Bölüm 36

488 18 33
                                        

Finallerim sonunda başlamıştı ama benim için hiç iyi gittiğini söyleyemem. Bir türlü derslere odaklanamıyordum. Sürekli Cem'le olmak istiyordum. Yanımda olmasa bile aklımda oluyordu ve ben bu durumdan nasıl çıkacağımı bilemiyordum. Bir yolu olmalıydı!

Bugün yine bir sınavımız vardı ve benimki berbat geçmişti. Suratım asık bir şekilde kantinde oturuyordum. Cem de bize çay almaya gitmişti. Çenemi elime dayamıştım ve kara kara ne yapmam gerektiğini düşünüyordum.

Cem gelip çayları masaya bıraktıktan sonra karşıma oturdu.

"Yine kötüydü değil mi?"dedi sıkıntıyla.

Olumlu anlamda kafamı salladım. Derin bir nefes verip diğer tarafa döndü. Daha sonra tekrar bana döndüğünde iyi şeyler duymayacağımı yüzündeki ifadeden anlamıştım.

"Bu böyle olmayacak."

"Nasıl?"

"Böyle işte."diyip ellerini masaya koydu. "Biz böyle sürekli görüştükçe sen ders çalışamıyorsun ve ben bu durumdan hoşlanmıyorum."

Evet işte tahmin ettiğim şey geliyordu. Duyacağım şeylerin etkisini azaltacakmış gibi kollarımı masaya koyup yüzümü de kollarıma gömdüm.

"Sanırım sen haklıydın. Gerçekten de sınav dönemlerinde birbirimizden uzak durmalıyız."

Bir süre bekledikten sonra Cem bir tepki vermemi bekler gibi koluma dokundu. Kafamı kaldırdım ve, "Haklı falan değildim. Bu da nereden çıktı şimdi? Seninle hiçbir alakası yok."dedim.

"Nasıl yok Buğçe? Daha önce hiç notların bu kadar düşmüş müydü?"

Gözlerimi kaçırıp başka taraflara baktım ve şöyle bir hafızamı taradım. Hayır düşmemişti. Haklıydı. En başından beri haklı olduğunu biliyordum ama kabul etmek istemiyordum.

"Senden uzak durmak istemiyorum."dedim çocuk gibi dudaklarımı büzerek.

Uzanıp elimi tuttu. "Sevgilim sadece geçici bir süre. Sınavlar bitsin yine hep beraber olacağız zaten."

Ah! Ne kadar da meraklıydı benden uzak durmaya böyle. Tek kaşımı kaldırıp yüzünü inceledim. Benden sakladığı bir şeyler olabilir miydi acaba? Çünkü birdenbire bu ne haller yani! Eh bir miktar işkillendim doğrusu.

Daha sonra gözlerimi kısıp derin bir nefes verdikten sonra, "Peki, dediğin gibi olsun bakalım."dedim ve oturduğum sandalyeden kalkıp çantamı aldım.

Şaşkınca hareketlerimi izliyordu. "Ne yapıyorsun?"

Dünyanın en saçma sorusunu sormuş gibi yüzüne baktım ve, "Eve gidiyorum ders çalışacağım."dedim.

"Tamam ben bırakırım."diyip ayaklanınca bir el hareketimle durdurdum.

"Gerek yok, kendim giderim."dedim ve arkamı dönüp kantinden çıktım.

Haklı olsa bile bozulmuştum yahu! Gayet rahat bir şekilde sınav süresince görüşmeyelim dedi çocuk. Pes! Ben de onu bu yaptığına pişman edecektim elbette. Çünkü Buğçe olmak bunu gerektirirdi.

Peşimden gelip kolumu tuttuğunda ona dönüp ne var dercesine kafamı salladım.

"Neden seni bırakmama izin vermiyorsun?"

Baygın baygın yüzüne baktım. "Daha az önce uzak duralım demedik mi?"

Kaşlarını çatıp, "O kadar da değil, evine bırakmamda bir sakınca olduğunu düşünmüyorum."dedi.

"Ama ben düşünüyorum. Bu yüzden ben gidiyorum ve sen gelmiyorsun. Yolda bol bol derslerimi düşüneceğim!"dedim ve bir şey demesini beklemeden arkamı dönüp hızlı adımlarla durağa doğru ilerledim.

KARMAŞIKBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin