★
Uçuşumuzun üstünden yaklaşık üç saat geçmişti ve ben bu üç saat içerisinde düşünmekten deli olmuştum. Esin ve Derine telefon görüşmesi yapacağım dedikten sonra dışarı çıkmış daha da geri dönmemiştim bu yüzden deli gibi endişelenmeleri olasıydı. Annem ve Babam ise sabahtan beri benden haber alamadıkları için karakolun kapsına dayanmış olmalıydı. Yusuf ise yüksek ihtimalle dernekten arkadaşlarını toplayıp beni deli gibi aramaya koyulmuştu. Sevdiğim insanlar belki de benim için deli gibi endişelenirken ben burada elim kolum bağlı saçma sapan bir olay yüzünden tutsak kalmıştım.
"Sana diyorum." Yanımda ki canavarın seslenmesiyle düşüncelerimden sıyrılıp ona döndüm. "Ne yersin?" Hostes ikimize kaçamak bakışlar atıp gülümsemediğinde bakışlarımı kaçırıp boğazımı temizledim.
"Kahve içsem yeter." Yeşil gözlü canavar kafasını sallayıp hostese bir şeyler söyledikten hemen sonra önüme uzatılan kahveyi elime alıp kocaman bir yudum aldım. Kafein bağımlılığım gün geçtikçe daha da çok artıyordu.
"Seninle alakalı her şeyin bilgisi en sevdiğin renkte dahil olmak üzere şuan önümde ki bu dosya da kayıtlı ve adamlarım yakınlarının her bir hareketini bizzat yakından takip ediyor. " Yanımda ki adamın dedikleriyle sertçe yutkundum. "En ufak bir hatanda olacak şeylerin senaryosu az çok kafanda oluşmuştur diye düşünüyorum. Beni öldürmek için tutulmuş bir ajan olduğun ortaya çıktığı an daha sen olayı anlayamadan kafana sıkacağımı bil." Elimde ki kahve titreyen elim yüzünden hafifçe üstüme döküldüğünde yutkundum. Yanımda oturan adamın şakası yoktu. Hiç acımadan bana uzattığı silahı aynı şekilde ateşlemesi bir saniyesini dahi almazdı. Ancak onunda içten içe benim suçsuz olduğumu kabullendiğini biliyordum. Aksi taktirde şüphelendiği biriyle aynı uçağa binmezdi. Benim ona parmağımın ucuyla dahi dokunamayacağımı gayet iyi biliyordu.
"Efendim yarım saat içinde inişi gerçekleştireceğiz." Hostesin yanımıza gelip konuşmasıyla yeşil gözlü adam kafasını salladı. Rusya da ne yapacaktım en ufak bir fikrim yoktu. Hiçbir şeyle alakam olmadığını biliyordum ancak korkmuyor da değildim. Yanımda ki adam onunla göz göze gelsem bile kafama sıkacak kadar manyak duruyordu. Aynı zamanda ajan diye şüphelendiği biriyle aynı uçağa binecek kadarda deli..."Lütfen kemerlerinizi bağlayın inişi gerçekleştiriyoruz."
"Kemerini bağla." Yeşil gözlü canavarın uyarısıyla kemerimi hızlıca bağlayıp derin bir nefes aldım. Yüksek ihtimalle iniş yapıyorduk.
"Uçağımız iniş yapmıştır efendim. Kapılar hemen açılacaktır." Hostes bize bakıp gülümsediğinde uçağın kapısı hızlıca açıldı. Yanımda ki adam kemerini çözüp ayaklandığında bende kemerimi çözdüm. Peşinden kalkıp yürümeye başladığımda uçağın merdivenlerinden indim. O sırada bize doğru gelen korumalarla nefesimi tuttum. Hepsi etrafımızda konumlanıp kafasını eğdiğinde yeşil gözlü canavar onlara kısa bir bakış atıp yürümeye devam etti. Adımları yeri inletiyor onun bir adımı benim üç adımıma tekabül ediyordu. Kendimi annesine yetişmeye çalışan ördek gibi hissediyordum. Korumaların birazı yanıma gelip bana eşlik ettiğinde hissettiğim korkuyla kafamı eğdim. Bu kadar gerilmem normal miydi?
"Efendim büyük eve mi gidiyoruz?" Önümde konuşan ikiliyi umursamadan yanımda yürüyen korumalara kısa bir bakış attım. Hepsi bizi uçan kuştan bile koruyacak kadar donanımlı gözüküyordu.
"Önce malikaneye." Aramızda ki mesafe fazlasıyla açıldığında adımlarımı biraz daha hızlandırdım. Fazlasıyla lüks aynı zamanda da güzel bir arabanın önünde durduğumuzda korumalar hızlıca yeşil gözlü adamın kapısını açtı. Yanımda duran korumalardan biri de benim tarafımda ki kapıyı açtığında hepsine şaşkınca baktım. Bu adamlar her şüphelendikleri kişiye bu denli saygılı mı davranıyordu?
"Buyurun efendim." Korumanın bana bakmadan konuşmasıyla derin bir nefes alıp arabaya bindim. Arkamdan küfür etseler anlamayacak yüksek ihtimalle kafamı sallayıp geçecektim.
"Babam büyük eve gitti mi?" Yeşil gözlü adamın konuşmasıyla arabayı süren koruma kafasını salladı. Arabada büyük bir telaş hakimken çok geçmeden yüksek korumalı malikaneye giriş yaptık. Büyük bahçeye girdiğimiz an etrafa konumlanmış korumaların yarısı arabaya yaklaşıp yeşil gözlü adamın kapısını açtı. Benim kapım da hemen ardından açıldığında hızlıca arabadan indim. İner inmez ise içime işleyen keskin soğukla titrek bir nefes aldım. İstanbula sürekli soğuk deyip dert yanan ben an itibarıyla bu lafımı geri alıyordum. Burada ki soğuk çok daha farklı bir şeydi.
"Valeriy oğlum..." Sarı saçlı benim boylarımda bir kadın malikaneden çıkıp bize doğru koştu ve yanımda ki yeşil gözlü adama sıkıca sarıldı. Kadının Türkçe konuşmasına şaşıramadan bedenimin sımsıkı sarılmasıyla gözlerimi sonuna kadar açtım. "Bu yakışıklı oğlumuz kim Valeriy, damadım mı yoksa?" Yaşadığım bilmem kaçıncı şokla ve içime işleyen soğukla öylece kalakaldım...
Devam Edecek
ŞİMDİ OKUDUĞUN
RUH ADAM (BXB)
Action[TAMAMLANDI] Rus bir mafya ile psikoloji okuyan bir gencin tesadüflerle dolu hikayesi. EŞCİNSEL VE MPREG BİR KURGUDUR !
