KUZEN

370 12 1
                                        

-Multimedia Cemre.-

    ‘’Hayır onlar kalıyor ! ‘’

  Verdiğim tepki tam olarak götürmek istemediğimiz eşyalaraydı. 1 haftada topladığımız pılımız pırtımız artık taşınmak için hazırdı. Çok yorulmuştuk evi toparlarken. Öyle ki dağınıklığımda su üzerine çıkınca Özlem’in çenesinden kurtulmak imkansız oluyordu.

 ‘’Lan bu ne ya? ‘’ verdiği tek tepki bu oluyordu genelde. Dolabımın içinden çıkanlar, dolabımın altından çıkanlar ve daha nice sakladığım sırlarım atmaya üşendiğim çer çöple birleşince kız ne yapsın ki ? Haklıydı.

  Derin’le aramız hala bozuktu. Pas vermiyordu, aramıyordu. Aradığımda soğuk soğuk konuşup işinin olduğunu söyleyip kapatıyordu. Kendi bilirdi. Ben bir şey kaybetmezdim. O kaybederdi. Hmm kesin kaybetmezsin Selen kesin kesin.

  ‘’Ay yavaş ama yha. ‘’ eşyaları bin bir zorlukla toplamışız paketlemişiz elin oğlu gelmiş oraya buraya fırlatarak onları kırıyor. Oldu canım !

  En sonunda bütün eşyalarımız yeni evimize taşınmış bulunuyordu. Özlem de ben de bitmiş tükenmiştik. Toplarken ne kadar yorulduysak yerleştirirken daha fazla yorulacaktık. Derin zaten ilgilenmiyordu ama Mıstık’ta pek yardım edemiyordu tabi. Neye yardım edebilirdi ki ? Anca Özlem’in peşinden pıtı pıtı dolaşıyordu garibim.

  Nakliyecileri gönderdiğimizde hepimiz koltuklara yayılıp dinlenmeye karar verdik. Ama çalınan kapımız buna müsaade etmiyordu. İlk misafirimize kapıyı açmak bana kısmet olmuştu.

  ‘’Daha bismillah hemen kim geldi ya ! ‘’ diye söylene söylene açtığım kapının ardında Cemre vardı. Ev sahibimizin oğluşu.

  ‘’Aa merhaba. ‘’ dedim sırıtarak.

  ‘’Merhaba. Yerleşebildiniz mi diye merak ettim. Bir sıkıntı var mı ? ‘’ ne kadarda düşünceli yhaaa.

  ‘’Evet, evet şimdi bitti eşyalar oturuyorduk bizde. Geç istersen sende kahve içeriz. ‘’ dediğim andan itibaren 12 ayın sultanı ramazanı nasıl unuturum diye dövünmeye başlamıştım.

  ‘’Rahatsız etmeyeyim ? ‘’

  ‘’Ne rahatsızlığı Cemre yhaa. Geçsene hadi. ‘’

   Tam o sırada bahçe kapısını açan da Derin’den başkası değildi tabii ki. Cemreyle gülüştüğümüzü ve Cemre’nin ayakkabılarını çıkarıp içeri girdiğine an be an şahit olmuştu sevgilim. Ben Derin’e anlamsız ve boş gözlerle bakıp yerin dibine girerken o hiçbir şey olmamış gibi ‘’Kuzen. ‘’ diyerek belime sarılmıştı. O an gerçekten yerin dibine girmek istedim. Cemre’ye karşı değil. Derin’e karşı. Yaptığım saygısızlıktı ve bu Derin’i benden uzaklaştırıyordu.

   ‘’Merhaba. ‘’ diyerek elini uzattı Derin, Cemre’ye dönüp. Selamlaştıktan sonra ikisi de içeri girip koltukta yerlerini aldılar. Ben salona uğramadan direk mutfağa geçerek Derin’in iğneleyici bakışlarından az da olsa kurtulsam da sonuç olarak elimde kahvelerle salona geri döndüm ve Derin’in yanında başımı eğerek yerimi aldım.

  Özlem ve Mıstık aralarına yastık koymuşlar kuzen kuzen oturuyorlardı. Kahvelerimizden birer yudum aldıktan sonra Cemre söze girdi ve ‘’ Az eşyanız varmış çabuk toparlanırsınız. ‘’ dedi etrafı süzerek. Gülümsemesini yüzüne yerleştirip gözlerini bana çevirdi. Ben de gülümseyerek ‘’ Yaa öyle oldu  öğrenci evi işte ne kadar eşya olabilir ki zaten ehehe. ‘’ dedim.

