Ağrılarla uyanırken kendi yatağımda olmam bir nebze hafifletmişti. Her acı çektiğimde biraz daha öfkem harlanıyordu.
"Mmm"
Değişik sesler çıkararak doğruldum. Evde ses seda olmayışıyla kalkıp pencereye ilerledim.
Karaca hala aynı yerinde oturuyordu.
Gözlerimi sıkıp açtıktan sonra keskinden aldığım fotoğrafları çıkarttım cebimden.
Hızlıca bahçeye çıktım.
Karaca beni gördüğünde ayaklandı.
"Vera? İyi misin"
Onun konuşmasına izin vermeden güçlü bir tokat attım.
Attığım tokatla başı yana düşen karaca dona kalmıştı.
"Sen hala burda ne arıyorsun!"
Karaca bana bakarak kalktığı yere rahatça tekrar oturdu. Kaşlarımı çatarak ve şok içinde ona baktım.
Bu ne pişkinlikti böyle.
"Sana diyorum" dedim dişlerimin arasından.
Karaca bana baktığında gözlerinde saf özlem vardı. Bir süre öylece birbirimize baktığımızda kafamı sallayarak kendimi toparladım.
Elimde tuttuğum fotoğrafları önündeki masaya fırlattım.
"Yapılacak daha önemli işlerin yok mu senin. Kuyumu kazmak ihanet etmek gibi mesela"
Karacanın dudakları hafifçe kıvrıldığında daha çok sinirlendiğimi hissettim.
Siyah gömleğinin ilk düğmeleri açılmış uzayan saçları dağılmıştı. Gözlerindeki morluk uykusuz olduğunun göstergesiydi.
Eliyle sakalını kaşıdıktan sonra fotoğrafları eline aldı.
"Bardağın dolu tarafından bakmak hiç sana göre değil dimi" dedi düşünceli bir şekilde.
"Ne saçmalıyorsun allah aşkına bir yerden bakmama gerek yok her şey ortada!"
Karaca elindeki fotoğrafları bıraktıktan sonra ayağa kalktı.
Karaca artık sabredemiyordu.
Az önce özlem dolu bakan gözleri öfkeyle bana döndüğünde alışık olduğum yüzü beni şaşırtmamıştı.
"Aç gözlerini kar tanesi... kendini kandırma artık" dedi gözlerinin aksine yumuşak bir ses tonuyla.
Anlamaz gözlerle ona bakarken bir adım attı.
"Benim bulamadığın tek zaafımın sen olduğunu anla.."
Bir adım daha..
"Tek sırrım. Tek yenildiğim. Tek emanetim."
Atacak adım kalmadığında yüzünü yüzüme eğdi.
"Görmüyorsun değil görmek istemiyorsun.
Ama gerçek bu. Sen hala benim kar tanemsin. Bu hiç değişmedi ve sen bunu hep biliyordun"
"Yok öyle bir şey" dedim itiraz edercesine.
Sinsice gülümsediğinde kaşlarımı çattım.
"Ben senin hiçbir şeyin değilim. O kapıdan çıktığın gün sende benim için bir hiç oldun"
Alnı alnıma değdiğinde gözlerini kapattı.
Bir elini yanağıma koyup okşadı.
"Sen benim her şeyimsin.." diye fısıldadı.
Dolan gözlerimi kapattım.
"Bir şey olacak diye o kadar korktum ki kar tanesi..."
Bir hıçkırık feryat ederken dudaklarımdan hızlıca tutup sarıldı.
Bu anı bekliyormuş gibi sıkıca belini sararken başını saçlarıma gömdü.
Elleri sırtıma indiğinde duraksadı sonra yumruk oldu.
Karaca içine derince bir nefes çektiğinde bende çektim.
Kendimi kandırmaya da kandırılmaya da mecburdum. Bu aşk yıllar evvel yakılıp kül olmuştu.
"Geçti... geçti kar tanesi.."
geri çekilip gözyaşlarımı sertçe sildim.
"Defol git evimden" dedim öfkeyle ona bakarken.
Bu dengesiz ilişkiye alışmış ve şaşırmamıştı.
"Gitmeyeceğim" diyerek tekrar oturdu.
Bir parmağını uzatarak
"Sende hazırlan hastaneye gidicez"
Şaşkınca ona bakarken kafamı olumsuzca sallayarak eve girdim. Mutfaktan çıkan denizi görmemle gülümsedim.
"Nasılsın" diye sorduğunda ona yaklaştım.
"İyiyim merak etme"
Denizi incelediğimde yüzü biraz düzelmişti. Yaraları iyileşmeye yüz tutmuştu.
"Vera ben sana o gün o sözleri söylediğim için özür dilerim. Kendimde değildim" dedi pişmanlık dolu bir sesle.
Şefkatle gülümseyerek elimi omzuna koydum.
"Sorun değil biliyorum. Seni bu hale getiren şeyden uzak duracağını da biliyorum?" Dedim sorarcasına.
"Bırakıcam. Sen gittiğinden beri ağzıma sürmedim."
"Yalnız değilsin artık ben varım cenker var volkan var. Hepimiz senin arkandayız. Herkesin hayatta düştüğü noktalar vardır. Birlikte kalkacağız altından tamam mı?
En yakın zamanda tedaviye başlayacaksın"
"Eskisi gibi... hep birlikteyiz"
"Hep birlikteyiz..." diyerek ona sarıldım.
"Ben şimdi hastaneye gidicem cenker nerde?" Diyerek ayrıldım.
"Uyuyor hala"
"Tamam sen uyanınca söylersin"
Denizden ayrıldıktan sonra odama çıkıp üstümü değiştirdim.
Gözlüklerimi taktığımda hazırdım.
Yüzümdeki yaralar hala tam olarak iyileşmemişti.
İyileşecekti..
ŞİMDİ OKUDUĞUN
ELPİDA
RomanceKaraca her nefes aldığında ömrümden azalıyordu. Karaca sonumu hazırlıyordu. Onun yanındayken sinsilik damarlarımızdan gözlerimize ulaşıyordu. Sırtımdaki zorundalıkların yükü özgür ruhumu sıkıştırıyordu. gözlerindeki duyguyu anlamıştım. Kavruluyor...
