Bölüm 42 - İçi Dolu Anı Şişeleri

2 0 0
                                    

Düşünceler kuyusunda dibe batmışken, dönme dolabın sarsıntısı ile kendime gelmiştim. "Aspar Küçük Hanım, ne oldu? Dönme dolap yoksa sizi korkuttu mu?" dedi. Ben de "Ne alakası var canım, öyle daldım," dedim. O da "Bir şey mi oldu?" dedi. Ben de "Hayır, olmadı. Gayet iyiyim hatta baya iyiyim ki ikinci taş kağıt makasa bile hazırım," dedim. O da "Hadi bakalım Küçük Hanım, hazırsan TAŞ, KAĞIT VE MAKAS!" dedi. Ses tonu beni gaza getirmiş olacak ki aniden elimi taş yaptım, o da kağıt yaptı ve bu rövanşı o kazanmıştı. Aniden bana bakıp gülmeye başlamıştı ama yüzündeki gülümseme acı bir gülümsemeydi. "Aspar, neden acı ve tatlı karışımı bir şekilde güldüğünü sordum. O da "Küçükken kardeşimle taş kağıt makas oynarken yüksek sesle söyleyince elimi hep taş yapardı. Demin yaptığında sen de elini taş yapınca öyle hatırladım. Küçük meleğim her zaman kanardı ama asla ona kıyamazdım. Rana'm adı gibi kendi de çok güzeldi, benim meleğim," dedi. Bazen hayat ufacık anılarla bizi vurur. İçimizdeki denizin kıyısına bazen boş şişeler, bazen de içi dolu şişeler vurur. İçi dolu olan şişeler hep anılarımızdan ufak parçalar taşır, boş olanlar ise anılarla dolmayı bekler. Bir gün hatırlar denizinde kendini tekrar hatırlatabilmek için.

"Eminim dediğin gibi güzel hatta çok tatlıdır," dedim. Aspar gülümsedi ve "Evet, çok tatlıydı. Mesela annem ve babam markete gittiklerinde bazen Rana ve bana çikolata alırlardı, aramızda kavga çıkmasın diye. Ama Rana yerinde duramazdı. Kendi çikolatasını yedikten sonra gözlerini büyütüp bana masum masum bakardı, ona vermem için. Ben de dayanamazdım, kendi çikolatamdan biraz bölüp ona verirdim. O zamanki mutluluğu gözlerinden okunuyordu. Sonra etrafta koşturup 'Canım abim, canım abim' diye tezahürat yapıyordu kendince," dedi. Anlattığı tatlı anılardan sonra kendimi tutamamış ve hafif de olsa gülümsemiştim. Aspar bana bakarak "Lütfen rahat gül, ben bu içi dolu anılarımı hep güzel hatırlayacağım. Üzülerek hatırlarsam anıların güzelliğinden eser kalmaz," dedi. Ben de "Aynen öyle Aspar Bey, anılarımız biz mutlu kaldığımızda daha da güzel bir hal alıyor," dedim.

Kendine gelen Aspar, "Bu sefer ben kazandığıma göre çarpışan arabalara biniyoruz o zaman," dedi. "Sürücülüğünüzü test etme zamanı Küçük Hanım," diyerek yanağımdan bir makas alıp ardından da elimden tutarak beni çarpışan arabalara doğru götürüyordu. Çarpışan araba alanı o kadar kalabalıktı ki Aspar'a dönerek "Sanırım herkes sürücülüğünü test ediyor," dedim. O da "Olabilir Küçük Hanım, ama benim ilgi odağım ve sürücülüğünü test etmek istediğim kişi sensin," dedi. Ben de ona "O zaman şanslı mıyım ne?" dedim. O da "Nedenmiş bakalım," dedi. Ben de "Ne yaparsam yapayım bana kıyamayacağını bildiğim için kendimi gergin hissetmiyorum," dedim. O da "Bak şuna ya, nasıl da çözmüş beni," diyordu.

Çarpışan arabaların yeni turu için zil çalmıştı. Aspar da bana bakarak "Yarışalım bakalım Küçük Hanım, en çok çarpan kazanır," dedi. Ben de "Kazanınca bana mızmızlanma Aspar Bey," dedim. O da "Göreceğiz bakalım Küçük Hanım, kim mızmızlanacak," dedi. Etraftaki herkes arabalarına binmiş ve koruma kemerlerini takmıştı. Zil çalınca pist adeta bir savaş meydanıydı. Aspar ve ben ise gözlerinde kararlılık olan savaşçılar gibiydik. Birbirimize çarpmak için elimizdeki tüm gücü kullanıyorduk. Tam o büyük çarpışma gerçekleşecekken yan arabalardan bir kız Aspar'ın aracına çarpmıştı. İlk başta elime koz geçtiğini düşünürken sonrasında durakladım çünkü Aspar'a çarpan kızın siması aşırı tanıdık geliyordu. İçimden bir yerlerde kesinlikle karşılaştım diye geçiriyordum ki kız bana döndü ve "Ne oldu, tanıyamadın mı yoksa ilkokul sıra arkadaşını?" dedi. Gözlerim açılarak "ALÇİN SEN MİSİN?" diye bağırıyordum, çünkü arabaların sesinden kendi sesimi zor duyabiliyordum. O da "EVET BENİM," diyerek gülmeye başladı. Alçin ile konuşmamı fırsat bilen Aspar, ben fark etmeden arkama geçmiş ve bana çarpmıştı. Alçin gülerek "Bu çocuk kim, tanışıyor musunuz?" dedi. Ben tam konuşacakken Aspar bağırarak "BEN ONUN SEVGİLİSİYİM!" dedi. Alçin de "Vay be, ne aşklar var," dedi.

Sen YoksunHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin