Bölüm 29" başlangıç"

46 1 0
                                    

Sabah uyandığımda Alper'i aradı ellerim ama o yoktu. Sabah olmuştu ve gözlerime güneş ışınları geliyordu, bu hem rahatsız edici hem de hoştu. Kalkmalıydım çünkü uykum kaçmıştı artık. Yataktan doğrulup telefonumu şifonyerden almak için başımı sol tarafıma çevirmiştim fakat şifonyerin üzerinde artı olarak bir tepsi vardı, tepsinin üstünde ise bir not.
" Günaydın sevgilim... Kahvaltını güzelce yap ve portakal suyunu içmeyi unutma. Üzgünüm, işe gitmem gerekti ama güne seninle başlamak mükemmel bir duyguydu. Afiyet olsun."
Notu okuduktan sonra yüzümde bir gülümseme olmuştu. Evet, gerçekten güne nasıl başlarsan öyle devam ederdi çünkü hissediyordum günüm böyle güzel devam edecekti. Kahvaltıya başlamadan onu aramak geçti içimden.
Çaldı ve ilk çalışta açtı.
-" Günaydın sevgilim, teşekkür ederim!" Dedim mutlu bir tonla.
-" Demek uyandın. Günaydın sana da hayatım. Beğendiysen ne mutlu bana!"
-" Bayıldım! Senden düşüncelisini görmedim hayatımda. Tekrardan teşekkür ederim, çok mutlu ettin beni."
-" Rica ederim sevgilim. Seninle günün devamını getirmek isterken maalesef şirkette önemli işlerim olduğu için bunu yapamadım. Ama sözüm olsun tamam mı?"
-" Tamam aşkım! Aldım sözünü bak."
-" Canım kapatmam lazım şimdi çok öpüyorum seni. Akşam görüşürüz."
-" Ben de öpüyorum çok, tamam görüşürüz."
Kapattığım anda yatağa yaslandım ve tepsiyi kucağıma aldım. Her şey vardı bu tepsinin içinde ve bunların çoğunu afiyetle yedim. Bitirdikten sonra yatağı özenle topladım ve kıyafetlerimi de değiştirerek tepsiyle beraber mutfağa indim. Mutfakta Sultan ablayı gördüm.
-"Günaydın!"diyerek tepsiyi tezgaha bıraktım.
-" Günaydın kızım. Nasılsın, iyi uyuyabildin mi?"
-" Uyudum uyudum güzelce."
-" İyi bari kızım. Sen otur şöyle ben bize bir türk kahvesi yapayım ha?"
-" Zahmet etme Sultan abla."
-" Yok olmaz zahmet mahmet bana. Yapıyorum hemen sen geç şöyle."
Mutfağın köşe kısmındaki masanın olduğu yere oturdum, hemen verandaya çıkan kapının yanındaydı. Biraz sonra Sultan abla iki tane türk kahvesiyle masaya oturdu.
-" Kızım ben çok sevindim Alper'in adına..."
-" Neden?"
-" Onu yıllar sonra ilk defa biriyle görüyorum. Bade hanımdan sonra. Yıllardır Alper oğlumla çalışırım ama..."
-" Bade'yi siz de mi tanıyorsunuz?"
-" Ee kızım tanımaz olur muyum hiç? Bu evde hep görürdüm onu. Çok bağlılarda birbirlerine ama işte..."
-" Hayatın neler getireceği hiç belli olmuyor Sultan abla."
-" Evet, öyle... Ama kızım, benim sana kanım çok kaynadı. İlk gördüğün andan beri bana abla demen, değer göstermen... Bunu Bade hanımdan hiç görmedim, yıllardır birbirimizi tanıdık ama ... İşte hep kendini yükseklerde görürdü de o yüzden!"
-" Boşver geçmişi Sultan abla. Benim şimdi kalkmam lazım, eve gitmeliyim."
-" Tamam kızım sen bak işine o zaman."

Evden çıktığımda korumalardan biri benim yanıma doğru geldi.
-" Devin hanım, arkadaşım sizi gideceğiniz yere bırakacak." Diyerek ilerideki siyah arabayı gösterdi.
-" Tamam, teşekkür ederim."
Arabaya ilerlediğim gören orta yaşlarda adam bana arka kapıyı açtı. Oturdum ve evimin adresini verdim. Evlerimiz aynı yakada olmasına rağmen yol mesafesi vardı Alper'le. Yaklaşık 45 dakika sonra evimin önüne geldik, teşekkürler diyerek arabadan indiğimde adam sadece yüzünü aşağı-yukarı sallamakla yetindi.
Eve hızlıca çıkıp kapıyı açtığımda Ceyda evdeydi.
-" Devin! Hoş geldin." Dedi, salondaki koltukta yatıyordu.
-" Hoş buldum da neden evdesin?" Dedim yanına yaklaşarak.
-" Serter erken gelecekmiş bir gün yani o gün de bugün oluyor. Akşam buluşacağız, Alper bey o yüzden bugün izin verdi bana."
-" Buluşacak mısın gerçekten?"
-" Evet Devin. Olması gereken bu. Adamlar haklılar. Aylardır çalışıp ekmek parası kazandığım, staj yaptığım bu da yetmezmiş gibi okuduğum sürede bana okuma bursu veren Alper bey ve şirketine benim borcum bu."
-"Sana hak veriyorum Ceyda ama sakın beni habersiz bırakma tamam mı? Sürekli haberdar et."
-" Ben gitmeden Alper bey ve Safa buraya gelecek. Planı anlatacaklar bugün için olan."
-" Peki nerede buluşacaksınız?
-" Serter'in evinde."
-" NE? Hani hiç gitmemiştin oraya, bu kadar erken mi yani?"
-" Serter uzun bir uçak yolculuğundan ineceği için yorgun olacak. Bende bunu düşünerek ona onu çok özlediğimi ve buluşmak istediğimi söyledim. O da ilk önce olmaz yorgun olurum eve geçerim dedi bende evine gelirim diyince ilk önce pek olumlu bakmadı ama özlediğimi ve belgeler hakkında konuşmamız gerektiğini söyleyince kabul etti."
-" Anladım. Dikkatli ol Ceyda ama... Zaten eminim güvende olursun içeride adam da varmış zaten."
-" Umarım... Sana bir şey sorucam, beni boşver şimdi. Seninle Alper arasında bir şey var di mi?"
-" Nereden anladın?"
-" Birincisi bakışlarından ikincisii...O gece sizi gördüm sahilde yan yana böyle baya yan yana."
-" Ceyda biz dün resmi olarak sevgili olduk."
-" Vay be sonunda birine küçük bir hayrım dokunmuş."
-" Aslında davet gecesinde tanışmıştık bir de sen mavi dosyayı isteyince tekrar gördük birbirimizi." Bu Alper'le benim aramda olan antlaşmayı es geçtim.
-" Ben Alper'in sevgilisi var diye biliyordum ya! Neydi adıı?... Mankendi."
-" Bade."
-" Heh evet o."
-" Onlar ayrılalı çok olmuş."
-" Hımm... Baya tutkulu aşktı da, yani biz öyle görüyorduk. Her neyse sen boşver Bade made zaten bir görsen Devinn kadının boyu var ya deve gibi hele o konuşması totlom conom falan aşırııı samimiyetsizdi."
-" Gördüm onu gayet güzel kadın da sana samimiyetsizlik konusunda katılıyorum."
-" Nasıl yani? Alper beycik seni onunla mı tanıştırdı?"
-" Aman boşver tesadüfen oldu."
-" Neyse, biliyosun ben aşk kadınıyım güzelim! Ve aranızdaki çekimi bu halde bile fazlasıyla gördüm. Bence çok yakışmışsınız."
-" Ya aşk kadını ya!"
-" Zateeen."
-" Sen Safa'yı düşün Safa'yı."
-" Ben o konuyu düşünmekten tımarhanelik olucam zaten. Onu her gördüğümde kendimden iğreniyorum."
-" Seni hala seviyor..."
-" Sevse bile sevdiğini asla söylemez. Onun inatçılığı mezara kadardır. Ben ölsem mezarımın başından eminim hiç gitmez hiç! Mezar taşıma ağlar pislik inat!"
-" Öyle ölüm falan deme Ceyda!"
-" Ne ölümü kızım ben daha çok gencim. Öyle erken ölmeye de niyetim yok açıkçası. Ben sadece mübalağa olsun diye dedim."
-" Peki seni sevdiğini dile getirse yani olmaz diyosun ama hayal et ki oldu. Sen kabul eder misin onu?"
-" Aman Devin! Ahiret sorusu gibi."
-" Hadi söyle içinden geçeni."
-" Yanii bilmem! Bak biliyorum oradan en çok ben hatalıymışım gibi duyuyor ama o da hatalı Devin. Sadece son noktayı ben koydum diye oldu bunlar. Ayrıca onun düşündüğü gibi onu bırakıp Serter'e koşmadım. Arada epey zaman var ama o onu onun için bıraktığımı sanıyor."
-" Konuşsanız çözülür belki ha? Sakin ve dingin kafayla."
-" Safayı bilmiyorum ama ben değiştim Devin bunu sen de biliyorsun. Artık daha tutarlı, gerçekçi, daha alttan alan biriyim. O zamanlar daha dik kafalıydım, dediğim dedikti ama öyle değilim artık... Belki şimdi tekrardan başlasak olur, ama çok zor. Birbirimizi kırdık, incittik,en önemlisi de zarar verdik ve çok yaraladık birbirimizi. Derler ya toksik ilişki diye bizimki onun gibiydi."
-" Ölüm hariç her şeye çözüm var Ceyda... Belki sana kırgındır ama sen ilk adımı atsan... Bir kere de hatanı ilk sen kabul et, o da hatalı deme. Belki bir adım atarsan ona kendini açıklarsan bir şansınız olur. Eğer sende onu hala seviyorsan her ilişki ikinci bi şansı hak eder."
-" Bilmem ki Devin... Her şey zamanla oturur yerine. Beni biliyorsun bana belli olmaz belki de tak diye ilk adımı atarım ummadık zamanda."
-" Bilmez miyim? Ee ne zaman gelecekler?"
-"Bilmem gelirler bir saate."
Biraz zaman geçtikten sonra kapı çaldı ve Alperle Safa geldiler. Onlara mutfaktan çay getirdikten sonra ben de yanlarına oturdum.
Alper ciddiyetle.
-" Evet Ceyda bu akşam başlıyoruz. Unutma eğer belgelerin o evde olduğunu düşünüyorsan o eve ilk ve son girişin olabilir, buna göre hareket etmen lazım. Çok dikkat çekme sakın, Serter kurnazdır anlar aksi durumda. Zaten içeride iki tane adamımız var yani kendini daha güvende hissedebilirsiniz, donanımlılar sana bir şey olmasına izin vermeyecekler . Sana şimdi evin içinin krokisini göstereceğim." Çıkarttı ve masanın ortasına koydu. " Bak evden ilk girdiğinde direkt salon çıkacak karşına tamam mı? Bizim işimiz ise üst katta şanslısın ki burada bir misafir tuvaleti var yani bunu bir bahane olarak kullanabilirsin. Yine o katta Serter'in çalışma odası ve yatak odası var. Aldığımız bilgilere göre önemli olan her şeyini orada saklıyormuş ve onun haricinde sadece tek bir adamı girebiliyormuş. Oda uzaktan şifre ile korunuyor. Piç Serter korkusundan manuel kilit tercih etmemiş.
Ben sana dediğim anda sen yukarı çıkacaksın ve benim çalışanım uzaktan bize o şifreyi kıracak sende böylece içeri girebileceksin. Ayrıca merak etme, sen kapıyı kapatıp odadan çıktığın anda sanki hiç girmemişsin gibi oda korunmaya devam edecek. Ve son olarak; Sana bir dinleme cihazı takacağız birazdan. Böylece biz her şeyin yolunda gidip gitmediğini duyabileceğiz hem de seninle oradan irtibatta kalacağız. Hemen üstünün iç kısmına takılacak.Safa?"
Safa ayağı kalkarak cebinden minnacık bir cihaz çıkardı ve Ceyda'nın yanına doğru ilerledi.
-" Kalkarsan daha rahat yerleştiririm."
Ceyda onu dinledi ve ayağı kalktı. Birbirlerine çok yakınlardı muhtemelen nefeslerini onca zaman sonra ilk defa hissediyorlardı.
Safa Ceyda'nın muhtemelen sütyenine takmıştı cihazı.
-" Eğer bizimle konuşmak istersen şu tek tuşa basabilirsin. Ayrıca senin sesin bize gelecek ama bizimki sana gelemeyecek."
Alper araya girdi.
-" İki kere cihaz titreşecek Ceyda. İlki tuvalete gitmen için ikincisi ise kapıyı açabilmen için. Biz sana sesimizi bu şekilde duyuracağız."
-" Tamam, anladım Alper bey."
-" Konuma gerek yok attıysa sana. Biz zaten biliyoruz yeri. Seni birazdan taksiye bindireceğiz yoksa ilgi çeker. Ama biz evin olduğu sokakta,kenarda, küçük bir beyaz minibüsün içinde olacağız."
-" Tamam."
-" İyi şanslar o halde, haydi çıkalım."
Hepsi birden ayaklandılar. Safa ve Ceyda koridordayken ben Alper'i salonun kenarına çektim.
-" Bende geleceğim di mi?"
-" Hayır."
-" Ne demek hayır? Ben burada meraktan çatlarım Alper."
-" Olmaz Devin. Evinde kal."
-" Gelmek istiyorum,lütfen... Yalvarırım..."
-" Şöyle şeyler deme yalvarmak falan. Hiçbir kadın yalvarmamalı, hiçbir şey için. Tamam gel ama yanımdan bir an bile ayrılamazsın."
-" TAMAMMM!"
Dedikleri gibi oldu Ceyda taksiyle önümüzde biz ise Alper'in arabasıyla arkasındaydık. Geldiğimim yer Sarıyer'di. Karanlıkta ağaçlar korkunç gözüküyordu. Serter oturmak için biraz değil bayağı ücra bir köşeyi seçmişti. Ceyda arabadan indi ve son bir kez dönerek bize doğru baktı, ben arkada oturduğum için muhtemelen beni görememişti ama ben onu görebiliyordum. İlk önce Safa'ya baktı sonra ise kısa bir süre Alper'e... Ve daha sonra başını hafifçe sallayarak açılan demir kapıdan içeri girdi ve görünürden kayboldu. Tedirgindim ve korkuyordum arkadaşım adına.
-" Bu arabayı öteki sokağa park edelim." Dedi Alper ve o park ettikten sonra yine Serter'in evinin sokağına geldik orada gerçekten de beyaz küçük bir minibüs vardı, okul taşıtı gibi. Alper minibüsün kapısının sürgüsünü hızlıca çekti ve içeri girdi. Ardından ben ve benim ardımdan Safa...
-" Hoş geldiniz abi."
-" Hoş bulduk koçum. Hazır di mi her şey?"
-" Evet abi her şey istediğimiz gibi. Ses kayıt cihazı da açık. Birazdan bağlanacağım."
-" İyi."
Bu çocuk benden bir-iki yaş falan küçüktü. Siyah kıvırcık saçları ve siyah gözlükleriyle ben çalışkan ve asosyalim, tek işim bilgisayar oyunları oynamak diyen çocuklara benziyordu. Ama arabada Alper bu çocuğun koç üniversitesinde yazılım okuduğunu söylemişti ve bu çocuğa olan saygım ultra artmıştı.
Birden bir ses duyuldu.
-"Ülkene hoş geldin aşkım!"
Bu ses Ceyda'dan başkasına ait değildi.
İşte asıl hikayemiz şimdi başlıyordu...

Her Şey MümkünHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin