Sınıfa girdiğimde Selin'in aşırı sevgi gösterileriyle karşılaştım. Partide yaşananlar yüzünden kendini suçlu hissettiğinin farkındaydım. Suçluydu da. Tamamen değilse de bir miktar.
Ona olan sinirim geçmişti aslında ama yine de soğuk davranıyordum. Sorduğu sorulara kısa cevaplar vererek geçiştiriyordum ve yüzüne hiç bakmıyordum. En sonunda üzgün bir halde önüne dönüp benimle konuşmayı bıraktı.
Göz ucuyla ne yaptığına baktım. Kafasını eğmiş, bakışlarını dizlerinde kavuşturduğu ellerine düşürmüştü. Biraz daha trip yapsam ağlayacaktı resmen. Çocuk gibi görünüyordu şuan. Gülmemek için kendimi zor tutuyordum.
"Ay tamam Selin. Asma suratını."dedim ve yanağına bir öpücük kondurdum.
Hemen yüzü gülmeye başladı. "Barıştık mı yani şimdi."dedi gözlerindeki parlamayla.
"Barıştık."dedim gülerek.
Sınıf yavaş yavaş dolmaya başlarken Asu'nun kapıdan girdiğini gördüm. Yüzündeki aptal sırıtmayla bana bakıyordu. Partideki olay yüzünden alay ediyordu benimle sözde o küçük beyniyle. Halbuki o zekasını biraz olsun kullanabilse Cem'in o olayı kıskançlıktan yaptığını anlayabilirdi. Ah canım ya ne safsın!
Ona tek kaşımı kaldırarak aynı şekilde alayla gülerek karşılık verdim. Şu tek kaşını kaldırabilmek müthiş bir şey değil mi ya. Resmen yaptığın hareketi daha etkili kılıyor. Bence muazzam! Bu yüzden çok sık kullanırım.
Bu hareketim karşısında kaşları çatılmıştı. Sanırım utanmamı falan bekliyordu. Üzgünüm ama o saf kızların takınacağı tavır, benim değil.
Hocanın gelmesiyle ders başlamıştı. Cem derse gelmemişti. Okulda olmasına rağmen. Neden? Hayır merak etmiyorum. Yani etmemeliyim. Ah derse konsantre ol kızım!
Ders yine oldukça sıkıcı bir biçimde devam ederken nihayet hoca bitirmeye karar vermişti. Bitirmeseydi göz kapaklarım isyan edecekti artık. Açık tutmaya çalışacağım diye kendimi yırttım resmen. Ne oluyor bana böyle yahu! Tembel bir öğrenci haline mi geliyordum yoksa. Lütfen öyle bir şey olmasın!
Hoca sınıftan çıktığında Selin'le ben de sınıftan çıkmak için yerimizden kalkmıştık. Sınıfın ortasına geldiğimizde Cem'in elinde çiçeklerle içeri girdiğini gördüm. Açıkcası bu görüntü beni şoka uğratmıştı. Cem! Çiçek! Bir araya getiremeyeceğim iki kelime. Ama işte şuan resmen bir aradaydılar.
Bir dakika! Bana doğru mu geliyor o? Çiçekler bana mı? Ah elbette sana kızım başka kime olacaktı. Sınıfın ortasında donup kalmıştım adeta. Göz ucuyla sınıfa baktığımda aslında herkesin bu görüntü karşısında şok olduğunu gördüm. Millet ağzı açık bir şekilde Cem'i izliyordu.
Bana doğru ilerleyip tam karşımda durduğunda şaşkınca ona bakıyordum. Sınıfa bir sessizlik hakim olmuştu. Yutkunsam duyulacak gibiydi. Ne yani yutkunmuyor musun o zaman diyeceksiniz ama gibiydi dedim. Lütfen.
"Buğçe?"dedi sesindeki koyu ifadeyle. Sanki etrafta hiç kimse yokmuş gibi gözleri benim dışımda hiçbir yere bakmıyordu. Şuan tam gözlerimin içindeydi. Başka hiçbir yerde değil!
"Efendim?"dedim sesimin titrek çıkmamasına gayret ederek.
"Bu çiçekler senin için." dedi ve biraz durduktan sonra devam etti, "Seni kırdım. Oysa bunu yapmak isteyeceğim en son kişisin ama bugüne kadar hep aptal gibi davrandım. Özür dilerim."dedi.
Gözleri beni etkisi altına alırken bir an ne diyeceğimi şaşırmıştım. Bu kaçıncı özür Cem Bey? Sınırlarınızı aşıyorsunuz tebrikler.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARMAŞIK
RomanceArtık buraya kadardı! Aptal gibi peşinde dolanmayı bırakma zamanı gelmişti. Evet geç alınmış bir karardı fakat malum geç olsundu fakat güç olmasındı. Artık o karaktersizin yüzünü bile görmek istemiyordum. Hiç kimsenin benimle böyle oynamasına izin v...
