10- Mafya Bozuntusu

19.3K 1.2K 289
                                        


Uykuyla uyanıklık arasında havalandığımı hissetmemle gözlerimi hafifçe araladım. Beni kolları arasına almış bedene bakıp kıpırdandığımda onunda bakışları bana döndü.

"Uyandırdım mı?" Derin bir nefes alıp inmek için doğrulmaya çalıştığımda Valeriy beni yavaşça yere bıraktı. Yere oturup ağlarken yüksek ihtimalle uyuyakalmıştım. "İyi misin? Rengin gitmiş biraz."

"İyiyim." Valeriye kısa bir bakış atıp gitmek için arkamı döndüğüm sırada aniden bileğimden tutulmamla adımlarımı durdurdum.

"İyi değilsin." Bileğimi Valeriynin elinden yavaşça kurtardığımda sert bakışlarını gözlerime sabitledi.

"Kaç gündür en ufak bir suçum olmamasına rağmen yanında duruyorum. Ailem, arkadaşlarım benim için endişelenirken nasıl iyi olmamı bekliyorsun?" Valeriy ifadesizce yüzüme bakmaya devam etti.

"Bu durum sana çocuk oyuncağı gibi mi geliyor? Normalde benim için gönderilmiş bir ajan olsan da olmasan da kafana sıkmam gerekirdi. Büyük eve giren biri ya Kaverindir ya da öldürülecek bir köstebektir. Sen bugüne kadar bu kriterlerin dışında kalan tek istisnasın. Karşıma geçip hesap sorman nasıl bir cesaret bilmiyorum ama karşında arkadaşın ya da trip atacağın biri yok." Duyduğum şeyler yüzünden sinirle soludum.

"Ben bu malikaneye de büyük eve de kendi isteğimle gelmedim. Beni tutup buraya getiren sensin bu bir ikincisi de sen ne benim arkadaşım ne de trip atacağım biri olursun zaten merak etme." Bende gözlerimi karşımda ki adamın gözlerine sabitledim. Ne kadar kararlı olduğumu görmesini istiyordum.

"Karşıma geçip böyle konuşabildiğine göre yürek yemişsin belli ama unutma ki seni öldürmem için hala geç değil." Kollarımı göğsümde birleştirdim.

"Adamsan öldürürsün." Valeriy derin bir nefes alıp gözlerini kapattı. "Ne oldu yemiyor-" Sinirle soluyup aniden kolumdan sıkıca tutmasıyla irkildim.

"Gerektiğinde iki saatte senin bir günde gördüğün insan sayısı kadar adam öldürüyorum ben. Sen kimsin de seni öldüremeyecekmişim?" Sertçe yutkundum. "Benim sabrımı sınama çocuk yakarım canını." Kolumu sertçe bıraktığında sızısını iliklerime kadar hissettim.  "Cenk!"

"Buyurun efendim." Cenk hızlıca buraya doğru geldiğinde Valeriy ceketinin yakasını düzeltti.

"Uçağı hazırlayın misafirimizi Türkiyeye geri götüreceksiniz. Evine kadar sağ salim bırakmadan dönmeyin." Cenk kafasını salladığında Valeriy bana bakmadan ilerledi. "Arabamı da hazırlayın.

Valeriy hızlı adımlarla gözden kaybolduğunda yanımda duran korumaya göz ucuyla baktım. Cebinden telefonunu çıkartıp birini aradığında derin bir nefes alıp içimde ki garip hisle birlikte kenarda duran koltuğa oturdum. Şuan mutlu olup havalara uçmam gerekiyordu ancak ben kendimi fazlasıyla sinirli hissediyordum. Sorgulamadan benimle aynı yatağa yatan mafya bozuntusu adam karşıma geçmiş bana ahkam kesiyordu. Hissettiğim sinirle hızlıca ayaklanıp odadan bir hışımla çıktım. Valeriye hesap sormak için peşinden gideceğim sırada Figen hanımın yanıma gelmesiyle adımlarımı durdurdum.

"Toprakçım uyandın mı?" Kafamı sallayıp gülümsedim ona büyük bir teşekkür borçluydum.

"Figen hanım ben her şey için teşekkür ederim." Figen hanım gülümseyip elini sızlayan koluma attı.

"Neden veda eder gibi konuşuyorsun?" Kafamı eğip dudaklarımı birbirine bastırdım.

"Türkiyeye dönüyorum..." Figen hanımın şaşırdığını çattığı kaşlarından anladım.

"Hemen mi?" Kafamı usulca salladım. Hemen dönmem herkes için daha iyiydi. "Alıştırdın kendine şimdide gidiyorsun." Figen hanımın dediği şeye kıkırdadım. Burada bulunduğum süre boyunca ısındığım sayılı insanlardandı Figen hanım.

"Misafirliğin kısası makbuldür." Figen hanım dediğim şeye kıkırdayıp kafasını salladı.

"Ne zaman istersen gel olur mu? Bu evin kapıları hep açık sana." Gülümseyip Figen hanıma sarılmak için kollarımı açtım. Figen hanımda kollarını açıp bedenimi sıkıca sardığında hafifçe gülümsedim. Figen hanım iyi bir insandı. Burada olduğum süre boyunca bana fazlasıyla yardım etmiş beni oğullarından ayırmamıştı.

"Kendinize iyi bakın." Figen hanım gülümseyip kollarımdan ayrıldı.

"Sende kendine iyi bak oğlum." İçeriye hızlı adımlarla giren Cenk kendini belli etmek için öksürdüğünde ona doğru döndüm.

"Uçak hazır efendim." Kafamı sallayıp Figen hanıma son kez sıkıca sarıldım ardından önümde yürüyen Cenki takip etmeye başladım. 

Evden çıkıp bahçeye adımladığımızda kafamı çevirip büyük malikaneye ilk geldiğimde baktığım gibi uzunca baktım ardından önüme dönüp benim için açılan kapıdan arabaya bindim. Cenk de şoför koltuğuna geçtiğinde arkadan gelen korumalar eşliğinde malikaneden ayrıldık. Ana yola çıktığımızda kafamı cama yaslayıp dışarıyı izlemeye başladım. Sonunda öyle yada böyle Türkiyeye dönüyordum. Ailemi, arkadaşlarımı, Yusufu, herkesi her şeyi çok özlemiştim.

"Toprak bey eğilin!" Cenkin bağırmasıyla daha ne olduğunu anlayamadan silahlar patladı ve araba aniden durdu. Hissettiğim korkuyla ufak bir çığlık atıp kafamı yere eğdim. İçinde olduğum arabaya ateş açılırken gözlerimi sıkıca kapattım. Belki de tüm bunlar ölmemin vakti geldiği için başıma geliyordu...


                        Devam Edecek

...

RUH ADAM (BXB)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin