Hayatın anlamsızlığı bazen öyle bir vuruyor ki. Aslında her an vuruyor ama biz acısını hissetmiyoruz. Yaşıyoruz,nefes alıyoruz,her sabah uyanıyoruz,her akşam uyuyoruz. Her gün hissediyoruz.Sadece hissediyoruz. Gülüyoruz,ağlıyoruz,nefret ediyoruz,mutluluktan ölüyoruz.Bazen o kadar saçma şeyler oluyor ki.Özlemek mesela. Özlemek aslında istemektir.Özlemek nedir sahi açıklar mısınız? Kim bana tarif eder özlemenin ne demek olduğunu? Özlemek yanında olmasını istemektir. Özlemek sesini duymak istemektir.Özlemek kokusunu hissetmek istemektir.Özlemek sadece istemektir. Biz her zaman isteriz. Güzel bir kız,yakışıklı bir erkek.Zengin olsun,arabası olsun,boyu uzun olsun.. Ama iyi huylu olsun,kalbi güzel olsun. Yalan! İnsan gözlerini gözlerinden alamadığı kimsenin kalbini göremez. Onu bu şekilde sever. Bu şekilde aşık olur. Kimsenin alnında kalbi güzel,iyi huylu 2. el fakat temiz kullanım yazısı yoktur.
Özlediğiniz kişi -pardon istediğiniz kişi- yanınızda değilse hayat anlamsız geliyor çoğu zaman.Mesela ailemden uzakta yaşıyorum. Onları o kadar çok özlüyorum ki. Onlardan başka derdim,tasam yok. Onlar iyi olsun,sağlıklı olsun başka bir şey umrumda değil...
Ben hiçbir zaman derinden yaralanmadım.Bu konuda gerçekten kimse hakkımı yiyemez. Odun,hissiz,duygusuz kalıplarının vücut bulmuş haliyim ben.. Mutsuz muyum bu durumdan? Asla! Tek istediğim aşık olmadan ölmemek...
Ne zaman yağmur yağsa içim sıkılır ve ben kasvetli şeyler düşünürüm. Kafamda başka bir kasvetli muhabbete dönecekken arkamdan gelen ''Selen!'' sesiyle hemen normale döndüm.
''Efendim?''
''Aldık bileti gidiyoruz biz şaka maka. Keşke sende gelseydin ya.Sensiz eğlenemeyeceğiz.''
''Hiç canım istemiyodu zaten ya siz gidin benim yerimede eğlenin bir güzel..''
''Bu kıza dikkat edin gözünü seveyim Müge içmesin çok fazla bak noluyo sonra biliyoruz.Gider çocuğun odasını filan basar aman diyim...'' Müge'yi de sessizce uyarmışken uçaklarının anonsunu duyduk ve ayaklandık.
Burcu,Müge,Yaser,Eren,Kaan ve Sedef hep birlikte gidiyorlardı. Sedef Antalya'dan bir daha geri dönmeyecekti.Artık ailesiyle kalıp Akdeniz Üniversitesi'ne geçiş yapacaktı.Belki de bu yüzden gitmek istemedim.Onu orda bırakıp dönmekte içime sinmezdi zaten,vedaları sevmedim hiçbir zaman.
Onlara el sallarken yanımdan geçip bana çarpan kıza ''Yuh lan!'' diye bir tepki verdim istemsizce.Kız birine bir şey yetiştirmeye çalışıyordu belli ki. Olabilir yine de o kadar yer varken gelip üstümden atlayarak geçmesi mi gerekiyodu yani? Fazla önemsemedim çünkü Burcu geri dönüp ''Nolur bana şans dile. Çok heyecanlıyım.Seni affetmiycem neden yanımda olmazsın ki,alçak!'' diyip sarılmayı ihmal etmemişti.Her şeyin güzel olacağına önce onu sonra kendimi inandırdıktan sonra tekrar el sallayıp gitmek için arkamı döndüm. Bana çarpan kız ve sevgilisi birbirlerine sarılmışlardı.Sımsıkı.. Aşk gibi..Aşık gibi.. Yaşamadığım şeyleri başkaları yaşayınca sadece izlerim ben.Yanlış anlaşılmasın hasetimden değil.Mutlu oluyorum sadece.Derin duyguları benden başka kim yaşarsa mutlu oluyorum işte. Derin duygular demişken Derin napıyodur acaba?..
Bu sefer başka bir ayırma anonsu yapılıyordu hava limanında. Ben oturduğum yerde mıhlanmış gibi dururken çocuk gitmek zorunda olduğunu söylüyordu. Sesleri duyabiliyordum.Konuşmaları idrak ettiğimde çocuğun asker olduğunu anladım.
''Hadi git lütfen bak kötü oluyorum,bırakamıyorum.'' çok içtendi çocuk.
''Kendine iyi bakacaksın ve beni hemen arayacaksın.'' zar zor sesi çıktı kızın.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
FISILTI
HumorKulağına eğilip ‘’Yemin ederim ki onunla konuşmadım. Konuşmuyorum da. ‘’ diye fısıldadım. Tatlı bir gülümseme kapladı suratını. Dudaklarını bana doğru çevirip ‘’Yemin ederim ki senden başkasıyla konuşmak istemiyorum. ‘’ dedi. Gülümsemem tüm hücreler...
