Bölüm 6 "İki Ortak"

118 8 0
                                    

Güneş artık yavaşça batmaya başlamıştı. Önümde Alper arkasında ben tekneni arka kısmına geçtik. Burada bir masa ve etrafında sandalyeler vardı.
-" Seni deniz tutmuyor değil mi? Sonra yine kusma üzerime." dedi gülerek.
-"Tutmuyor." dedim ama emin değildim çünkü daha önce her ne kadar vapura falan binsem de kısa sürelilerdi. Bundan emin değildim ama yine de çaktırmadım.
-" Tamam öyleyse. O zaman denize açılabiliz." dedi ve adamlarından birine işaret yaptı sanırım onlar da anlamışlardı çünkü gemi hafifçe hareket etmeye başlamıştı.
-" Evet Devin, artık sanırım detayları konuşabiliriz." dedi ciddi bir sesle ve devam etti...
-" İşim benim için çok önemli. Yıllardır iş adamıyım ve bir saygınlığım var tabii ki saygınlığım olduğu kadar beni sevip sevmeyen yüzlerce de kişi var. Birkaç aydır böyle bir problemle karşı karşıyayım. Dosyalarda ve bazı belgelerde eksiklikler var bu nedenle de çalışanlarım üzerinde yoğunlaşıyorum. Sana önceden de dediğim gibi şüphelendiğim bazı isimler var ve bunlardan biri de Ceyda, senin çocukluk arkadaşın. Onunla alakalı bu sıralarda bir farklılık hissediyor musun? Bir yoğunluk, işe daha çok düşkünlük veya gizli telefon konuşmaları falan... Gerisini sen türet." dedi meraklı bir şekilde.
-" Ben Ceydayla iş konuşmuyorum o yüzden size bu konuda bir şey söyleyemeyeceğim. Sadece bugün odasına girdiğimde bir sürü dosya, kağıt gibi şeyler vardı ama bunu bugünkü yoğunluğuna verdim. Birkaç gündür onu oldukça stresli ve meşgul görüyorum kendisi de bunu bana söylüyor zaten. Şu sıralar şunu söyleyebilirim ki çok fazla dışarıda. Sürekli arkadaşlarında kalıyor ve görüşüyor. Çok fazla vakit geçiremiyoruz."
Alper düşünceliydi bu hali ses tonuna da yansımış şekilde:
-"Peki Devin, senden şu anlık istediğim şey şu..." dedi gözlerimin tam içerisine bakarken " Onun hal ve hareketlerine daha dikkat etmen. Biri mi aradı veya onu mesajlaşırken mi gördün hemen öğrenmeye çalış ve bana bildir. Yine aynı şekilde biriyle görüşmesi ve kalması dahil." dedi. Gözlerim hafifçe dolmuştu. Yıllardır arkadaşım olan birinin arkasından iş çeviriyordum ve sanki kuyusunu kazıyordum. Bu durum beni rahatsız ediyordu. Alper bana biraz yaklaşarak:
-" Bak Devin, Ceyda'nın suçlu olup olmadığından emin değiliz ben sadece tedbir amaçlı senden bunu istiyorum. Kendini kötü veya kabahatli sakın hissetme." dedi anlayışlı bir sesle.
Ne kadar ince düşünceli bir insandı. Hafif gözlerimin dolmasından bile ne hissettiğimi anlamıştı.
-" Şimdi sana gelirsek Devin; Sözüm geçerli... Sözleşmede zaten miktar yazıyor." diyerek bana kağıdı uzattı.
Bu bir sözleşmeydi ve sözleşmenin içinde benim bu işin sonunda 2 milyon TL alacağım yazıyordu. Bir de bu sözleşmeden 3. kişilerin olmaması gerektiği de yazıyordu. Alper bana bir kalem uzattı. Elinden aldığım kalemle imza attım. O da benden alıp aynı şekilde imza attı ve elini uzatarak:
-" O zaman anlaştık! Hayırlı olsun ortak! Bence çok iyi anlaşacağız." dedi yine o sıcacık gülümsemesiyle.
-" Umarım." dedim ve uzattığı eli sıktım. Eli soğuk havaya rağmen sımsıcaktı. Onunla temas etmek bana garip hissettirmişti.
-" O zaman bunu kutlayalım ha, ne dersin?" diyerek küçük dolaptan içki çıkarttı. Dünkü olaydan sonra acaba bu doğru bir hareket miydi? Aklımı okumuş gibi :
-" Ama senin çok fazla içmen yasak. Sana pek iyi gelmediği önceki geceden gayet açık." diyerek iki bardağı da doldurdu.
Önüme koyduğu bardağı ağzıma götürdüğümde birden çok acı geldi.
-" Ay ne kadar acı bir tat! Ne bu?" dedim yüzümü buruşturarak.
-" Evet serttir biraz ama alışırsın." diyerek içkisini yudumladı.
-"Kimsin sen?" dedi yavaşça
Şaşırmıştım. Devindim işte.
-"Nasıl kimim ben?"
-" Seni merak ediyorum Devin. Bana kendini anlatmanı istiyorum."
-" Bunu istesen biyografimi çıkartacak kadar öğrenemez misin Alper?"
-" Öğrenirim... Ama ben seni senden duymak istiyorum." dedi.
"-Peki, Adım Devin... Devin Işık. 24 yaşındaydım ve senin gibi köklü bir aileden gelmiyorum yani düz, klasik bir memur çocuğuyum." Tam o sırada birden gülmeye başladı sanırım köklü bir aileden gelmememe gülüyordu. " Onun dışında normalde İzmir'de yaşıyorum ama birkaç yıl önce buraya geldim... Okul için." dedim gözlerinin içine bakarak.
-"Güzel. Seni tanıdığıma memnun oldum Devin Işık!" dedi dişlerine göstererek sırıtırken.
-" Ben de seni tanıyayım o zaman Alper Yücesoy. Kimsin sen?" dedim bende gülümseyerek.
-" Yapma Devin! İnternete yazsan yüzlerce bilgi var hakkımda." dedi içkisini yudumlayarak.
-" Ama ben de seni senden duymak istiyorum Alper." dedim yavaşça. Bu dediğime şaşırtmıştı sanırım onun laflarını ona kullanmamı beklemiyordu. Bu beni keyiflendirdi.
-" Tamam o zaman... Adımı da soyadımı da biliyosun zaten. 28 yaşındayım ve evet köklü bir aileden geliyorum aynı dediğin gibi. Doğma büyüme de İstanbulluyum. Üniversiteyi bitirir bitirmez hemen aile şirketinin başına geçtim ve hala ona devam ediyorum..." derken birden aklıma:
-" Başka bir hayalin yok muydu? Yani işlerin başına geçmek zorunda mı kaldın yoksa istediğin zaten bu muydu?" dedim meraklı bir sesle.
-" Bilmem hiç düşünmedim yani öyle bir fırsatım olmadı. Ben üniversiteyi bitirdiğim yıl babam çok kötü bir sağlık problemi yaşadı ve daha da işlerin başına geçemedi. O zamanlar kardeşim daha küçüktü, liseye gidiyordu. İşlere benim geçmem gerektiği söylendi ben de kabul etmek zorunda kaldım. Hayallerim vardı olmasına ama... Babamın masasına oturduğum gün ben o hayalleri toprağa gömdüm. Tek düşündüğüm şey babamın bana bıraktığı vazifeyi devam ettirmekti... Hala da öyle."
-" Baban şimdi nasıl peki?" dedim. Onu böyle üzgün ve düşünceli görmek beni kötü hissettirmişti.
-" Vefat etti..." dedi sesinde hiçbir duygu yoktu.
-" Ben çok özür dilerim Alper... Yaranı deşmek istememiştim gerçekten..."
-" Önemli değil Devin. İnsan bir süre sonra alışıyor." diyerek kafasına içkisini dikti.
Ona bunu sormamalıydım. Hatalı olan bendim. Niye hayalin yok muydu diye sormuştum ki! Aramızda uzun süren bir sessizlik vardı. O gecenin karanlığında denize bakıyordu, bense ona. Ne kadar güzel bir yüzü vardı. Her şeyiyle mükemmeldi Alper... O içtikçe bende içiyordum ama kendime bir sınır koymam lazımdı. Aksi taktirde yine dünkü şeyler yaşanabilirdi. Yavaşça ayağa kalktım:
-" Lavabo ne tarafta acaba?" dedim
-" İçeriye gir hemen sağda." dedi sakince.
Onun boşuna moralini bozmuştum. Salak kafam! Arada böyle boş meraklılıklar yapabiliyordum. Tuvalete girdiğimde kendime baktım. Gayet iyiydim ne saçım ne de makyajımda öyle bir bozukluk yoktu. Ellerimle hafifçe saçlarımı düzelttikten sonra tuvaletten çıktım. Alper hala aynıydı. Öylece durup denize bakıyordu. Tam ona bakarken birden ayağım takıldı birden ah! diye bir ses çıkartınca Alper birden bana dönmüştü ama ben çoktan denizin tam içindeydim. Bir sorun vardı ki ben yüzme bilmiyordum ve deniz çok ama çok soğuktu! Ayrıca ayağım da yere değmiyordu. Sanırım ölecektim ve sonumu hiç böyle hayal etmemiştim. Birden ağzıma denizin tuzlu suyu gelmeye başladı, denizin içinde öylece çırpınıyordum derken birden bir kol bedenimi tuttu ve beni tekneye doğru yüzerek götürmeye başladı. Bilincim yerindeydi çünkü hiç vakit kaybetmeden Alper beni kurtarmak için denize atlamıştı.

Her Şey MümkünHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin