BİR KIŞ GECESİ(8)

36 6 2
                                        

Her şeyin başlangıcı bana dayanıyordu

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.


Her şeyin başlangıcı bana dayanıyordu. Doğduğum gün herkesin kaderini çizmişti. Bütün ihtimaller bir araya gelmiş sonra bin parçaya bölünmüştü.
Bir bebek ağladı bin çiçek soldu o gün. Yerler bembeyaz gökyüzü bembeyazdı. Herkes dondurucu soğuğu sıcacık evlerinin penceresinden izliyordu.
Dışarda bir kalp buzlanıp parçalanıyor.
Herkes göz yumuyordu.
Böyle bir güne gözlerimi açmıştım. Aynı doğduğum gün gibi. Soğuk ve karanlık.

Acı dolu bir inlemeyle kalktım yattığım yerden. Yine tablonun önünde uyuya kalmıştım. Saat kaçtı bilmiyordum. Kulaklarım bir nefes sesi işittiğinde bacağımdaki silahı çıkarıp doğrulttum. Kara gölgeyi aydınlatan sigara, Karacanın yüzünü netleştirdi. "Ne işin var senin burda?" Dedim hala doğrulttuğum silahımla. "Sakin ol sarhan" dedi fısıldar gibi. "Nasıl girdin buraya volkan.." sigarasından derin bir nefes aldı. "Sakin ol herkes iyi" uykudan uyandığım için idrak edemiyordum. Sanki beni hipnotize etmek istermiş gibi kısık sesle konuşuyordu. Elimi saçlarıma götürüp geriye attım. Silahı aşırı bir yavaşlıkla indirip tablonun olduğu duvara yaslandım. Tablonun önünde bir sehpa,sehpanın arkasında da tabloya dönük deri bir koltuk vardı. Karaca o koltuğa yayılmış ellerini de koltuğun başına doğru uzatmıştı. Gözüm duvardaki saate kaydı. 05.47
"Neden geldin bu saatte" hala karacanın karşımda olduğunu idrak edemiyordum. Ne alaka? Rüya mı görüyordum? "Senin için geldim sarhan"
"haddin olmayan şeyler yapma artık karaca. Yoruyorsun.." dedim aynı ses tonuyla. "Girmeyi nasıl başardın o kadar koruma varken" sigarasının son nefesini çekip sehpadaki küllüğe söndürdü. Yüz ifadesi keskin ve sertti. "Zor olmadı. Güvenliği arttırmalısın" sigara,ışığını parlayan aya bıraktı. Yüzünü çok net seçemiyordum. Yüzüne düştüğü gölgeler onu daha da korkutucu yapıyordu sanki. "Sen sürekli yerlerde mi yatarsın" dediği şeyle kahverengi parkelerime baktım. Evet bir süredir burası yatağım olmuştu resmen. "İyi ki doğdun sarhan." Susuyordum. Neden sustuğumu bilmiyordum. Tutulmuştum sanki. Doğduğum günden nefret ediyordum. "Bir kış gecesi dünyaya geldin. Bir kış gecesi dünyadan gittin ne garip değil mi?"
"Siktir git evimden karaca" konuşmuş muydum? O kadar kısık çıkmıştı sesim. Ayağa kalktı. Silahı sıkı sıkı kavradım. Parmağım hala tetikteydi. Sehpanın solundan dolanarak önümde durdu. Omzuma dokundu. Yavaş yavaş bileğime doğru inerken kasıldım. Silahı kavradığım elimi tuttu. "Beni öldürmeye mi geldin" diye fısıldadım. Şefkatle gülümsedi. "O gün bugün değil sarhan" dediği şeyle silahı tuttuğum elimi serbest bıraktım. Elimden alıp sehpaya koydu ve tekrar bana döndü. Aniden belimden tutup kendine çekti. Bir eli sırtımı bir elide saçlarımı okşuyordu. Ben ise sadece duruyordum. Kulağıma doğru eğildi. "İyi ki doğdun sarhan... iyi ki" diye fısıldadı. Sanki "iyi ki" oluşunu bana kabullendirmeye çalışıyordu. Gözlerimi kapattım. Uykum gelmişti. Saçlarımdaki eli masaj yapar gibi saç diplerimi okşuyordu. Uyumak istiyordum.
Dışarıdan silah sesleri geldiğinde sıçradım. Geri çekilmeye çalıştım fakat izin vermedi. "Karaca.." dedim korkmuş sesimle. "Şşşş" hem gitmemem için sıkı sıkı tutuyor hemde saçlarımı okşamaya devam ediyordu. "Ne yapıyorsun" aklıma volkan düşerken çırpınmaya başladım. "Bırak!" Bağırmaya başladığımda saçlarımdaki eli dudaklarıma kapandı. Hala kurtulmaya çalışıyordum. Yaslı olduğum duvara sıkıştırmış Bacaklarıyla bacaklarımı hareket ettirmemi engelliyor bir eliyle vücudumu bir eliyle de ağzımı kapatıyordu. "Sakin ol sarhan" çırpınmamın boşa olduğunu anlayınca bıraktım. Ağzımda olan elini yavaşça çekti. "Lütfen bana ihanet ettiğini söyleme" diye fısıldadım. Sustu. Dışarda yanıp sönen ışıklar burnumun dibinde patlayan seslere hiç bu kadar yabancı olmamıştım. Ben istersem ışıklar yanar istersem sönerdi. Karaca gün geçtikçe beklenmedikleri hayata geçiriyordu. "Karaca bana uykumdayken ihanet etmedin değil mi?" Sesimin tınısından çaresizlik ve korku damlıyordu. "Karaca!" Diye bağırdım. Çaresizlik yerini öfkeye bırakmıştı. Sesler sustu. Işıklar söndü. "Doğum günü hediyeni böyle vermek istemezdim" Karacanın kolları gevşedi. Hızlıca çıkarken içeri giren volkanla gözlerim parladı. "İyi misiniz vera hanım?" Kaşlarımı çatıp volkana baktım. Karaca bir şey demeden evden çıktığında bağırmaya başladım. "Volkan ne oluyor!" Hızlıca yanıma geldi. "Rıza alaca bugün eve baskın yapacaktı" "ne?!" "Nöbetteyken karaca geldi. Çok az vaktimiz kalmıştı konumlanmak için o yüzden sana haber veremedim. Eğer karaca olmasaydı haberimiz olmayacaktı." Başımı şaşkınlıktan iki yana salladım. "Öldün sandım.." "seni öldürdüler sandım!" Geri giderek kendimi koltuğa bıraktım. Karaca algılarımla oynuyordu. Bilerek yapmıştı. "Sana söylemedi değil mi" "söylemedi volkan!" "Tahmin etmiştim."
"Ne olursa olsun beni uyandırmalıydın"
"vakit yoktu Vera." "Korktum volkan!" Sesim yine çaresiz çıkmıştı. "Can güvenliğin daha önemliydi. Korkup korkmaman öfkelenip öfkelenmemen umrumda değildi" histerik bir gülüş attım. "Ya bu karacanın bir tuzağı olsaydı."
"Yapma vera. Karacanın seni öldüremeyeceğini sende biliyorsun." "Rıza alaca nasıl böyle bir şeye cesaret eder? Yeterince dersini almadı herhalde illa diyo gel kafama sık" dedim. Volkan yüzünü buruşturarak kafasını salladı. En önemlisi karacanın nasıl haberi olmuştu. Bu da bir düzmece miydi? Belki de güvenimi kazanmaya çalışıyordu. "Rızaya ulaş ona iki çift lafım var" volkan çıkınca hala karanlık olan odada tek başıma kalmıştım. Tablonun önüne bir yatak mı koysaydım. Artık alışkanlık olmuştu onların yüzlerine bakmadan uykuya dalamıyordum. Uzun zamandır beni terk etmeyen sırt ağrılarıma da alışmıştım aslında. Birazdan hava aydınlanacaktı. Sehpada duran tableti elime aldım. Kameralara bağlanıp odaları gezdim. Denizim mışıl mışıl uyuyordu. Biraz onu izledim. Her şeyden habersiz masum yüzü bana destek veriyordu. "Yaşamak için sebeplerim hala var" gerçeğini hatırlatıyordu. Elinde telefonuyla içeri giren volkana baktım. "Rıza" diyerek telefonu elime verdi.
"Sen hiç ders çıkarmaz mısın kendine alaca. Bu cesaret hala nerden geliyor" "tüm hayatımı çaldın" sesi acınası geliyordu. Çökmüştü. son kozlarını oynuyordu sanki. "Daha hiçbir şey yapmadım alaca. Bu daha iyi günlerin o yüzden son kez uyaracağım uslu dur" "ölümden korkmuyorum sarhan" şuh bir kahkaha attım. "Seni ölümle tehdit eden yok alaca. Senin o pis kanına ellerimi bulaştırmam ben." Sessizlik oluştu. "Zamanında karacayı dinlemeliydim" dediği şeyle kaşlarımı çattım. "Ne olduda dostun sana ihanet etti" histerik bir gülüş attı. "Karaca hiçbir zaman dostum olmadı ki sarhan" "seni uyarıyorum alaca. Öfkelisin intikam ateşin falan var. Evet anlıyorum fakat ben sabırlı bir insan değilim bildiğin üzere. Artık yürürken bile arkana bak ,uyurken bile sabahını düşün gözüm üzerinde."
"Senden nefret ediyorum" dedi tıslayarak. "Bende senden alaca. Eğer sözümü dinleyip uslu bir çocuk olursan belki seni affederim he yok olmazsan o zaman tüm hayatını gözden geçir. Benim bildiklerimin sınırı yok bunu aklından çıkarma" diyip telefonu kapattım. Volkana geri verirken "araştırdın mı" "evet biraz baktım fakat hiçbir şey bulamadım. Holdingin görüntülerine ulaşmaya çalışıyorum. Gerçektende dediğin gibi garip şeyler dönüyor" "karaca her ne yapıyorsa büyük bir şey olmalı bu kadar gizlediğine göre.." "akşam ki davete gidiyoruz değil mi" diye sorduğunda kafamı salladım. "Sence karaca bize neden yardım etti volkan" "son anda tarafını değiştirdi herhalde." Yanılıyordu. Karaca hiçbir zaman bir tarafta olmazdı ki. "Ben biraz daha uyumak istiyorum" volkan kafasını sallayarak çıktı. Bende odama çıktım.
Beyaz renklerle döşenmiş odama pudra pembesi detaylar eşlik ediyordu. Ne kadar koyu renkleri sevsemde bu renkler içimi açıyordu ve benimde içimin açılmasına ihtiyacım vardı. Yatağımın yanındaki çekmeceden ilaçları aldım. Sabah olmuşken bunlarsız beş dakika bile uyuyamazdım. İlacı ikiye böldüm. Hepsini içseydim akşam kalkardım herhalde. Uzun zamandır girmediğim yatağıma yayıldım. Aklıma karacanın tohumları bugün de düşerken beni bu kadar manipüle ediyor olmasına lanet ettim. Kanıma karışan ilaç gözlerimde baskısını gösterdi ve derin bir uykuya daldım...

Oy vermeyi düşüncelerinizi yorum olarak bırakmayı unutmayın🙏🏻💖

ELPİDABağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin