Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Kül alacağı zaferi düşünüp keyifleniyordu. Keskinin haberi olmadan yaptığı şey onu zafere götürecekti. Artık bu gizli saklı hayattan sıkılmış eski hayatına kavuşmak istiyordu. Kül artık kan dökmeden yaşayamaz hale gelmişti. Keskin onu durdurulamaz bir makinaya dönüştürmüş bir canavar yapmıştı. Kül keskinin en büyük hazinesiydi. Acımasızlığı kıvrak zekası insanların zaaflarını nokta atışıyla buluyor ve beklenmeyen hareketleriyle onları ağına yavaşça çekiyordu. Sarhanın odasına kurdukları kameradan avının yıkılışını izliyordu. Kapı açıldığında kimin geldiğini biliyor savunmasını hazırlıyordu içinde. "Durumu nasıl?" Diye sordu keskin. "Daha kötülerini gördüm." Keskin ekrana yaklaştığında sarhanın tuvalette dizlerini kendine çekmiş ağladığını gördü. Anında anlayan keskin küle baktı. "Bir şey mi yaptın" "Çok güzel şeyler yaptım" Keskin kaşlarını çatarak kamera kaydını geriye sardı. Sarhanın çığlıkları bir bir keskinin kulaklarını delip geçiyordu. Sarhan külden içten içe korkuyordu bunu ilk karşılaşmalarında anlamıştı. Kül ona derine gömdüğü acılarını hatırlatıyordu. Keskinin öfkesi artarken daha fazla izleyemeyip ekranı kapattı. Ani bir hareketle külün yakalarından tutarak ona bir yumruk salladı. "Sana benden habersiz sarhana dokunma dedim!!" Kül dudağının kenarındaki kanı silerek yakalarını düzeltti. "Bu kadar ileri gitmeden halledecektik!" "Ne o sarhanı önemsiyor musun yoksa keskin! Acı çekmesinden keyif alırsın diye düşünüyordum bende" Keskin bir elini başına götürerek ovuşturdu. "Bu şekilde değil kül" Kül yavaşça keskine yaklaştı. "Yoksa senden başkasının ona dokunması zoruna mı gitti" diye sordu alaycı bir tavırla. Keskinin delici gözleri külü bulduğunda kül gülerek sandalyesine tekrar oturdu. "Senin sarhana karşı bu naifliğin dudağımı uçuklatıyor. Yaptığım şey işe yaradı keskin! Bak en son ne zaman sarhanı bu kadar güçsüz gördün?" "Ne söyledin ona" "Eğer sözleşmeyi imzalamazsa onu her gün becereceğimi ve kimsenin elimden alamayacağını senin bile.." "Murat! Yeter sus!" Kül keskinin öfkesiyle histerik bir kahkaha attı. "Sen bu gidişle sarhanı kendi ellerinle karacaya da teslim edersin" kül ayağa kalkarak keskinin önünde durdu. "Böyle işkencelerle sarhanı yıkamayacağımı gördüm keskin. Hala neden öldürmüyoruz onu da anlamış değilim! Sırf karaca sarhanın arkasında diye mi?" "Gerizekalı! Yıllardır ben mi gözlerimle gördüm sarhanı! Seni göndermedim mi izle diye neler gördüğünü sen çok iyi biliyorsun." "Ne olursa olsun kim olursa olsun! Böyle beklemekten çok sıkıldım ve o sözleşmeyi imzalattırana kadar da durmayacağım keskin!" Keskin külün omzunu sıktı. "Bir sikim yapmayacaksın Murat. Yaparsan seni geri gönderirim o çukura." Kül kısa süren zaferinin ardından öfkeyle çıktı odadan. Keskin ise verayı izlemeye devam etti. tuvaletten kalkıp yalpalayarak yürüdü. Yatağa oturup bir süre boş duvarı izledi. Neler geçiyor o kafasından diye düşündü keskin. İçinde durduramadığı nefreti onu veraya daha da yaklaştırmak istiyordu. İçinde girdiği çelişki yolundan saptırıyordu. Keskin vera sarhanın gözlerine bakınca duruluyor o gözlerde kayboluyordu. Onun hem her şeyini çalmak hemde her şeyi olacak kadar hayatının ortasına yerleşmek istiyordu ve buna çok yakındı. Külün hırsının dinmeyeceğini anlayan keskin kalkıp veranın odasına adımladı. Tam da tahmin ettiği gibi kül ordaydı. Uyarıcı bakışları külün pek umrunda değil gibiydi. İkisi de içeri girince vera endişeyle ayaklandı. İlk keskini buldu buz gibi gözleri sonra korkuyla külü. Veranın gözlerindeki korku keskine fazlasıyla haz vermişti fakat vera anında kendini toparlayıp başını dikleştirdi. Keskin kollarını göğsünde kavuşturup duvara sırtını yasladı. Kül bir kaç adım attı kendi etrafında. Elindeki dosyayı tutup veraya uzattı. "Kararını verdin mi sarhan" dedi sırıtışıyla. Vera keskine bakıp olanları bilip bilmediğini anlamaya çalıştı. Kül veraya bir adım attığında vera da bir adım geriledi. İçgüdülerine hakim olamıyor külü görünce midesi bulanıyordu. "Bence senin de hoşuna gitti inkar etme" Vera yüzünü buruşturarak gözlerini kapattı. "İğrençsin" dedi dişlerinin arasından. Vera gözlerini açıp öfkeyle baktı küle. Elindeki dosyaya uzanarak aldı ve içinden kağıtları çıkarttı. Kağıdı yavaş yavaş yırtarken gözleri küle meydan okuyordu. Keskin veranın bu hareketine bıyık altından gülüp yaslandığı duvardan doğruldu. Vera yırttığı kağıtları yere atıp yatağına tekrar oturdu. Sakinliği külü biraz daha hırslandırıyordu. Kül iki elini yatağa koyarak veranın üstüne eğildi. "Seçim senin demiştim sarhan. Seni orospum yaptığımda çok pişman olacaksın" Vera meydan okumasını devam ettirerek külün yüzüne daha çok eğildi. "Merak etme o kadar yaşamayacaksın" diye fısıldadıktan sonra hızla külü geriye itti. Veranın gözleri külün dudağındaki yaraya kaydığında keskinin yeni haberi olduğunu anladı. Vera sarhanın bitmek bilmeyen dik başlılığı külü fazlasıyla kudurtuyordu. Şu zamana kadar birçok işkenceyle genç yaşında tanışan vera sarhan. Bu iğrençliklerle de baş etmeyi öğrenmişti. Bu kötülükleri ona çoktan yaşatan gösteren biri vardı hayatında. Gireceği hayatın tehlikelerini bütün gerçekliğiyle öğreten biri.. Vera sarhanın inatçılığı onları daha büyük bir hırsa sürükleyecek ve sarhan daha çok acı çekecekti. Ama yıkılsa da acı çekse de o başı hep dik kalkacaktı ayağa... Hep ve her zaman...