"Bu ne hazin mesafe iki ten arasında; Bu hali dinleyenle dinleten arasında..."
★
1 Hafta Sonra
Son birkaç gündür uyanır uyanmaz soluğu banyoda alıyordum. Bugünde o günlerden biriydi. Uyandığım gibi banyoya koşup yediğim ne varsa çıkarmıştım. Bu bir hafta da beş kilo verdiğim gerçeği her aynaya baktığımda daha da gözüme çarpıyordu. Valeriy beni terk etmemişti aslında. Giderken ruhumu, kalbimi de söküp götürmüştü. Eğer düğün günümüzde çekip gitmeseydi bugün evliliğimizin ilk haftası dolmuş olacaktı ama o terk etmeyi seçmişti.
"Toprak iyi misin annecim?" Annemin kapıya vurmasıyla kendime son kez aynadan bakıp yüzümü yıkadım ardından dişlerimi fırçalayıp banyodan çıktım. Annem kapının önüne yaklaşıp yanıma geldiğinde sıkıntılı bir nefes aldı. "Oğlum betin benzin atmış inat etmede hastaneye gidelim artık."
"Gerek yok anne." Annem kollarımı sıkıca tuttu. Gözleri dolu dolu olmuştu.
"Hem kendini harap ediyorsun hem de bizi üzüyorsun annecim. Kırma beni Oya teyzenin çalıştığı hastaneye gidelim hem vereceği ilaçlar iyi gelir belki." Derin bir nefes alıp kafamı salladım. Benim için endişelenen insanları daha fazla üzmeye hakkım yoktu.
"Tamam üstümü değiştireyim çıkalım sonra." Annem kafasını sallayıp hafifçe gülümsediğinde yavaş adımlara odama girdim. Dolabıma ilerleyip siyah düz bir kot pantolon ve siyah düz bir tişört çıkardım ardından pijamalarımdan kurtulup üstümü giyindikten sonra saçlarıma bile dokunmadan odamdan çıktım.
"Hazır mısın annecim?" Kafamı sallayıp ayakkabılarımı giydim. Annem de ayakkabılarını giyip yanıma geldiğinde evden çıkıp aşağıya indik. Arabaya binip kemerlerimizi bağladığımızda annem arabayı çalıştırdı. Akıp giden yolu ruhsuz bir şekilde izlerken arkadan gelen Mercedes G kasa arabayla dikkatim o yöne kaydı. Yoldan geçen araba bile bana Valeriyi hatırlatıyordu. Bir tur bile binememiştim. Oflayıp önüme dönerken aniden gelen kusma isteğiyle elimi ağzıma bastırdım.
"Anne midem bulanıyor." Annem bana bakıp arabayı hızlıca sağa çekti. Kendimi arabadan atıp yeşilliğe doğru eğildikten sonra öğürmeye başladım. Annem sırtımı sıvazlarken kusmanın verdiği rahatlıkla kafamı kaldırdım. Annemin gözleri yine dolu dolu olmuştu. Beni böyle görmeye dayanamıyordu biliyordum.
"Daha iyi misin bebeğim?"
"İyiyim anne gidelim hadi." Yüzüm istemsizce buruşurken annem yüzüme dökülen saçlarımı geriye taradı. Arabamızın biraz gerisinde bir araba daha durmuştu ancak içini göremiyordum.
"Gel annecim." Annem koluma girdiğinde ona ayak uydurdum ardından tekrardan arabaya binip kafamı arkaya yasladım ve gözlerimi kapattım. Annem arabayı hızla hastaneye doğru sürerken derin nefesler almaya çalıştım. Çok geçmeden vardığımızda arabadan inip içeri girdik. Özel bir hastane olduğu için sırayı hızlıca alıp çok fazla beklemeden doktorun odasına girdik. Annemin fazlasıyla yakın olan arkadaşı Oya abla bizi gördüğünde gülümseyerek koltuğundan kalktı.
"Arzucum nasılsın?" Annem zoraki bir şekilde gülümsedi.
"İyiyim Oya sen nasılsın?" Doktor gülümseyip bizi koltuğa yönlendirdi.
"İyiyim bende. Önemli bir şey yok değil mi?" Oya abla bana dönüp gülümsedikten sonra anneme döndü.
"Valla bizde bilmiyoruz ki son bir haftadır sabahları sürekli kusuyor. Bazen yemek yediğinde daha bitiremeden soluğu banyoda alıyor. Bundan bir hafta önce kötü bir şey yaşadık. Onun etkisi mi bilmiyorum." Doktor kafasını salladı.
"Biz bir kan testi yaptıralım. Değerler nasıl bir inceleyelim sonrasında konuşuruz. Psikolojik de olabilir beynimiz bazen kaldıramadığı stresi vücudumuza geri dönüt olarak iletebiliyor." Annem kafasını salladı.
"Nereden vereceğiz kanı?" Oya abla bilgisayardan bir şeylere girdi.
"İkinci katta sağdan ilk oda eğer bulamazsanız danışmaya sorun o sizi yönlendirir. Sonuçlar da bir saate kadar çıkar zaten. Siz direkt odama gelirsiniz Arzucum." Annem kafasını sallayıp ayaklandığında bende hızlıca kalktım. Odadan çıkıp kan vermek için aşağıya indiğimizde hemşire gelip kolumdan iki tüp kan aldı. Bu bile başımın dönmesine yetmişti.
"Gel bebeğim." Annem koluma girip beni odadan çıkardığında dayanamayıp kenarda ki koltuğa oturdum. "Annecim sen otur burada ben sana yiyecek bir şeyler alıp geleyim." Kafamı sallayıp gözlerimi kapattığımda annem saçlarıma öpücük kondurup yanımdan ayrıldı. Kan verdiğim için mi bilmiyorum ama mide bulantım daha da çok artmıştı sanki. Bir süre öylece durduktan sonra daha iyi hissetmeye başladığımı fark ettim. "Annecim uyudun mu? " Annemin sesini duyduğum gibi gözlerimi araladım. Kafamı sağa sola sallarken annem elindekileri uzatıp yanıma oturdu. Pipetini takıp verdiği vişne suyundan küçük bir yudum aldım. Acıktığımı bile daha yeni hissediyordum.
"Ne zaman eve gideriz? Dinlenmek istiyorum bir an önce." Annem yanağımı yavaşça okşadı.
"Sonuçlar çıksın gideriz bir tanem." Kafamı usulca sallayıp tosttan bir ısırık aldım. Elimdekileri yavaş yavaş yerken Oya abla odasından çıkıp yanımıza geldi. Sonuçlar bu kadar çabuk çıkıyor muydu?
"Toprakçım sonuçların erken çıktı. Gelin beraber inceleyelim isterseniz." Annem kafasını sallayıp hızlıca ayaklandığında bende elimdekileri çantama sıkıştırıp ayağa kalktım. Odaya girip koltuklara oturduğumuzda Oya doktor bilgisayara baktı. "Değerler gayet güzel ancak demir eksikliğin varmış biraz." Annem rahat bir nefes aldı. Kötü bir şey çıkmadığı için sevinmişti.
"Bu yüzden mi midesi bulanıyor hep?" Oya doktorun kaşları çatıldığında annemin yüzünde ki gülümseme soldu ve yerinde rahatsızca kıpırdandı. "Oya ne oldu?"
"Toprak çift cinsiyetli bir birey misin?" Kafamı usulca salladım. "Mide bulantılarının sebebi daha mantıklı bir hal aldı o zaman. Tebrik ederim hamilesin." Duyduğum son kelime beynimde yankılanırken sertçe yutkundum. Hamile miydim?
"Ne?" Başım fazlasıyla dönmeye başladığında hızlıca ayaklanıp odadan çıktım. Kalbim çok hızlı atıyordu. Hava almam lazımdı. Evet bir an önce temiz hava almam lazımdı. "Toprak dur." Annem yanıma koşup kolumdan tuttuğunda bir şey demeden ilerlemeye devam ettim. Hastaneden çıkıp arabaya ilerlediğimizde göz yaşlarım benden izinsiz döküldü gözlerimden.
"Anne..." Annem beni kendine çekip sıkıca sarıldı. "Ne yapacağım anne ben? Daha Valeriynin yokluğunu kabullenemezken bu durumla nasıl başa çıkacağım?" Kafam allak bullak olmuştu. Mantıklı düşünemiyordum.
"Ağlama bebeğim, ağlama güzel oğlum. Stres yaparsan bebek de etkilenir daha kötü olursun. Ne olur sakinleş, atlatacağız bu durumu da bir şekilde." Annem sırtımı sıvazlayıp saçlarımı okşamaya başladı. Çok kötü hissediyordum. Kelimenin tam anlamıyla çok kötü hissediyordum.
"Anne eve gidelim lütfen." Annem kollarımdan ayrılıp arabaya binmeme yardımcı olduğunda kemerimi bağlayıp göz yaşlarımı sildim. Gözlerim sürekli karnıma iniyordu ancak bakmaya bile korkuyordum. İçimde ki miniğin varlığı korkutuyordu beni. Valeriy benden giderken bir parçasını da benimle bırakmıştı. Onu içimden söküp atamazken bir parçasını içimde taşıyordum şimdi. Ne yapacaktım bilmiyordum. Ona en çok ihtiyaç duyduğum bu dakikalarda yanımda değildi. Parmaklarıyla usulca saçımı okşayıp beni sakinleştirmesine ihtiyacım vardı ancak o gözümün yaşına bile bakmadan beni bu bilinmezliğin içinde bir başıma bırakmıştı.
İnsan yarım kalmaz azizim. Yarım bırakılır, yarı yolda bırakılır, yaralı bırakılır.
Devam Edecek
ŞİMDİ OKUDUĞUN
RUH ADAM (BXB)
Action[TAMAMLANDI] Rus bir mafya ile psikoloji okuyan bir gencin tesadüflerle dolu hikayesi. EŞCİNSEL VE MPREG BİR KURGUDUR !
