33- Yüzük

14.1K 1.1K 214
                                        


Valeriyle birlikte arabadan indikten sonra el ele apartmana girip yukarıya çıktık. Kapının önünde ki ayakkabılar ve içeriden gelen sesler heyecanımı körüklemeye yetmişti bile. Lisedeyken eve geldiğimde kapının önünde gördüğüm ayakkabılar ve içeride ki teyzeler beni gererken şimdiki kalabalık heyecanlandırıyordu.

"Hazır mısın?" Kafamı salladığımda Valeriy zili çaldı. Bu kadar heyecanlanmam normal miydi?

"Yaran iyi değil mi?" Valeriy kafasını sallayıp dudaklarını saçlarıma bastırdığında kapı Esin tarafından açıldı. Bize gülümseyerek bakıp kenara çekildiğinde ayakkabılarımızı çıkartıp içeri geçtik. Esinle baş başa kaldığımız an gördüklerini abarta abarta anlatacağından adım kadar emindim.

"Hoş geldiniz." Esine gülümseyip ellerimizi ayırmadan salona ilerledik. Tüm bakışlar bize döndüğünde derin bir nefes aldım. Figen hanım ve annem bize gülümseyerek bakıyordu.

"Gelin çocuklar hoş geldiniz, oturun şöyle." Gülümseyerek Figen hanımın yanına oturduğumuzda elimi Valeriynin elinden çektim. Herkesin bize bakması beni hafiften de olsa germişti. "Niye bu kadar geç kaldınız?" Ensemi hafifçe kaşıdım.

"Hazırlanmamız uzun sürdü kusura bakmayın beklettiğimiz için." Valeriynin konuşmasıyla herkes gülümsedi. Daha sabah her şey normalken iki saatte yaşamadığımız şey kalmamıştı. Biz geç kalmayacaktık da kim kalacaktı?

"Sorun değil oğlum hoş geldiniz." Annem gülümseyip ayaklandığında Esinle Derini de peşine takıp salondan çıktı. Bende Valeriyle Figen hanımın ortasından kalkıp hızlı adımlarla mutfağa ilerledim. Annem büyük bir hızla tabaklara hazırladığı hamur işlerini koyuyordu.

"Tabakları herkese verdiğinizden emin olun." İkili kafasını sallayıp hazır tabakları aldığında gülümseyerek yanlarına yaklaştım.

"Şu tabaklar hazır mı anne?" Annem sesimi duyar duymaz hızlıca arkasına döndü.

"Niye geldin oğlum sen? Geç otur hallediyoruz biz." Gülümseyip kafamı sağa sola salladım.

"Önemli değil anneciğim sıkıldım zaten oturmaktan." Annem 'iyi madem' deyip elime iki tane tabak tutuşturduğunda Esinlerle beraber kısa sürede tabakları ve çayları içeri götürüp bizde yerlerimize yerleştik. Herkes ikramlıklardan tadıp çay eşliğinde sohbet etmeye başladığında Esinle annem o sırada yüzük tepsisini hazırlamakla uğraşıyordu.

"Yüzükler hazır mı Arzu hanım?" Figen hanımın sorusuyla annem kafasını salladı. "Öyleyse yüzüklerimizi takalım artık." Herkes hep birlikte ayaklandığında Figen hanım Valeriyle beni herkesin rahatça görebileceği yere yani salonun orta kısmına doğru yönlendirdi. Esin nişan tepsisiyle gelip yanımızda durduğunda ise Figen hanım eşine ne yapması gerektiğini anlatmaya başladı. Heyecanım gittikçe artıyordu.

"Sakin ol." Valeriy titreyen elimi sıkıca tuttuğunda babası yanımıza gelip gülümseyerek yüzük kutusunu aldı. Benim yüzüğümü Valeriye, Valeriynin yüzüğünü de bana uzattığında Valeriy elimi nazikçe tutup yüzüğü parmağıma geçirdi. Bende elimde ki yüzüğü Valeriynin parmağına taktığımda kırmızı kurdele üstünde ki boncuklarla birlikte iyice gerildi. Valeriynin babası makasa uzanır uzanamaz Esin makası alıp arkasına sakladı. Baldızlığını sonuna kadar yapacaktı.

"Makas kesmiyor efendim." Mark bey gülümseyerek elini cebine attı ardından bir deste dolar çıkartıp tepsiye bıraktı. Esinin ağzı şokla açılırken makası Valeriynin babasına uzattı. Herkes heyecanla kurdelenin kesilmesini beklerken son kez derin bir nefes aldım.

"Umarım hep mutlu olursunuz ayrılık hiç uğramasın size. Aşkınızın hep artması dileğiyle." Valeriynin babası kurdeleyi kestiği an boncuklar yere döküldü ve herkes bu anı bekliyormuşçasına alkışlamaya başladı. Babam dolu gözleriyle bana bakarken Valeriynin babası ve Figen hanımla hızlıca tebrikleştim ardından vakit kaybetmeden babamın kollarına koştum.

"Babacım." Babam kollarını belime dolayıp beni sıkıca sardığında bende kollarımı babamın boynuna sıkıca doladım. 

"Büyüdün de evleniyorsun ha." Kıkırdayıp babamın yanaklarına küçük öpücükler bıraktım. Bu adamdan nasıl ayrılacaktım şimdi?

"Annene sarılmayacak mısın Toprakçım?" Kıkırdayıp babamdan ayrıldıktan sonra anneme de sıkıca sarıldım ardından Mark bey ve eşiyle de tebrikleşip Esinle Derine doğru yöneldim.

"Vay be kanka sende evleniyorsun..." Kocaman gülümsedim.

"Esin aramızda ilk evlenen benim zaten." Yüzümde ki gülümsemeyle Esin ve Derine de sıkıca sarıldım ardından Valeriye doğru yönelip utanarak da olsa kollarımı boynuna doladım. Parmak uçlarımda yükseldiğim için Valeriy de bana doğru eğilip kollarını belime sardı ardından boynuma kaşla göz arası küçük bir öpücük bıraktı.

"O güzel eline yüzük ne kadar yakıştı bir bilsen." Gülümseyip Valeriynin de kollarından ayrıldım. "Birbirimize nasıl yakıştık anlatamam." Alt dudağımı ısırıp kafamı eğdim.

"Öyle sevgilim." Valeriy gülümseyip beni belimden hafifçe ittirerek koltuğa yönlendirdi. Herkes yerlerine oturup sohbet etmeye devam ederken Valeriy çaktırmadan elini belime atıp hafifçe okşamaya başladı. Bir saniye teması kesmeye dayanamıyordu.

"Düğün için Temmuza gün ayarlamaya çalışıyoruz." Valeriynin babasının konuşmasıyla babam yerinde hafifçe kıpırdandı.

"Çok erken değil mi? Temmuza ne kadar kaldı şunun şurasında." Figen hanım hafifçe gülümsedi.

"Ne kadar erken o kadar iyi. Araya zaman girince sorunlar da artıyor." Bugün yaşananlardan sonra düğünü en erkene almaya çalıştıklarını anlamıştım. Ki onlar da kendilerine göre haklıydı.

"Haklısınız evet ama daha Toprak için hiçbir hazırlık yapmadık." Figen hanım annemin dediği şeyle boğazını temizledi.

"Hiç zahmete girmeyin lütfen. Her şeyi eksiksiz bir şekilde biz halledeceğiz." Babam iyice arkasına yaslandı.

"Oğlumuz için bizde bir şeyler yapmak isteriz. Tek çocuğumuz neticesinde ona yapmayacağız da kime yapacağız." Valeriynin babası derin bir nefes alıp ellerini kucağında birleştirdi.

"Sizde haklısınız tabi ama düğün bizim istediğimiz yerde oluyor masrafları da biz üstlenmeliyiz." Annem hızlıca söze atladı.

"O zaman bizde gençler burada kendi aralarında bir eğlence düzenlerlerse onu üstlenelim. Bekarlığa veda diyor şimdi ki gençler galiba. En güzelinden gönüllerince yaparlar." Esin gülümseyip bana göz kırptı. Bu karara en çok o sevinmişti, gözlerinden okunuyordu.

"Peki madem nasıl isterseniz." Figen hanımın da fikrini belirtmesiyle herkes kendi arasında sohbet etmeye devam etti. O sırada Mark bey bana dönüp hafifçe gülümsedi.

"İyisin değil mi?" Kafamı usulca salladım. O da geldiği ve beni o halde gördüğü için endişelenmiş olmalıydı. "Valeriy, Kuzgunun çetesi efendilerinin kesilmiş başını gördüğü için ayaklanıp olay çıkartmış. Ne yapalım dersin?" Mark bey Valeriye doğru dönüp Rusça konuştuğunda bilmemen gereken bir konunun açıldığını anladım.

"Kaverinlerin gücünü anlatacağız. Bize yapılan yanlışın sonuçlarını da tüm camiaya göstereceğiz." Mark bey kafasını sallayıp arkasına yaslandı.

"Bir sorun mu var?" Valeriy bana dönüp hafifçe gülümsedikten sonra parmaklarıyla usulca belimi okşadı.

"Hayır güzelim bir şey yok." İnanmasam da kafamı sallayıp konuşulan konuya geri odaklandım. 

Geç saatlere kadar hep birlikte oturuldu, sohbetler edildi sonrasında da Valeriynin babasının ayaklanmasıyla misafirler ısrarlarımıza rağmen evden ayrıldı. Valeriy çıkmadan kaşla göz arası alnıma öpücük kondurup yarın beni okuldan alacağını söylediğinde hissettiğim heyecanla kafamı sallayıp onu da yolcu ettim ardından bu uzun günün yorgunluğunu atmak için banyoya ilerleyip tekrardan sıcak bir duşa girdim...


                      Devam Edecek

<3

RUH ADAM (BXB)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin