Bölüm 40 - Anılar Ve Zaman Durmuyordu

19 0 0
                                    

Kalbimde tonlarca bıçak varmışcasına canım acıyordu ama ben hiç bir şey yapamıyordum düzeldiğimi iyi olduğumu sanarken kalbimde ki bıçakların üstünü örtmeye çalışmışım ama becerememişim gibi hissettiriyordu bu acı . O kişi kolumdan tutmuş beni sarsıyor ve kendine gel diyordu ben ise ağlamam gibi içimde ki acının da sakinleşmesini bekliyordum bir kaç dakika geçtikten sonra kolumu bırakmasını rica ettim ve sakinleştiğimi söyledim , bana dönerek seni ilk defa bu halde görüyorum dedi bende  ona ardında bıraktığın enkazı görememen senin suçun değil arkanda ne gözün ne kulağın var ruhun bile duymuyor çünkü önüne bakmayı önündekileri görmeyi önündekileri duymayı onlarla olmayı tercih ettin keşke bende arkamı göremeseydim diyordum . O ise sadece susmuş beni dinliyordu çünkü şuan önündeydim  , ön ve arka kelimeleri ne kadar sıradan ne kadar da basit ve önemsiz geliyor değil mi ? Hayatta böyle önümüzü görmeye çalışırken arkamızda duran engeli ya da arkamızdan gelecek tehlikeyi fark edemeyiz bazen önde olmak arkada olmaktan iyidir ama önümüzde göremediklerimizi arkamızda görürüz örneğin insanlar karşımıza geçip konuşmaz değil mi sevgili dostlarım arkamızdan konuşur gülerler biz de onları önümüz de gördüğümüz için mutlu olup seviniriz ama bizim için nasıl düşündükleri ya da bize verecekleri tehlikeden habersiz severiz değil mi aşkta bunun gibi  önümüzü görürken en ufak bir şey bile zenginliktir mutluluktur ama arkamızdayken her şey kötüymüş dünyanın sonuymuş gibi gelir aslında işler bazen tam tersi olabiliyor ve hayatta da olduğu gibi dengeler değişebiliyor. Konuşmam bittikten sonra sana su almamı ister misin diye soruyordu bende ona gerek olmadığını ve bir kez daha iyi olduğumu  belirttim , o da nasıl istersen zorlayamam seni dedi ama eskiden olsa bunu kesinlikle yapardım diye güldü bende komik olan ne bana da söyle bende güleyim dedim o da bana hatırlıyor musun okul zamanlarımız da çantana senden habersiz vişneli pop kek koyuyordum ya da her buluştuğumuz da sana alıp getiriyordum , aklıma gelince güldüm öyle dedi  bende güldüm gerçekten de öyleydi bazen çantama koyduğunu fark ederken bazen de fark etmiyordum ve görünce şaşırıp mutlu oluyordum . Ne güzel anılar ve zamanlardı ama anılar da zaman da ilerliyor yerlerinde durmuyorlar dedim  o da haklısın dedi ve aramızda bir kaç dakikalık sessizlik  hakim oldu ve sessizliği bozan taraf o oldu bana sıcak bir şeyler içmek ister misin hava biraz soğuk dedi bende olabilir dedim ama olduğumuz yerde kalmayı herhangi bir yere oturmamıza gerek olmadığını söyledim o da benimle aynı fikirde olduğunu belirtti . Seni buraya çağıran ben olduğum için içecekleri ben alıyorum dedi  bende ona itiraz edecek gücümün olmadığını söyledim  ve içecekleri almak için yanımdan ayrıldı  , o yanımdan ayrıldıktan bir beş  dakika sonra telefonum çalıyordu arayan kişi aspardı bana neden hala oturduğumu sordu bende ona hava soğuk olduğu için sıcak bir şeyler almaya gittiğini söyledim aspar da anladım peki sen iyi misin dedi bende iyiyim merak etme dedim o da sevindim burada bekliyorum seni unutma dedi bende ona teşekkür ettim ve telefonu kapattım . Bir kaç dakika sonra içeceklerle beraber gelmişti teşekkür ederek içeceğimi içmeye koyulmuştum çünkü ağladıktan sonra vücudum halsizleşiyor ve üşüyordu tek üşüyen keşke vücudum olsaydı ya içimde ki o küçük çocuk korkmuş , üşümüş , yaralanmış ve elini tutan kimse yok karanlıkta kalmış kendi yolunu bile bulamayacak kadar küçük ve ben onu bile bile karanlığa gitmesine izin verdim ve şuan orada tek başına üşüyor üstünü örtecek kalbini ısıtacak kimsesi yok.. İkimizde gökyüzünü izlemeye daldık sonrasında ona hatırlıyor musun daha yeni sevgili olduğumuz da seni küçüklük arkadaşım ile tanıştırmak için buluşmuştuk ve beraber vakit geçirdikten sonra baş başa gökyüzünü izlemiştik dedim , hayaller kurmuştuk ben yıldızların güzelliğine kaptırmıştım kendimi dedim  o  da bana hatırlamaz mıyım gözlerinin içi parlıyordu dedi bende sanırım