Selamlarr! Hoş geldiniz yeni bölümüze. Lütfen oy atıp yorum yapmayı unutmayın.İyi okumalar♥️.
Bölüm şarkımız...
-" Bana gelmek ister misin? " dedi ve bu beklediğim bir şey değildi. Cama bakan gözlerimi ona çevirdim.
-" Ne?"
- " Sormuştun ya evimi, o yüzden dedim." Dedi başını yola çevirerek.
-" Olur." Dedim gülümseyerek. Merak etmedim değildi evini, bizim 2+1 evden daha güzel olduğu belliydi. Çengelköy'de olduğunu söylemişti yani belki de yalısı vardı. Neyse ki görecektim.
Arabanın radyosunda "yirmi7- muhtemel aşk" çalıyordu. Yerime daha da fazla sinerek gözlerimi sevgilime çevirdim. Her haliyle güzeldi Alper, kusursuzdu. Komik ve tatlı halini de seviyordum ama en sevdiğim hali ciddi haliydi. Şu an olduğu gibi. Aklıma birden bir soru takıldı.
-" Alper aklıma bir şey geldi şimdi. Biz Sapanca'dayken senin tabletini çalıp not veren kesin olarak Serter'di değil mi? Eminsin yani artık."
-" Bu nereden çıktı ki şimdi?" Dedi huzursuz bir sesle ve devam etti. " Evet giren onun adamıymış, Safa adamı bulup konuşturdu." Dedi tekdüze bir sesle.
-" Sence daha beterini yapar mı Serter?" Dedim korkulu bir merakla.
-" Yapamaz. Yani kartları açık oynayacak kadar cesareti yok şu an. Yaparsa savaşı net bir şekilde başlatmış olur. O yaptığı sadece göz korkutmaydı, önemsiz bir şeydi yani."
-" İyi bari öyle diyorsan." Dedim ve bu düşüncelerden çıktım. Serter'le tanışmıştım ve onun zihnimde bile olması beni geriyordu. Alper birden telefonunu alarak arabaya bağladı. Ve inanılmaz bir şarkı çalmaya başladı. Cidden inanılmaz...
Bildiğimiz 'ya ben anlatamadum' çalıyordu. Bu adam bunca zaman karadenizli olduğunu nasıl benden saklayabilmişti?
Alper de söylemeye başladı hem de yüksek bir sesle.
-" Elumde çiçeklerum çoktur diyeceklerum aç kapiyu sevduğum yoktur gidecek yerum."
...
-" Kız senun gülüşüne İstanbil'u yakarum" derken yanağımdan bir makas aldı. Kahkaha atmaya başladım çünkü çok komikti elleri de hareketli hareketli sanki horona kalkacak gibiydi.
-" ALPER İNANILMAZSIN!" Dedim gülümsemeye devam ederek.
-" WUHUUUUU" diyerek elimi tuttu ve beni de oynatmaya başladı. Dışarıdan büyük ihtimalle deli gibi gözüküyorduk. Altımızda ultra lüks bir araba vardı fakat biz Turan Şahin dinliyorduk. Şarkı bittiğinde karadenizli uşağumuz bu kadar yeter diyerek radyoya geri döndü. Bir anlığına gerçekten Alper mi değil mi tereddüt etmiştim.
Biraz sonra Alper yavaşladı ve solumuzda kalan kocaman beyaz demirli kapının açılmasıyla içeri doğru girdi. Kaç tane koruma gördüm sayamazdım çünkü baya fazlaydı.
Arabayı ortada bırakarak indi ve o inince bende bir şey demeden indim. Ben de inince elime uzandı ve konuşmaya başladı.
-" Evimize hoş geldin." Dedi bana bakarak.
'Evimiz'
Çok güzeldi onunla biz olmak...
-" Hoş buldum."Dedim ve gülümseyerek boşta olan elimle kolunu sıvazladım.
İçeri girdiğimizde yaşı ellilerde olan bir kadın kapıyı açtı.
-"Hoş geldin Alper bey" dedi gülümseyerek.
-" Hoş bulduk Sultan abla. Bu arkadaşım Devin. Devin bu da evimizin sultanı Sultan abla. Yemekleri mükemmeldir." Dedi gülerek.
-"Merhaba, Sultan abla." Dedim ve elimi uzattım.
-" Hoş geldin güzel kızım. Bu deli oğlan normalde kız koymaz eve, özel birisin belli." Dedi gülerek. Biraz ama çok az kızardığımı hissediyordum.
-" Öyle Sultan abla, özel biri..." dedi bana bakarak Alper.
Sadece ona bakmakla yetindim.
Biz salona geçerken Sultan abla da gözden kayboldu. Salon çok güzeldi ama en güzel özelliği denize sıfır olması ve karşıdaki ışıklı hayatı buradan görebilmesiydi. Ben camdan bakarken Alper arkadan gelerek belime sarıldı ve kafasını omzuma geçirdi.
-"Beğendin mi?" Dedi ilgiyle.
-" Çok güzel!" Dedim hayranlığım sesimden anlaşılabilir bir şekilde.
-" Benimle yaşa."Dedi omzumdan öperek.
Yavaşça ona döndüm.
-" Seninle mi yaşayayım?" Dedim şaşırarak.
-" Evet... Neşe kat bu eve, güzelleştir. Her gün seninle uyanayım bu manzaraya."
-" Olmaz Alper..."
-" Neden olmasın?"
-" Ceyda'yı yalnız bırakamam, hele ki en zor durumundayken."
-" Bir şey diyemeyeceğim Devin, ne de olsa arkadaşın sende haklısın."
Dudağına yavaş bir öpücük kondurdum.
-" Teşekkür ederim sevgilim... Beni hep anlayışla karşıladığın için." Dedim fısıldayarak.
-" Unutma ama bu evin kapıları sana hep açık hep."
-" Biliyorum." Dedim ve o sırada Sultan abla geldi. Elinde bir tabak dolusu sarma ve çay vardı. Gözlerimi büyüterek,
-" Ciddi olamazsın!!! Bir yıldır yemiyorum ev yapımı sarmaa. Annem yapınca yiyordum ancak." Dedim Sultan ablaya yardım etmeye giderek. Beraber orta masaya çayları ve tabakları koyduktan sonra,
-" Elbet öyledir kızım. Anne eli değince daha güzel oluyor her şey..." dedi kırgın bir gülümsemeyle ve devam etti " Benim oğlan da şehir dışında okuyor şimdi oradan biliyorum."
-" Evet zor aileden uzakta olmak..."Dedim annemle babamı düşünerek, onlarla da konuşmayalı epey olmuştu. Yarın aramalıydım bugün için geç olmuştu.
Alper'le çaylarımızı, sarmalarımızı ve Sultan ablanın getirdiği diğer lezzetli şeyleri yiyip içtikten sonra öylece oturmaya başladık. Saat 12'yi geçiyordu. Uyku beni bastırmaya başlamıştı, durup durup esniyordum. Alper saçlarımı okşuyordu, onun dizine yatmıştım ve tüm bunlar beni uykuya daha çok çekiyordu.
-"Bu gece burada kalsana." Dedi Alper hâlâ saçımı okşarken.
-"İster misin?" Dedim kafamı yukarı kaldırarak. Ona tersten bakıyordum.
-" Şu an en çok istediğim şey bu." Dedi ciddiyetle.
-" Peki seni kırmayayım o zaman." Dedim gülümseyerek.
Ayağa kalkmıştık ki Sultan abla mutfaktan çıktı.
-" Ben yatmaya gidiyorum oğlum, var mı istediğin bir şey?"
-" Yok Sultan abla git sen." Dedi Sultan ablanın koluna hafifçe dokunarak.
Sultan abla kapıdan çıktı ve gitti.
Merakla kafamı Alper'e çevirdim.
-" Bu saatte evine mi gidiyor?"
Alper güldü.
-" Evi zaten hemen bahçenin içinde, müştemilatta kalıyor."
-"Tek mi?"
-"Evet. Eşini yıllar önce kaybetmiş, oğlunu da söyledi zaten."
-" Anladım, tatlı kadın ama."
-" Evet öyledir. Hadi gel seni daha fazla uykundan etmeyelim."
Alper'in odası 3. Kattaydı ve bu katta sadece teras, yatak odası ve çalışma odası vardı. Yani bu kat sadece ona özeldi. Kapısını açtığında geçmem için işaret yaptı ama hareket etmedim.
-" Geçsene."
-" Seninle mi yatacağım?"
-" Sevgilim değil misin? Ayrıca ilk yatışın olmayacak." Sapanca'daki hırsız giren geceden bahsediyordu.
-" Hadi gel!" Dedi kolumdan tutarak.
Onunla içeri girdim. Odası terasa çıkıyordu bu dışarıdan da görülebiliyordu. Eve dışardan kısa bir bakış attığımda ilk terası fark etmiştim. Balkonla terasları hep seven bir insan olmuştum. Buradaki evimizde yoktu fakat İzmir'deki aile evimde de kocaman bir teras vardı. Ben terasa girmeden sadece camından dışarı bakıyordum, o sırada Alper odanın sağ tarafında kapısız giyinme odasından bir şeyler alıyordu.
-" Bunları giyebilirsin. Merak etme benim." Dedi ilgiyle. Ve kendi üstünü çıkarmaya başladı.
-" HEY! NAPIYORSUN?" dedim hararetli bir sesle.
-" Üstümü çıkarıyorum."
-" Onu görebiliyorum da benim yanımda çıkarma."
-" Ee bakma. Kapa gözlerini." Dedi ciddi mi şaka mı anlamadığım bir sesle.
Ona arkamı döndüm fakat cam yansımasından sırtını görebiliyordum, kaslı olan sırtını. Ama daha önce görmediğim bir şey vardı sırtında, bir dövme. Ona döndüm ve,
-"Dursana bi'." Dedim ve yanına giderek dövmesini elledim. "Anlamı ne?"
