Fotoğraflara bakarken 3 gün önce yaşadığım akıl almaz olayları getirdim gözümün önüne. Evden çıkıp arabaya bindiğim anı bile hatırlamazken hastaneye vardığımız zaman gördüğüm manzarayı hatırlıyorum bir an. Karşımda duran Mete bana boş gözlerle bakıyordu. Tahmin ettiğim şeyin olduğunu anlamıştım. Kaybetmiştim. Yine kaybetmiştim. Yine biri beni terk edip gitmişti sonsuza. Bacaklarımdan çekilen enerjinin geri verilmesi Derin’in göreviydi. Özlem susuyordu. Konuşmuyordu. Kimse benim ne konuştuğumu duymuyordu…
Sesim çıkmıyordu. Gözlerimden akan yaşlar durulmuyordu. Sağanak bir yağmur gibiydi gözyaşlarım.. ‘’Ne oldu ? ‘’ diye soruyordum Mete’ye. ‘’Ne oldu ? Nerde o ? ‘’ Onu görmek hakkımdı. Değil miydi ?
Ardından Müge geliyor içeri. Gözleri yaşlı benim gibi. Özlem aramış. ‘’Hemen gel ! ‘’ demiş. O da gerçekten hemen gelmişti. Müge’nin bana sarıldığını hatırlıyorum. Hangimiz, hangimizi teselli edebilirdi ki ? Nasıl yapabilirdik…
Mete ‘’Yanlış yaptım ! ‘’ dedi. İki kelimenin geri getirdiği hiçbir şey yoktu. Olmayacaktı. Hesabını soramadığımız bir insan vardı toprak altına gömülmeyi bekleyen. Derin, Mete’yi alıp çıkmak istedi. Onu gördükçe sinirlerim bozuluyordu çünkü. Mete istemedi. ‘’Gidemem. ‘’ dedi.
Ogün onu son kez gördüğümü bilseydim asla göndermezdim.
Doktorlar Mete’nin şok geçirdiğini ve konuşmadığını hiçbir şey anlatmadığını konuşuyordu kendi aralarında.
‘’Siz arkadaşı mısınız içerdeki bayanın ? ‘’ dedi bir doktor.
Kimsenin cevap vermeyişi onu soyutladığımız anlamına mı geliyordu ?
‘’Evet ! ‘’ dedim yarım yamalak çıkan sesimle. ‘’Arkadaşıyız. ‘’
‘’Ölüm işlemlerini halletmeniz gerekiyor. Zaten buraya geldiğinde nabzı atmıyordu. Beynine gitmeyen oksijen yüzünden bitkisel hayatta kalacaktı eğer kalbini çalıştırabilseydik. Ama ne yazık ki olmadı, başınız sağ olsun.. ‘’ dedi bir çırpıda. Ama benim kulaklarımda uğulduyordu ses… ‘’Başımız sağ olsun ‘’ öyle mi ?
Gözlerimi sımsıkı kapattığım bir anda onu gördüm. Bana doğru geliyordu gözü yaşlı bir şekilde.. Gülümsedim. Beni terk etmemişti. O beni bırakıp gitmemişti. Derin’in kollarından ayrıldım ve gözlerimi açmak istedim. Fakat gözlerim zaten açıktı ! Gördüklerim doğruydu. Karşımdaydı ve konuşuyordu. ‘’Nerede o ? ‘’ diyordu sürekli.
Ayağa kalkıp sıkıca sarıldım Burcu’ya. Belki gerçek değildir belki sadece bana gözüküyordur diye bırakamıyordum onu..
Müge ve Özlem’in bana bakarak ağlaması gördüklerimin gerçek olmadığının mı göstergesiydi bilemiyorum. Ben Burcu’yu görüyordum ve Burcu bana sarılıyordu…
Burcu’yu kollarımdan ayırdığımda onun gerçek olduğunu anladım. Özlem ve Müge sırayla Burcu’ya sarıldığında onun bizden vazgeçmediğini anladım. Peki içerdeki kimdi ?Ölen kişi kimdi ? Doktora ‘’Arkadaşımız. ‘’ dediğimiz kişi kimdi ?
Burcu, Mete’yi gördükten sonra yanımıza geri geldi. Artık ağlamıyorduk hiçbirimiz. Hatta bir ara kahkaha atasım gelmişti. Bir insanı kaybettiğinizi sanmanız ama sonra kaybetmediğinizi anlamanız hayattaki en ilginç şey belki de. Bu yüzden sürekli gülmek istiyordum. Burcu yaşıyordu !
Dolu dolu olan gözlerini silerek anlatmaya başladı Burcu.
‘’Aradı beni önce konuşmak istedi. Bir şeyler yolunda değildi anlamıştım. Sesi soğuktu. Yanına gelmek istedim. Kabul etmedi. Sonra nerde olduğunu öğrendim bir şekilde. Müge’yi de evine gönderdim zaten istemedim beni durdurmasını. Yanına gittiğimde içiyordu. Konuşmaya çalıştım. Anlatmadı. Dinlemedi. ‘’Ayrılmak mı istiyorsun ? ‘’ dedim. ‘’Git. ‘’ dedi. Telefonuna bir mesaj geldi ‘’Canım ben çıktım, bekliyorum. ‘’ yazıyordu. Anladım. Onun için çoktan bitmişim. Zaten mesaj geldiği anda kalktı gitti. Beni beklemedi bile. Sarhoştu o. Arabayı kullanamayacağını biliyordum. Bir şekilde toparlanıp çıktım o mekandan. Şarjım bitmiş sonradan fark ettim. Eve kadar yürüdüm, sahile gittim. Yağmur yağıyordu zaten. Sonra o sesi duydum ben. Arabanın kaydığını, bir yerlere çarptığını. Önemsemedim. Benim derdim daha büyüktü. Eve geldim. Telefonu açtım filan. Mete mesaj atmış ‘’Hastanedeyiz herkes seni öldü sanıyor. Gel lütfen. ‘’ diye. Aradım işte Mete’yi başkası açtı. Hastanenin adını verdi. ‘’Mete konuşmuyor’’ dedi. Bende fırladım geldim işte. Ölen ben değilim artık üzülmeyin. ‘’
ŞİMDİ OKUDUĞUN
FISILTI
HumorKulağına eğilip ‘’Yemin ederim ki onunla konuşmadım. Konuşmuyorum da. ‘’ diye fısıldadım. Tatlı bir gülümseme kapladı suratını. Dudaklarını bana doğru çevirip ‘’Yemin ederim ki senden başkasıyla konuşmak istemiyorum. ‘’ dedi. Gülümsemem tüm hücreler...