  Gülümsememi solduran Derin’in gözlerine takılan gözlerimdi. Kaş göz işareti yaparak içeriye geçmem gerektiğini bana anlatıp ‘’ Ben bi tuvalete gideyim. ‘’ deyip yerinden kalktı. Ulan Derin tuvalet diye çıktığın üst kat benim odam kimse anlamadı gerçekten şimdi tuvalete gitmediğini.

  Bende Cemre’ye dönüp ‘’Bi yukarı çıkayım ben hemen geliyorum. ‘’ dedim ve gülümseyerek yerimden kalktım. Kalbim yerinden çıkacaktı nerdeyse 1 haftadır adam akıllı yüz yüze gelip 2 çift kelime edememiştik.  Şimdi ise kim bilir ne için çağırıyordu beni, ne diyecekti ?

  Odaya girdiğimde Derin camdan dışarı bakıyordu. Geldiğimi anlamamış olacak ki ‘’Derin ? ‘’ diye seslendiğimde boş gözlerle arkasına dönüp geldiğimi fark etti.

  Yanıma doğru gelip elimi tuttu ve kapıyı kapatıp kilitledi. Kalbimin atışları daha fazla artarken ‘’Ne yapıyorsun sen ? ‘’ diyerek konuya girdi.

  Sesimi çıkaramıyordum çünkü sesi olması gerekenden fazla çıkmıştı. Sanki benim sesimi alıp kendi sesine dahil etmişti. Sesim çıkmıyordu.

  ‘’Evet bakma öyle aval aval amacın ne ? Anlat dinliyorum. ‘’ kaşlarını kaldırarak sesine sertlik bindirmişti.

  ‘’B-ben ben ben bir şey yapmıyorum ki. ‘’ deyiverdim ağzımdan çıkan harflerin anlamlı olmasını ümit ederek. Gözlerini gözlerime, burnunu burnuma, dudaklarını dudaklarıma daha da yakınlaştırarak ‘’ Canımı sıkıyorsun. Hem de baya çok. ‘’ dedi.

  O kadar çok yakınlaşmıştı ki bana, arkaya doğru kendimi eğerken yatağa düştüm. O da yanıma oturarak ‘’Canımı yakıyorsun. ‘’ deyip derin bir nefes aldı. ‘’Derin. ‘’ diyerek gözlerimi gözlerine diktim anlam veremiyordum olanlara. Ne yapıyordum ki ben ?

  Derin dudaklarını ısırarak bana bakmamaya devam ediyordu. Çenesini tutup yüzüme çevirdiğim gözleri kıpkırmızı olmuştu. ‘’Sevgilim. ‘’ diyerek elini tutmak için eline uzandım. Ama uzandığım elini çekince tekrar yüzüne baktım. Yüzü bu kez daha yakındı. Çok daha yakın. Havada kalan elimi kendine doğru çekerek beni kendine daha da yakınlaştırdı. Gözlerine bakıyordum. Hiç tepki veremiyordum. Yavaşça elini elimden çekip belime sarınca dudaklarını dudaklarıma yapıştırdı.

  Ateş gibi yanıyordu dudakları. Yakıyordu dudaklarımı. Onu ne kadar özlemişim meğer. Ama bir an kendime geldiğimde öpüşmediğimizi fark ettim. Sadece dudaklarımız birleşmişti. Oynatmıyorduk. Gözlerimi açtığımda Derin’in bana baktığını gördüm. Dudaklarımı aralayıp konuşacak gibi oldumsa da beni susturdu ve öpmeye başladı.

  Verdiğim karşılıkla daha da yüz bularak daha sert öpmeye başladı. Aşağıda bizi kimlerin beklediği, kimin bizi nasıl bildiği umurumuzda değildi. Ellerimi boynuna dolayarak hızlanan öpüşmemize yardımcı oldum. Beni kendine doğru çekip oturttuğu dizleri sayesinde artık hiçbir engelimiz kalmıyordu. Öyle güzel öyle narin öpüyordu ki beni neden uzak kaldığımızı kafamda tartmaya başladım. Ona haksızlık ediyordum. Dudaklarımı dudaklarından ayırarak minik bir öpücük daha bırakıp dizlerinden kalktım. Gülen gözleriyle gözlerime bakmaya devam ediyordu. Elimi tutup avuçlarımı öpmeye başladı. Ayağa kalkıp tekrar sarıldı belime sıkıca. Elini tutup ‘’Artık aşağıya inmemiz gerek. ‘’ dedim. Elinden çekerek kapının kilidini çevirdim ve kapıyı açtım.

   Karşımda gördüğüm anlamsız gözlerle bana bakan bir çift gözün sahibi Cemre ve elini tuttuğum içeride kilitli bir halde neler yaptığımızı bir bizin bir Allah’ın bir de artık Cemre’nin anladığı Derin vardı...

FISILTIHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin