUH ADAM (BXB)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin