"Bölüm şarkısı : Yalın- şimdi senden vaz mı geçmeli"
Keyifli okumalar Canlarim :*
"Hoşgeldin?" adamlarına dönüp
"Şu gördüğünüz kızı çok güzel ağırlayın. İstediğinizi yapabilirsiniz." dedi ve bana tekrar dönüp gülümsedi.
"Ne istiyorsun?" dedim sinirle.
"Can'ı istiyorum" dedi.
Zaten Senem benden ne isteyebilirdi ki Can'dan başka.
"Avucunu yalarsın artık." dedim.
Karşımda kahkasını bastırarak
"Sen ölünce Can öyle duracak mı sanıyorsun? Bana dönecek." dedi.
"Ben ölmeyeceğim ve Can'da sana dönmeyecek." dedim ısrarla.
"Kendinden emin gibi görünüyorsun." dedi.
Adamlarına işaret ettikten sonra araba hareketlendi.
"İndirin beni!" diye bağırdım. Son süraat ilerlerken yanımdaki adamın kolunu ısırıp kapıya yöneldim. Ama kilitlenmişti.
O sırada senem gülüyordu. Saçına yapışıp
"İndir beni!" diye bağırdım. Bu sırada arkamdan burnuma tutulan bez ile adamın dizine yığıldım.
------------------------~-----------------------
Gözlerimi açtığımda gri tonlarının ağırlıklı olduğu odayla karşılaştım. Siyah yatağın üstünden ellerimle destek alıp kalktım. Oda kutu gibiydi ve sadece iki kapı vardı. Aniden fırlayıp ilk kapıyı açtım. Mutfağı gördüğümde diğer kapıya koştum. Orada ise lavabo vardı. İki elimi kafamın yanlarına bastırıp
"Sakin ol Müge, sakin ol!" diye söylendim.
Gözüme çelik kapı takılınca oraya doğru koştum. Açmaya çalıştım fakat kilitliydi. Kapıya son gücümle vurmaya başladım.
"Çıkarın beni buradan. Hemen!" diye bağırdım.
Kapının ardından yüzlerce kilit sesi ve çekme sesleri geldikten sonra ağır kapı yavaş yavaş açıldı. Ardından iki adam görünüyordu. Onları takmayıp kapıdan çıkmaya çalıştım fakat o iri omuzları kapıyı kaplamıştı. Birisi elini yüzüme koyup gitmemi engelliyordu. Elini çekip
"Size son kez söylüyorum. Bırakın beni!" diye bağırdım.
"Zaten seni burada tutmayacağız. Bizim evimizdesin." dedi. Onlara biraz daha bakarken kolumdan tutup arabaya doğru sürükledi.
"Nereye götürüyorsunuz beni?" dedim korkuyla.
Hiçbirşey demeden arabaya bindirip yanıma oturdu. Diğeri ise sürücü koltuğuna geçti ve arabayı çalıştırdı. Çok uzun bir yoldan sonra yıkık dökük bir kasabaya geldik. Hiçkimse yoktu ve üstelik gece olmuştu. Korkuyla koltuğa sindim. Adam kapıyı açıp kolumdan tuttuğu gibi beni dışarı çekti.
"Bırak be!" diye bağırdım. Ve kolumu kurtarıp ovuşturdum. O sırada bu korkunç yeri süzüyordum. Adam arkamdan beni ittirip yürümemi sağladı. Ona sinirle bakarken yıkık dökük olan o eve(!) ilerledim. Ev de denmezdi ama neyse. Adamlardan diğeri el fenerini yakıp önden ilerledi. Kapıyı açtığında gıcırdayan sesiyle tüylerimin diken diken olması bir oldu. Kolumu tutan adama yalvaran gözlerle baktığımda
"Lütfen beni burada bırakmayın." diye sessizce söylendim.
Ne kadar kaçırılsam da diğer evi buraya yeğlerdim. En azından bir evdi!
Adam itiraz istemeden beni evin içine doğru itti ve kapının önünden bana baktı. Diğer adam elime feneri verip kapıyı üzerime sertçe kapattı. Ben çığlıklarım arasında boğulurken bir yandan da kapıya vuruyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
İlk Aşk
FantasyKüçüklüğünden beri sevdiği adam ile arasındaki engeller bitmiyor. Büyük aşk, bir o kadar sorunlu olacak. Onların sevmekten de öte. Kaybedeceğini bile bile mücadele etti. Beklemediği bir anda karşılık buldu. Bu onu hayata daha çok bağladı. Ve onu asl...
