Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Kozadan çalınanlar büyük bir kaosa sebep olmuştu. Vera sarhanın yokluğu herkesi büyük bir endişeye sürüklüyordu. Karacanın telefonu susmuyor. Birer birer herkesi sakinleştirmeye çalışıyordu. Veraya ulaşamaması kafayı yemesine sebep oluyordu. Keskini tanıyor ne kadar ileri gidebileceğini biliyordu. Sarhanı da hafife almıyor ama korkuyordu. Volkan hışımla çalışma odasına girdiğinde karaca kafasını kaldırıp baktı. "Kül kaçmış. Elimizdeki tek koz kaçmış karaca!" "Hay sikeyim!" Volkan hışımla karacanın yakasına yapıştı. "Vera şu an savunmasız karaca bir şey yap! Denizi almaya gittim geri dönemeyebilir!" Karaca büyük bir güçle volkanı itti. "Saçma sapan konuşma! Öyle bir şey olmayacak!" "Ne yapacağız" Karaca bir elini başına götürdü. "Toplantı hazır mı?" Volkan başını salladı. "Önce koza volkan. Kozayı susturmazsak vera iyice savunmasız kalacak. Keskin veraya zarar veremez. Onun istediği kozaya sahip olmak" "Bağlantıları devreye sokacak mıyız?" "Şu anlık değil. Eğer veraya zarar verirse o zaman dünyasını başına yıkacağım!" "Cesaret edemez değil mi karaca? Verayı kaybedemem. Bu zamana kadar ondan gizli götümüzü yırttık korumak için şimdi onu kaybedemem." Karacanın gözlerini intikam bürümüştü. Yıllardır kar tanesinin eriyişini acıyla görmüş, sonra göğe yükselip her yeri kaplamasını sessizce izlemişti. Kar tanesinin öfkesi hiçbir zaman dinmemişti. Dinmemesi için elinden geleni yapmıştı karaca. Ancak onu böyle koruyabilirdi. Öfkesi her zaman aktif kalmalıydı kalbinde. Onu hala sevdiğini iliklerine kadar hissediyordu karaca. Fakat hisleri için vera sarhanın gölgesi olmaktan vazgeçmemişti. Kar tanesinin bildikleri büyük bir çığın ardında küçücük kalıyordu. Bildikleri çok sınırlıydı. Rafet sarhan bildiğinin aksine çok büyük bir hazine bırakmıştı arkasında... Kar tanesi hazinenin kendisi olduğunun farkında değildi. Olacaktı.
Karaca ve volkan toplantı salonuna girdiklerinde büyük bir gürültüyle karşılaştılar. Üyeleri birer birer sakinleştirip yeri geldiğinde sahiplerinin kim olduğunu hatırlattı karaca. Ve sarhanın arkasında Araf Karacanın da olduğunun sinyallerini vermişti. Üyeler bir bir salonu terkederken karaca oturduğu yerde derin bir nefes aldı. "Demek sonunda o kadar kararttı gözünü" dedi yaşlı kurt "Onun gözünü sikiyim!" Dedi karaca sessizce "Sarhanı ilk rafet sonra ben eğittim Araf. Kendi gözlerimle gördüm onun öfkesini.. Yıkmak o kadar kolay değil. İlmek ilmek kazıdık biz burayı. Peki ne için?" Karaca yaşlı kurta baktı. "Vera sarhan için" dedi karaca. "Geçmişini unutma evlat. Keskinin karşısında sakın duygularına yenik düşme" Karacanın kasları gerildi. "Vera elindeyken siktiğimin kozasını düşünmiycem yaşlı kurt" "Asıl onun elinde diye düşünmen lazım Araf. Dünyayı ateşe mi vermek istiyorsun?" Karaca gözlerini kapatıp bir kaç saniye sıktı. Nefret ediyordu hepsinden. Teker teker hepsini temizleyip verayı da alıp kaçmak istiyordu. Fakat böyle bir şey hiçbir zaman mümkün olmayacaktı. Vera sarhan ve Araf Karaca imkansızlıklara mecburdu....