★
Hissettiğim baş ağrısıyla gözlerimi hafifçe aralayıp elimi şakaklarıma attım. Başım zonklarken uzandığım yerden hafifçe doğruldum. Alkol eşiğim bu kadar düşükken hayvan gibi içmem olacak iş değildi. Sabah ceremesini fazlasıyla çekiyordum.
"Off başım..." Kollarımı iki yana açarak kocaman esnedim ardından yatağımdan yavaşça kalkıp odamdan çıktım. Lavaboya girdiğimde işlerimi halledip yüzümü soğuk suyla yıkadım.
Yavaş yavaş kendime gelirken, en son Esinle içmeye gittiğimizi akşama kadar da orada kaldığımızı hatırladım. Sonrasında ne yapmıştık, eve nasıl gelmiştik hatırlayamasam da dans ettiğimiz anlarda yavaş yavaş aklıma gelmeye başlamıştı. Daha sonra bunları Esine sormayı aklıma not edip yüzümü havluyla kuruladım sonrasında da banyodan çıkıp yavaş adımlarla mutfağa ilerledim. Annem arkası bana dönük şekilde sarma sarıyordu.
"Günaydın anne." Annem bana doğru hafifçe dönüp kaşlarını çattı.
"Saat öğlenin üçü oldu beyefendi. Dün ne kadar eğlenceli geçtiyse artık gün daha yeni aymış sana." Annemin dediği şeye gülümseyip kendimi sandalye attım. Onlara haber vermeden gittiğim için sinirlenmiş olmalılardı.
Annem sarmayı bırakıp bana çay koymak için ayaklandığında boğazımı temizleyip "Anne dün saat kaçta geldim eve?" diye sordum.
"Geldim derken? Geldik demek istedin herhalde." Annemin uzattığı çaydan bir yudum alıp bardağı masaya bıraktım. "Yakışıklı bir adamın kollarında gecenin bir vakti eve geldiğini hatırlıyorsundur umarım." Ağzımda ki çayı masaya püskürtüp öksürmeye başladım. Doğru mu duymuştum?
"Ne!?" Annem beyaz masaya yer yer damlayan çay lekelerine bakıp enseme bir tokat indirdi.
"Mahvettin masayı düzgün iç şunu oğlum ya." Kenarda duran peçeteyle masayı gelişi güzel temizledim. "Takım elbiseli bir adamın kollarında geldin eve, baban da sizi öyle görünce adamı oklavayla tehdit etti. Adam da dalyan gibiydi maşallah bana mısın demedi seni odana bırakıp evden çıktı." Aklıma dolan anlarla has diktir diye mırıldanıp alt dudağımı dişledim. Kelimenin tam anlamıyla sıçmıştım.
"Anne adam yeşil gözlü müydü?" Annem kafasını sallayıp iç çekti.
"Valla adam çok yakışıklıydı oğlum, böyle zevklerin olduğunu bilmiyordum. Bu arada baban sizi öyle görünce deli oldu haberin olsun, işe bile zar zor gönderdim." Dilimi dudaklarımda gezdirip Valeriye söylediğim utanç verici şeyleri hatırlamaya çalıştım. Aklıma dolan anlarla ise yanağımın içini dişledim.
"Seninle mi olsam?" Elimi yüzüme kapatıp ağlamaya benzer bir ses çıkardım. Şuan evren üzerinden buharlaşıp yok olmak istiyordum...
...
Olay Gecesi
(Yazarın Anlatımıyla)
"Seninle mi olsam?" Esin arkadaşının yanına koşturduğu için nefes nefese kalmıştı. Birden ortadan kaybolan arkadaşı ise yabancı bir adamın kucağında uyukluyordu.
"Arkadaşım o benim." Esin parmağıyla arkadaşını gösterdiğinde Valeriy kucağında ki bedeni sıkıca tuttu. Sanki karşısında ki bu genç kadın kollarında ki bedeni ondan alacak gibi hissetmişti.
"Uğur hanımefendiyi evine kadar bırakın." İfadesiz koruma kafasını sallayıp sarhoş kadının kolundan hafifçe tuttu.
"Bıraksana be! Toprak uyan ,kaçırıyorlar beni!" Koruma genç kadını çekiştirerek mekandan çıktığında Valeriy kucağında ki bedene aldırmadan içkisinden bir yudum aldı. Kucağında ki bu çocuk onu neden rahatsız etmiyor bilmiyordu. Kendisiyle büyük bir savaş içerisindeydi. Toprağın söylediği şeye de anlam yüklemiyor sarhoşluğuna veriyordu. Bu durum işleri daha da karmaşıklaştırıyordu pek tabi. Toprağın burada olduğunu öğrenir öğrenmez şirketten 'yoruldum bir şeyler içmek istiyorum' bahanesiyle çıkmıştı. Hem abisini hem de farkında olmadan kendini kandırıyordu aslında.
"Valeriy..." Uyuklayan çocuk mırıldanmaya başladığında Valeriy elini çocuğun saçlarına attı. "Sen Yusufu dövdürebilir misin?" Valeriy hafifçe gülümsedi. Nadiren gülen yüzü bu çocuk sayesinde daha çok gülmeye başlamıştı.
"Dövdürebilirim." Toprak hafifçe gülümsedi ardından Valeriynin "İster misin dövdürmemi?" diye sormasıyla kafasını usulca salladı.
"Valeriy..." Toprağın işveli sesiyle iç çekti. "Olacak mıyım seninle?" Cilveli hallerini ise elinden bir kaza çıkmaması adına aklına bile getirmiyordu.
"Ayıldığında 'ben bunları nasıl söyledim' diye kendine çok kızacaksın haberin olsun." Toprak omuz silkti. Şuan dünya yansa umurunda olmazdı. Keyfi o derece yerindeydi.
"Onu boş ver, seninle olacak mıyım olmayacak mıyım onu söyle bana?" Valeriy elini şakaklarına attı. Bu çocuk onu sınıyordu.
"Olmayacaksın." Toprak duyduğu şeyle kafasını hafifçe kaldırıp dudaklarını büzdü ardından bacaklarına kurulduğu bedenin kucağından kalktı. Madem onu istemiyordu, kucağında daha fazla oturmaz onunla muhatap olmazdı.
"Bende sarışın adamla olurum o zaman." Arkasını dönüp gidecekken sırtına yaslanan geniş gövdeyle olduğu yerde durdu. Valeriynin sıcak nefesi kulağını okşarken sertçe yutkundu.
"Sarışın adam puf oldu ama..." Toprak iç çekti. Arkasında ki beden çok yakınındaydı.
"O zaman başka birini bulurum bende." Valeriy kollarını Toprağın beline sardı sıkıca.
"Bul." Toprak dudaklarını büzüp kafasını eğdi. O başka birini bulmak istemiyordu ki. Arkasında, onu kollarıyla saran beden hazır duruyorken başkasına ne gerek vardı?
"Bırak o zaman." Valeriy gülümsedi.
"Yoo." Toprak kendisini saran kollardan kurtulmaya çalıştı ancak kurtulamadı. O dakikalar, ömrü hayatı boyunca kurtulamayacağından da habersizdi.
"O zaman-" Toprak aniden havalandığında ufak bir çığlık atıp kendisini kaldıran adamın boynuna kollarını doladı. "Düşeceğim Valeriy."
"Benim kollarımdaysan düşmezsin." Valeriy kendinden emin adımlarla yürümeye başladığında arkasından korumaları da eşlik etmeye başladı. Toprak sarhoşluğun verdiği etkiyle Valeriynin kollarında iyice mayıştığında uzun adam arabaya yerleşip onu bırakmadan arkasına yaslandı. Baş koruma, günlerdir orada nöbet tuttuğu için yolunu ezbere bildiği eve doğru sürerken Valeriy kucağında masum bir şekilde yatan çocuğun pamuk kadar beyaz yüzünü seyre daldı.
"Kaverin olmak zordur çocuk, kaldıramazsın." Toprak hafifçe hareketlenmeye başladığında araba mekana yakın olan evin önünde durdu.
Valeriy kucağında ki çocukla arabadan inip hızlıca apartmana girdi ardından bildiği dairenin önüne gelip zili çaldı. Kapı orta yaşlarda, Toprağa fazlasıyla benzeyen bir kadın tarafından açıldığında Valeriy hafifçe kafasını eğdi. "Merhabalar."
"Toprak?" Valeriy içeriye doğru ilerlemeye çalıştığında içeriden gelen adamla adımlarını durdurdu.
"Oğlum.." Orta yaşlı adam bir oğluna bir de oğlunu taşıyan adama baktı ardından kenarda duran oklavayı alıp Valeriye doğrulttu.
"Bırak oğlumu lan." Valeriy derin bir nefes alıp adama aldırmadan içeriye girdi. "Lan dallama! Ne hakla evime destursuz giriyorsun sen?" Valeriy arkasından küfürler ve hakaretler yağdıran adama aldırmayıp kucağında ki çocuğu yatağına bıraktı ardından bir şey demeden odadan çıkıp dış kapıya ilerledi. Normal şartlarda kendisine küfür eden birine karşı bu kadar sakin kalmaz, silahını devreye sokardı ancak içeride yatan çocuk şuan bunu yapmasına engeldi.
"İyi geceler." Valeriy hırçın çocuğun ailesine iyi geceler diledikten sonra arkasına bile bakmadan merdivenlere yönelip hızlıca dışarı çıktı. "Kendine gel Valeriy. El kadar çocuğa kapılacak zaman değil." Kendine küçük telkinler verip arabasına bindi ardından aklını işgal eden kahverengi gözleri unutmak için önünde ki belgelere odaklandı...
Devam Edecek
seni, seni, en çok seni...
ŞİMDİ OKUDUĞUN
RUH ADAM (BXB)
Aksi[TAMAMLANDI] Rus bir mafya ile psikoloji okuyan bir gencin tesadüflerle dolu hikayesi. EŞCİNSEL VE MPREG BİR KURGUDUR !
