Bölüm 8 ' Ani Kaçamak'

119 7 0
                                    

Arabaya bindiğimde klimadan yüzüme çarpan sıcak hava beni mutlu etmeye yetti. Her ne kadar sonbaharda olsak da havalar bir iyi bir kötüydü, bazen kış günü gibiyken bazen yaz havası gibiydi. Kemeri bağladıktan sonra Alper'i beklemeye başladım. Bana bu arabaya binmemi işaret etmişti fakat kendisi Safa denilen adamıyla konuşuyordu. Neyse ki bu sıcacık arabada onu saatlerce bekleyebilirdim, tek istediğim sıcak bir yerdi o da burada mevcuttu. Ne gündü ama! Adamla tanışalı daha kaç gün olmuştu ama ben ona bir sürü sakarlık deneyimi yaşatmıştım. Artık durmalıydım, çünkü önemli bir iş için anlaşmıştım ve işimi güzel bir şekilde yapıp ona yardım etmem için sakarlıklarımı kenara atıp odağımı korumalıydım. Acaba hakkımda ne düşündü? Ne aptal kız ama yüzme bilmediği halde takılıp suya düştü mü ya da alkol alışkanlığı yoksa nasıl bir deli ki o kadar içip üzerime kustu mu? Tam ben bu salakça fikirlerle boğuşurken Alper geldi. Hızlıca arabaya binerek kemerini taktı ve bana döndü:
-" Daha iyisin değil mi? Senin için klimayı önceden açtırdım..." diyerek birden kucağımda duran elimi tuttu onun tutmasıyla birlikten elimi sertçe elinden çektim. Neden böyle sert bir hareket yaptım bilmiyorum belki alışılmış bir korunma iç güdüsüydü.
-" Sadece elin ısınmış mı diye baktım Devin, merak etme sapık falan değilim. Sadece kontrol amaçlıydı." Biraz alınmış gibi miydi sesi? Gerçi adama sanki sapıkmış gibi davranmış bulundum.
-" Kusura bakma Alper. Sen birden elimi tutunca... İç güdüsel bir şeydi, alışkanlık.
-" Senin elini her gün biri mi tutuyor ki alışkanlık olduğunu söylüyorsun?"
-" Hayır yani temas sevmem alışık değilim demek istedim."
-" Tamam merak etme Devin, sorun da değil. Ben yanlış yaptım,yapmamalıydım. Bundan sonra aramıza daha çok mesafe koyarız zaten ikimiz artık bir iş içerisindeyiz." dedi arabayı evime doğru sürerken.
Onu kırmıştım ve bu her şekilde anlaşılıyordu. Sanki çok bi yakınlığımız varmış gibi bir de mesafe koyalım demişti. Artık aramızdaki mesafe Amerika ve Türkiye arasındaki uzaklık gibi olurdu.
-" Bu gece için tekrardan sağ ol Alper. Beni ikinci kere kurtardın ve sana gerçekten minnettarım."dedim ona dönerek. Kafası hala yola dönük şekilde cevapladı:
-" Bana teşekkür etmene veya minnet duymana gerek yok Devin. Hiç tanımadığım,yoldan geçen bir insan da olsa yardım ederdim. Yani üstüne alınmana gerek yok." dedi soğuk bir sesle.
-" Peki,alınmam." dedim sesim titreyerek. Evet sesim titreyerek... Gözlerim birden dolmuştu. Neden duygusallaştım? Belki de regl olacaktım ve o yüzdendi ama belki de... Alper'in bana böyle soğuk davranması ve değersiz hissettirmesi miydi beni üzen? Daha iki gün önce tanıdığım insan beni böyle kolay üzebilir miydi?
Alper sesimin titrediğini fark etmiş olacak ki yan gözle bana baktı... ama hiçbir şey demedi. Birkaç dakika sonra benim evim için dönmesi ben gereken yerden değil de tam tersi yere dönünce birden şaşırdım:
-" Alper yanlış yöne döndün, evim diğer tarafta."
-" Hayır Devinciğim, doğru yöne döndüm. Çünkü bu dedektifçilik oyununa başlamadan önce seninle bir-iki gün kafa dinlemek istiyorum... Ve ayrıca itiraz falan da istemiyorum zaten gidecek bir iş yerin yok kendin söylemiştin.
-"Ama olmaz... Ceyda'ya ne diyeceğim? Merak eder zaten beni."
-" Bal gibi de olur zaten çok uzak değil ya gideceğimiz yer! Sapanca'ya gideceğiz zaten İstanbul'a çok yakın. Sen de beyaz bir yalan söyle arkadaşına..."
Artık bir şey uyduracaktım Ceyda'ya, bu yaz tatile falan da gitmemiştim hatta ailemin yanına bile gidememiştim. Yaz ayı boyunca mezun olduğum süre zarfında küçük bir kafede barista olarak çalıştım ama o işi de 1 ay kadar önce bırakmıştım. Sapancayı da görmek istiyordum, bazı arkadaşlarım gitmişti fotoğraflarını görmüştüm. Büyüleyici bir doğası vardı.
-" Ne kadar sürecek bu yol Alper?" Derken birden de esniyordum
-" Uykun geldiyse uyu, zaten esniyorsun. Yorucu bir gündü."
-" Yok seni yalnız bırakmayayım şimdi. İyi bir yolculuk arkadaşı olmalıyım sana."
Alper gülümseyerek:
-" Gerek yok Devin, alışığım ben." alışık olma fiilini biraz bastırarak söylemişti. Acaba hala alışkanlık diyip elimi çekmeme kırgın veya kızgın mıydı?
-" İyi o zaman benden günah gitti Alper bey, ben uyuyorum ."
-" İyi uykular, şirine..."

Ne kadar uyudum hiç bilmiyordum ama kalktığımda hala hava epey karanlıktı. Bence ben yarım saat bile uyumamıştım. Hafif hareketlenince Alper bana döndü:
-" Ne çabuk uyandın, demek ki uykucu değilsin."
- " Ne kadar uyudum ki?"
-" Yaklaşık 40 dakika falan anca olmuştur."
-" Normalde de uykuyu pek sevmem sabah 7 olunca hemen kalkarım,işim olsun olmasın."
-" Sen ben misin acaba? Sakarlık hariç bence benziyoruz." dedi gülerek.
-" Uykun gelmedi mi?"
-" Pek değil, zaten 1.5 saat sürer sürmez , vararız."
-" Nereye gidiyoruz?"
-" Dedim ya Sapanca işte."
-" Hayır otelde mi kalacağız ya da ne bileyim..."
-" Hayır devin, benim evimde kalacağız. Birkaç yıl kadar önce yaptırmıştım. Bence sen çok seveceksin, belli ki deniz insanı değilsin belki yeşillik seviyorsundur." dedi nokta atışı yaparak.
-" Doğru bildin yeşilliği ve doğayı seviyorum. Çok sık gider misin oraya?"
- " Yani çok sık olduğu maalesef söylenemez, işler güçler derken zamanım olmuyor pek."
- " Beni oraya götürme fikri nereden çıktı? Az önce mesafeyi koruyalım diyordun." dedim sorarcasına
-" Mesafeyi zaten koruyorum Devin,korumadığımı nereden çıkardın? Ayrıca bu kadar da soru sorma. İçimden geldi, aklıma esti ,uygun buldum ve karar verdim."
-" İş ne olacak?"
-" Toplantım var fakat sadece perşembe ve cuma günü yani diğer günler gitme gibi bir zorunluluğum yok. Unuttun mu ben patronum. Başka sorun yoksa bayan meraklı..."
-" Yok. Sorularımın cevabını aldım zaten."
-" Aç mısın sen ?" dedi bana yine dönerek
-" O nereden çıktı şimdi?"
-" Devin! Kolay bir soru sordum, aç mısın? Sadece evet veya hayır demen yeterli." Artık yavaştan sabrı taşıyordu en iyisi daha soru sormamaktı.
- Sen açsan sana eşlik ederim, bana fark etmez."
-" Peki, buralarda öyle yemek yerleri yok. Yol üzerinde sadece benzinci marketlerinde durabilirim. Sandviç yeriz, ne dersin?"
-" Olur."
-" Senden şu ana kadar duyduğum en mutluluk verici kelime oldu." diyerek gülümsedi. Ne yani 'olur' demem mutluluk verici bir şeymişdi? Sanki ben agresif, her şeye laf eden, anlaşılmaz bir insandım. Onda bu kadar kötü bir izlenim mi bırakmıştım?

Her Şey MümkünHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin