Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
★
4 Sene Sonra
Okulumu bitirip diplomamı almış, üstüne iki senelik yüksek lisans yapmıştım. Sonrasında ise Valeriynin ısrarları üzerine iki senedir burada olduğumuz İstanbul'un, en işlek semtinde güzel bir klinik açmıştım. Valeriy İstanbul da ki şirketin başına tekrardan geçerken Elçin, çoktan beş yaşına girmiş hatta kreşe bile başlamıştı.
Gözlerim masanın üzerinde yazan isimliğe kaydığında hafifçe gülümsedim. Uzman psk. Toprak Kaverin. İsimliğin hemen yanında duran çerçevede ise Valeriyle benim ve kucağımızda duran kızımızın fotoğrafı vardı. Gülüşlerimiz fotoğrafta bile bu kadar canlı dururken kapının tıklatılmasıyla bakışlarımı çerçeveden ayırıp oturduğum yerden hafifçe doğruldum.
"Gir!" Asistanım Tumay elinde ki dosyalarla içeri girdiğinde düşük numaralı gözlüğümü hafifçe düzelttim.
"Toprak bey normalde biraz sonra gelecek olan hastanız bu hafta olacak olan seansa gelmeyeceğini söyledi." Tumaya bakıp kafamı salladım. "Üçte gelecek olan hastanız şuan burada. Onu erkenden alayım mı?"
"Olur al sen hastayı. Hem seansı da erkene çekmiş oluruz." Tumay kafasını sallayıp dışarı çıktığında gözlüğümü düzeltip çekmeceden defterle kalemimi çıkardım. Kapı çok geçmeden tıklatılıp açıldığında içeriye fazlasıyla genç duran bir hasta girdi. Tumay kapıyı kapatıp odadan çıktığında ayaklanıp genç kıza gülümseyerek selam verdim. "Merhaba."
"Merhaba." Genç kız çekinerek masanın önünde ki sandalyeye oturduğunda yerime yerleşip gülümseyerek genç hastama döndüm.
.
Seans olması gerekenden biraz daha kısa sürede bittiğinde genç kız biraz daha rahatlamış bir şekilde odadan çıktı. Bende eşyalarımı toparlayıp çantamı aldıktan sonra koridorun başında ki asistanıma doğru ilerledim.
"Tumay ben çıkıyorum sende işin bitince ayrılırsın." Hasta kayıtlarını düzenleyen Tumay kafasını salladığında görüşürüz deyip klinikten ayrıldım. Bahçede duran arabama ilerleyip bindikten sonra çantamı kenara bırakıp arabayı çalıştırdım ardından park yerinden çıkıp ana yola girdim. Arabada çalan şarkı telefonumun çalmasıyla kesildiğinde gözümü yoldan ayırmadan telefonu açtım.
"Güzelim çıktın mı?" Valeriynin sesi arabayı doldururken hafifçe gülümsedim.
"Çıktım aşkım, Elçini almaya gidiyorum."
"Elçini aldım ben, sen direkt eve geç bizde geliyoruz güzelim." Tam sağa dönecekken son anda durup dümdüz ilerlemeye devam ettim. "Ha birde güzelim Elçin hamburger diye tutturdu gelirken alacağız, yemek yapmakla uğraşma." İç çekip kırmızı ışıkta durdum.