öyleydi dedim hatta şeyi de unutamıyorum ufak bir bebek görmüştük babasıyla birlikte geziyordu bende  bebeğin elinden tutmuş yürüyordum sen ise  küçüklük arkadaşımla birlik olup sessizce kaçmıştınız bebeğin babası söylemese ben fark etmiyordum sizin beni bırakıp gittiğinizi sonrasında zaten koşup size kızmaya başlamıştım sizde bana gülüyordunuz dedim  ve sonrasında  o da bende aynı anda kendimizi tutamayıp gülmüştük bakıyorum da eğlenceli anılarımız olmuş dedim o da haklısın eğlenceliydi dedi . Şimdi ise sadece anılardan bize acı bir gülümseme kaldı dedim o da bana hiç biri aslında acı değil onu acı hale getiren bizleriz dedi belki de haklısın dedim  .Bir anda telefonu çaldı kusura bakma önemli bakmam gerekiyor dedi bende buyur tabi bakabilirsin dedim ,  yanıma geldiğin de gitmesi gerektiğini ve buluşma için teşekkür ettiğini söyledi bende önemli olmadığını söyledim ve oradan itibaren bir kez daha yollarımızı ayırdık öncesinde ayırdığımız yollar çok uzak olmasına rağmen bu o kadar da uzak hissettirmiyordu sanırım uzak olmasına görmemeye alışmıştı ruhum belki kalbimde öyleydi ama bazı duygularım bunu kabullenemiyor ve bir bıçak gibi kalbime saplanıyordu  o yanımdan ayrıldıktan sonra aspara doğru döndüm ve gelmesini ister gibi baktım o da baktığımı fark ettiği an hemen hızlıca yanıma geldi ve kendimi onun kollarına bıraktım o da her zamanki gibi beni sımsıkı sarmıştı .Aspara bakarak  biraz sana yaslanarak uyuyabilir miyim kendimi iyi hissetmiyorum dedim o da sormana bile gerek yok küçük hanım kollarım , omuzum her zaman senin uyuman için hazırlar sormadan direkt yatabilirsin ama üşüyebilirsin o yüzden üstüne ceketimi örtelim dedi bende olmaz bu seferde sen üşürsün dedim  o da o zaman ceketimi açayım sen bana yaklaş sarılmak istersen zaten hiç çekinmeden sarıl hem benimde işime gelir diyip hafiften sırıtıyordu bende şuan sadece uyumak istiyorum ama sana sarılabilirim çünkü çok üşüyorum dedim o da hay hay hanımefendi sarılabilirsiniz dedi . O kadar çok yorgun hissediyordum ki hiç bir şey düşünmeden sadece biraz dinlenmek ve uyumak için aspara sımsıkı sarılmıştım  o da ceketini üstüme sımsıkı örtmüş ve ısınmamı sağlamıştı bende o sıcaklığın arasında yorgunluğum ile uyuya kalmıştım  , rüyalarım karmaşık bir bulmaca gibi olaylardan olaylara atlıyor birini çözemeden diğerine geçiyor ve ruhumun daralmasına sebep oluyordu en sonunda ne olduysa zaten aspar beni uyandırmıştı  , uyandığımda nefes nefeseydim ve ne olduğunu anlamadığım gözlerle ona bakıyordum o da bana iyi misin bakalım betin benzin attı uykunda bir şeyler sayıklıyor ve nefesini dengesiz bir şekilde alıyordun korktuğum için uyandırdım bende dedi . Bende ona korkmaması gerektiğini sadece aşırı duygu durumumdan kaynaklı korkutucu rüyalar gördüğümü söyledim  o da bana korkma küçük prensesim seni de içinde ki çocuğu da koruyacağıma söz veriyorum dedi . Bu sözler karşısında yapabildiğim tek şey aspara  sımsıkı sarılabilmekti o ise kollarıyla tüm sıcaklığını bana hissettirmeye çalışıyordu . Aspar aniden hadi kalk lunaparka gidiyoruz dedi bende ona aniden bu karar nereden çıktı diye soruyordum o da hmm biraz düşüneyim bilmem sadece canım istedi küçük hanım dedi . Bende ama şuan gidebilir miyiz ki dedim o da biz beraber istersek beraber yaparsak her şey mümkün diyordu ve o zaman fark ettim ki asparın gözlerinin içi bir yıldızdan daha parlaktı içimde ki korku tohumları onun gözünde ki parıldamayla son buluyordu . Aspar küçük hanım davetiye mi bekliyorsunuz resmen banka tutkal ile yapıştırılmış gibisin kalk artık diye kolumdan çekiştiriyordu bende ona acele etmememiz gerektiğini yavaş olsak da gidebileceğimizi söylüyordum o ise lunaparkı kaçırırlar diye bana hikayeler uyduruyor ve hızlı hızlı anlatmaya  çalışıyordu  bende tamam tamam sakin ol kalkıyorum dedim  bunu dememle bir asparın sevinci dünya da eşi benzeri olmayan bir sevinçti resmen belki de içinde ki çocuğun kalbi ısınmıştır belki de  üşümesin diye ben onun üstünü örtmüşümdür ...

Sen YoksunHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin