Bölüm 38

478 21 42
                                        

Sınavlar bitti, notlar alındı ve eh zar zor bütünlemeye kalmamayı başarabildim. Bu benim için büyük bir başarıydı. Yani bu sene için. Önceki senelerde zaten bütünlemenin sadece adını duyuyordum. Aman, ya bütünlemeye kalırsam diye bir stres çekmiyordum. Cem'in sayesinde böyle bir şey de yaşamıştım işte, ama kalmadım sonuçta bu da bir şey neticede.

Cem de bir haftalığına ailesinin yanına gitti. Bana söylemiyor ama önemli bir durum olduğunu seziyorum. Daha önce ara tatil boyunca burada kalacağını söylemişti fakat birdenbire gitmeye karar verdi. Açıkçası bu beni biraz şüphelendirdi. 

Bu akşam Selin'le dışarı çıkacağız. Şuan hazırlanıyorum, daha doğrusu hazırlanmaya çalışıyorum. Her zaman ki gibi ne giysem derdim ve ben! Ben dolapta kıyafetlerimi karıştırırken telefonuma mesaj geldi. Cem'den geldiğini tahmin ediyordum. Ona dışarı çıkacağımızı söylemiştim muhtemelen bu mesaj da ona verilen bir cevaptı. Komodinin üstünde duran telefonumu aldım ve mesajı açtım.

'Eve geç dönmüyorsun ve bir de tahmin edersin ki mini etek yok!'

Beni deli ediyordu. Bu şekilde emir kipiyle konuşması hoş değildi. Neydim ben Cem'in kölesi falan mı? Hayır tatlım, hiç sanmıyorum.

Sinirle parmaklarımı harflerin üzerinde gezdirmeye başladım.

'Ne zaman istersek o zaman eve döneceğiz ve ne istersem onu giyeceğim.'

Birkaç dakika cevap gelmeyince ben de dolabıma geri döndüm. Aslında aklımda mini etek giymek falan yoktu ama kaşınmıştı. Bana ne yapacağımı söyleyemezdi! Ah, aslında belki de ona teşekkür etmeliydim iki saattir ne giyeceğimi düşünüyordum, çok yardımcı oldu sağolsun.

Yüksek bel bol haki renginde mini eteğimi aldım. Üstüme de omuzlarımı açıkta bırakan beyaz kazağımı seçtim. Ayakkabı olarak da yine haki renginde hafif topuklu botlarımı giyecektim. İşte bu kadardı, nihayet hazırdım!

Makyajımı yapmak için aynanın karşısına geçmiştim ki telefonuma gelen mesaj sesini duydum. Ne yazdığını merak ediyordum. Hemen telefonumu elime alıp mesajı okudum.

'Buğçe beni sinirlendirme! Ne diyorsam onu yap.'

Sinirli bir nefes verip başımı sağa doğru yatırdım ve ekranın dokunmatiğini döver gibi yazmaya başladım.

'Bana ne yapacağımı söyleme huyundan vazgeç! Bir şeylere kendim karar verebilecek yaştayım Cem, babam bile karışmıyor. Aş bunları artık.'

Telefonu yatağa atıp tekrar aynanın karşısına geçtim. Ama bu sefer de telefonum çalmaya başladı. Gözlerimi devirip ayağımı yere vurdum. Aradığına göre kızmış olmalıydı. Hah, istediği kadar kızabilirdi.

Telefonu elime alıp cevap verdim. Cem'in sinirli sesiyle telefonu kulağımdan biraz uzaklaştırıp yüzümü buruşturdum.

"Buğçe sen ne yapmaya çalışıyorsun? Yanında değilim ve mini etek giymeni istemiyorum. İnsanlar sana baksın istemiyorum. Bu kadar basit. Neyini anlamıyorsun?"

Kaşlarımı çatıp dudaklarımı ısırdım.

"Asıl sen beni anlamıyorsun. Hangi devirde yaşıyoruz Cem? Kıyafetlerime karışmanı istemiyorum."

Derin bir nefes verip tane tane konuşmaya başladı.

"Bak Buğçe, sevgilim, hayatım benimle inatlaşma. Zaten yanında yokum diye deliriyorum burda beni daha fazla zorlama. Lütfen, dediğimi yap!"

Ayağımla yerde ritm tuttururken kafamı yukarı kaldırıp sabır diledim.

"Hayır Cem sen bu huyundan vazgeçeceksin. Bana emir vermekten, beni kölen olarak görmekten vazgeçeceksin!"dedim ve telefonu yüzüne kapattım.

KARMAŞIKBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin