Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Uyandığımda aynı sandalyede aynı odadaydım. Dejavu yaşıyordum sanki. İki kolumdaki sızıyla gözlerimi yumdum. İçimi öfke kaplarken kaçamayışım umutsuzluğu aşılıyordu. Koluma baktığımda sargı beziyle gelişi güzel sarmışlardı. Başımı tekrar kaldırdığımda kül ve keskin yanyana duvara yaslanmış kollarını göğsünde birleştirmişlerdi. "Güzellikle bir yere varamayacağımız anlaşıldı. Son kez soruyorum sarhan imzalayacak mısın imzalamayacak mısın?" "Asla!" "Peki o zaman" diyip küle işaret verdi. Odanın bir köşesinde olan masanın örtüsünü kaldırdı. Masaya dizilmiş bıçaklardan birini alan kül yavaşça bana yaklaştı. Gözlerimi gözlerinden ayırmıyor çekeceğim acıya kendimi hazırlamaya çalışıyordum. "Acaba nerden başlasak? Sen nerden başlamıştın sarhan?" "İstediğin yerden başlayabilirsin kül" dedim rahat bir şekilde. Kül arkama geçip enseme bıçağı sürttü. Yavaşlığı daha da geriyor bir an önce olsun bitsin istiyordum. Derin bir sızı hissettiğimde gözlerimi kapattım. Fazla bastırmıyor acele etmiyordu. Kanımın yavaş akması hoşuna gidiyordu. Ensemden sırtıma doğru attığı çizikler canımı yaksada sesimi çıkartmıyordum. Kül bir anda ağzımdan tutarak başımı arkaya doğru eğdi. Aynı anda bıçağı sertçe sırtıma bastırdığında çığlık atmaya başladım. Beklemediğim bu acı bütün iliklerime sinmişti. Ağzımı tutup gözlerine bakmamı sağlarken gelen titremeyle gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı. Gözlerini gözlerimden ayırmıyor çektiğim acıdan büyük bir haz alıyordu. Onun hazzı arttıkça tutamadığım çığlıklarımla boğuluyordum. İttirerek kafamı bıraktığında hızlı hızlı nefes almaya başladım. Kısık kısık inliyor sakinleşmeye çalışıyordum. Kül nefeslenmeme izin vermeden önüme geçti. Gömleğimi bir çırpıda yırtıp göğsümü görünür hale getirdi. Refleksle geri kaçmaya çalışıyordum. Beklenmeyen hareketleri dumura uğramama sebep oluyor beni savunmasız kılıyordu. Bıçağını bu sefer göğsümde gezdirirken sesimi çıkartmayacağıma yemin ettim içimden. Gözlerimi sıkabildiğimce sıkıp başımı geriye attım. Nefesimi tutuyor acıya alışmaya çalışıyordum. Sonunda bıçağı çektiğinde tekrardan nefes almaya başladım. Keskin yanıma gelip saçımdan tutarak ona bakmamı sağladı. "Sana zarar vermek istemiyorum sarhan imzala şunu!" Gözlerimden yaşlar akıyor hala hızlı nefes alıp veriyordum. "İstersen öldür umrumda değil" dedim dişlerimin arasından. Keskin ittirerek saçımı bıraktığında üstüme baktım. Göğsümden damlayan kanlar her yerime yayılmıştı. O sırada kül masada bir şeyler yapıyordu. Ne yaptığını göremiyordum. Kül elinde bir makasla önümde eğildi. "Ne yapıyorsun" diye fısıldadım. Pantolunumun paçalarından keserek bacaklarımı açtı. Engel olmaya çalışsamda başarısız olmuştum. Masaya tekrar dönüp elinde çelik bir kaseyle geldiğinde kaşlarımı çattım. Diğer elindeki bezi ağzıma sokunca can havliyle çırpınıyordum. Gelen plastik kokusu unutmayacağım bir şekilde aklıma kazındı. Kül elindeki kaseyi yavaş yavaş bacaklarıma dökerken yanan derimin acısıyla boğazlarım yırtılırcasına bağırdım. Acı bitmiyor. Acı artıyordu. Dayanamıyordum. Bacaklarımda yavaş yavaş kuruyan plastik daha fazla acı çekmeme sebep oluyordu. İki bacağımı göğsümü sırtımı hissetmiyordum artık. Büyük bir titreme vücudumu sararken "Yeter" dedi keskin. Vücudum deli gibi titriyor nefeslerim durmuyordu. "Şoka giriyor" "Bu kadar dayanıksız olduğunu bilmiyordum" Arkama geçen kül iki elimi çözdü fakat ben ayakta duramayacak haldeydim. Bir elini kanlı sırtıma bir elini bacaklarımın altına koyarak kucağına aldı. Bilincim kapanmak üzereydi. Kül başıma bir öpücük kondurduğunda "bu daha hiçbir şey" diye fısıldadı. Hem psikolojik hem bedenen yıkmaya çalışıyordu ve işini iyi yapıyordu. O bir katildi. Acımasız bir katil. Onun işi buydu. Bilincim bana inat kapanmazken bayılmayı diledim. Üşüyordum. Beni bir yatağa yatırdığında içeri başka biri girdi. Beni görünce acıyan yüz ifadesiyle çantasını açıp bir şeyler çıkardı. İlk önce bacaklarımdan başladı. Islak bir şeyle temizliyordu. Bacaklarıma yapışan plastiği nasıl çıkaracağı hakkında en ufak bir fikrim yoktu. Titremelerim geçmezken gözlerimi kapattım. "Hastaneye gitmemiz lazım şoka giriyor ölebilir." "Elinden geleni yap hastaneye gitmeyeceğiz yaşatamazsan senide onunla gönderirim" dedi keskin sert bir tonlamayla. Doktor olduğunu anladığım adam pantolonumu ve gömleğimi tamamen çıkarttığında artık yarı çıplaktım. "Kaldıracağız" diyip beni oturur vaziyete getirdi. Keskin beni desteklerken doktor sırtımdaki yarayı temizliyordu. Başım keskinin boyun girintisinde iki kolum keskinin elindeydi. Dudaklarımdan dökülen inlemeler bitmiyordu. Uyumak istiyordum. Beni bayıltmalarını istiyordum. Keskin başını küle doğru döndürerek "kıyafet ayarla odayı da hazırlasınlar söyle" dedi. Kapının kapanma sesini duyduğumda külün çıktığını anladım. Külün çıkmasıyla keskinin eli saçlarıma gitti. Kulağıma eğildi. "Özür dilerim" dedi fısıltıyla. Anlam veremezken bir yandan idrak edemiyordum. Hayal mi görüyordum. Bilincim bana oyunlar oynuyordu. Konuşmaya çabalıyordum. Sesim çıkmıyordu. "Bayılt" dedim zorlukla. "Lütfen" Beni duymasına şaşırdığım keskin "Anestezi uygulayamaz mısın" "Hastane şartlarında olmamız gerekiyor ancak lokal yapabilirim dikişe geçtiğimde yapıcam"
Keskin hala saçlarımı okşamaya devam ediyordu. Ne kadar süredir bu pozisyonda durduğumuzu bilmiyordum fakat acım biraz hafiflemişti. "Yavaşça döndürelim sırtına dikkat edin" dediğinde sırtımı keskinin göğsünde bulmuştum. Sütyenimin askısını çıkarttığında kaşlarımı çattım kıpırdandım rahatsızca "Bir şey yapmayacağım merak etme pansuman için çıkarmam lazım" dedi keskin sakin bir ses tonuyla bir şey yapacaksa da engel olamazdım zaten ama içimde hala karşı koymaya çalışan bir taraf vardı. Sırtımdan kopçası açıldığında engel olmaya çalıştım. Tüy kadar hafif hareketlerle olsada çalıştım. Göğsüme bir şey örtüldüğünde engel olmayı bıraktım. Hareketlerimden dolayı nefesim hızlanmış inlemelerim geri başlamıştı. Yarı baygın gibiydim ama hala hissediyordum. Duyuyordu kulaklarım gözlerim görüyordu hayal meyal. "Bitsin artık" dedim mırıldanarak. Sesimin acizliğiyle utanıyordum. "Az kaldı" dedi keskin. Acım biraz daha azalırken uykuya çekiliyordum. Sonunda diyerek bıraktım kendimi. Bitiyordu..