"Sınavlar yaklaşıyor."dedim Cem'le okula doğru yürürken.
"Yine senden uzak durmamı istemeyeceksin değil mi?"diye sordu. Yüzüme çok tedirgince bakıyordu. Bu haline gülmemeyi başarmak imkansızdı. O yüzden ne yaptım? Güldüm.
"Uzak dur desem duracak mısın ki?"
Omzunu silkti ve, "Elbette hayır."dedi. "Hem bence sen de artık benden uzak durmak istemezsin. Zaten o zaman da istemiyordun ki söylerken sesin titriyordu."
Pardon? Ne? Sesim mi titremişti? Pis yalancı! Asla öyle bir şey olmamıştı. Tamam hafif bir çatallaşma olmuş olabilir sesimde ama buna titremek diyemeyiz değil mi?
"Sen de uzak duracağını söyleyip ikinci gün yanımda bitmiştin yalnız. Onu da unutmazsak."dedim tek kaşımı kaldırıp imalı imalı bakarak.
Tam bir şey söyleyecekken araya girdim ve, "Neyse kapatalım bence bu konuyu."dedim. "Ara tatilde ne yapmayı düşünüyorsun? Ailenin yanına mı gideceksin?"
"Ara tatilde hiçbir yere gitmeyip her gün seninle olmayı planlıyorum."dedi kafasını eğip burnunu burnuma sürterek.
Yukarıya bakıp düşünüyormuş gibi yaptım ve, "Hımm.. Kulağa hiç fena gelmiyor ama.. Bunu planlarken bana hiç sordun mu acaba?"dedim.
"Hayırdır, senin için bir sakıncası mı var?"
"Bilmem.. Her gün diyorsun.. Yanii, ne bileyim, sıkılabilirim."dedim hiç yüzüne bakmadan.
Sadece onu kızdırmaya çalışıyordum. Yoksa her saat, her dakika yanında olabilirdim elbette. Hatta bu düşüncesi beni fazlasıyla mutlu etmişti.
Yürümeyi bıraktı ve kaşlarını kaldırıp yüzüme baktı. "Öyle mi?"diye sordu.
Kafamı yana yatırdım ve gözlerimi evet anlamında kapatıp açtım.
Tekrar yürümeye başladığımızda, "Tamam. Benimle vakit geçirmek isteyen bir çok kız var, ben de onlarla takılırım o halde."dedi.
Duyduğum cümleyi idrak etmem bir kaç saniyemi almıştı. Kesik bir soluk verip sinirle ona döndüm. Elimi elinden çekerek ona vurmaya başladım.
"İyi öyleyse. Git o kızların yanına ben seni hiç tutmayayım. Çok pisliksin."
Vuruşlarımdan hiç etkileniyor gibi görünmüyordu doğrusu. Yerinden oynamamıştı bile. Gülerek ellerimi tuttu.
"Hem kaşınıyorsun hem de bana kızıyorsun. Sıkılırım diyen sen değil miydin? Ben de böyle bir çözüm buldum işte."dedi sırıtarak.
Ellerimi silkip elinden kurtulduğumda, "Ben şaka yapıyordum aptal! Demek gerçek olsa bulacağın çözüm bu öyle mi? Odunun tekisin!"dedim.
"He sen de romantikler kraliçesisin zaten."
Hala gülüyordu yahu! Ben de biliyordum herhalde romantik bir insan olmadığımı ama o söyleyince biraz içime oturmadı değil yani. Ellerimi belime koyup gözlerimi kısarak ona baktım.
"Öyle sinirlenme, öperim."dedi tekrar elimi tutup yürümeye başladığında. Bana kalsa yürümeyecektim ama elimi tuttuğu için bu imkansızdı. Çünkü ben dursam ve o yürüse kolum kopabilirdi ve ben kolumu çok seviyordum.
"Cem bırak elimi. Elini tutmak istemiyorum. Sana sinirliyim anlıyor musun beni? O tuttuğun el de benim olduğuna göre izin vermiyorum. Tutamazsın. Ya bıraksana!"
"Ben de izin almıyorum zaten. Hem sen benim sevgilimsin dolayısıyla elin de benim, yüzün de benim, her yerin benim."dedi muzipçe gülerek.
Her yerim derken? Tövbe estağfurullah. Niye hep aklıma kötü kötü şeyler geliyordu. Biraz sapıklık falan mı var yoksa bende? Ama o da sanki öyle şeyler ima eder gibi söylüyordu ne yapabilirdim yani. O sapık o, ben değilim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARMAŞIK
RomanceArtık buraya kadardı! Aptal gibi peşinde dolanmayı bırakma zamanı gelmişti. Evet geç alınmış bir karardı fakat malum geç olsundu fakat güç olmasındı. Artık o karaktersizin yüzünü bile görmek istemiyordum. Hiç kimsenin benimle böyle oynamasına izin v...