-" Babamla olan bir anımız... Bir gün babamla ben daha ortaokula giderken dışarı çıkmıştık. Babam denizi çok severdi, beni evimizin oradaki sahile götürmüştü. Orada bir adam elinde onlarca balonla karşımıza çıktı, baloncuydu yani. Babama dönerek ona baktım, babam gözlerimdeki isteği görmüş olacak ki bana gülümseyerek hiçbir şey demeden adamın yanına gitti ve bütün balonları alarak yanıma geldi. O balonlarla yanıma gelmesini hiç unutmadım, o ölünce de... Bu dövmeye kendim çizerek dövmeciye yaptırdım. Babam benim için her zaman kahraman olmuştu ve bu dövme de onun anısınaydı. Normalde dövme sevmem biliyor musun? Muhtemelen ilk ve tek olacak dövmem bu."
O bunları anlatırken çoktan yatağın kenarına oturmuştu. Yanına ilerledim ve boynuna sarıldım.
-" Sen çok iyi bir evlat olmuşsun babana, hâlâ da öylesin." Dedim sarılmama devam ederek.
-" Umarım o da öyle düşünüyordur. Bence beni gökyüzünden izliyordur." Dediğinde sarılmamı bıraktım ve gözlerinin içine bakarak yanağını okşamaya başladım.
-" Eminim izliyordur." Dedim küçük bir tebessümle.
-" Neyse bırakalım bu konuları... Sana getirdiklerimi giy de yatalım."
Başımı salladım ve giyindim. O çoktan yatağa girmişti ben de yanına geçtim, ışıklar hâlâ açıktı.
-" Devin ben seninle Bade hakkında son kez konuşmak istiyorum.Bu konuşmayı yapıp yapmamak arasında geceden beri düşünüyorum ama biz bu gece beraber bir yola adım attık o yüzden o konuyu netleştirmeliyim."
-" Boşver Alper, ben senin zaten ona karşı tavrını gördüm ama kıza sinir oldum senden çıkardım acısını."
-" Hayır boş vermeyeceğim, sen onunla artık olamayacağımı şimdi anlayacaksın. Evet liseden beri benim sevgilimdi. Hatta bu geceye kadar ilk ve tek sevgilimdi. Birbirimizi çok seviyorduk o zamanlar. Hatta evlenmeyi bile düşündüm onunla. Bir gün elimde yüzükle ona gittiğimde yüzük kutusunun kapağını bile açmama müsaade etmeden direkt hayır dedi. Kendini hazır hissetmiyormuş, bir kariyeri varmış falan filan bir sürü bahane dizdi bana. Ondan sonra onu anlamaya çalıştım, hak vermeye çalıştım. Olabilir dedim belki kendini hazır hissetmiyordur falan kendimi avuttum böyle. Biz ayrıldıktan hemen sonra fotoğraflarını gördüm, evliliğe hazır olmayan Bade daha iki günlük sevgilisiyle nişan yüzüğü takmıştı. O günden sonra bahaneleri sildim attım kafamdan, evlenmeyi değil benimle evlenmeyi istememişti. Daha sonra nişanı attılar o adamla, sonrasında kapıma geldi kaç kere tekrar olalım, evlenelim dedi ama kabul etmedim. Hâlâ bana aşık olduğunu, unutamadığını söylüyor ama ben buna inanmıyorum. Bade benim lisedeki saf aşkım değil, şimdiki Bade sadece ünü ve parayı seviyor. Beni değil yani."
-" Bak Alper, sen eğer böyle diyorsan ben sana inanırım, inanıyorum da. Yani dana güveniyorum tamam mı? Sana söz veriyorum bir daha sana bu konuda bir şey dile getirmeyeceğim ve seni bu şekilde açıklamalar yaptırmak zorunda bırakmayacağım." Dediğimde yavaşça dudaklarıma yaklaştı ve parmaklarını dudağımda gezdirdi.
-" Ben seni hak edecek ne yaptım bilmiyorum ama ben seni buldum Devin. Hissediyorum sen benim yıllardır beklediğim kişisin, hayatımın aşkısın."
-" Hiç ayrılmayalım Alper."
-" Hiç ayrılmayalım..."
Işıkları kapattıktan sonra birbirimize sımsıkı sarıldık, nefeslerimiz birbirine karışıyordu. Onun kokusunu çok net bir şekilde alabiliyordum ve bu kokuya haftalardır hayrandım. Üstümde onun kokusu vardı, burnuma onu kokusu geliyordu buram buram. Ve ben bu koku eşliğinde uykuya daldım. Hiç olmadığım kadar huzurla...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Her Şey Mümkün
RomanceYeni mezun iş aramakta olan Devin ve Ünlü iş insanı Alper Yücesoy, Yücesoy holdingin verdiği bir davette kötü bir şekilde tanışırlar. Daha sonra Devinin ummadığı bir şekilde bir antlaşma çıkar ortaya... Bu hem bir arkadaşlığın sonuna hem de büyük bi...