Bölüm 39

477 17 54
                                        

Arkadaşlar bölüm çok geciktiği için herkesten tek tek özür diliyorum ama şu sıra çok yoğundum bir türlü yazmaya vakit bulamadım. Lütfen kusura bakmayın. Bir daha böyle bir şey asla olmayacak diyemem ama en azından çabalayacağım söz :D 


Hala telefon bana, ben telefona bakıyordum. Ne demek çocukluk arkadaşı? Ne demek Merve? Ne demek kahvaltı? Ne demek şarjının bitmesi?

Ah, bir saniye tamam sakin ol ve düşün. Dün sen onu sinir ettin ve bunu sana ödeteceğini söyledi, bu yüzden de numara yapıyor. Tabii ya! Elbette numara yapıyor. Aslında Merve diye biri yok. Olsaydı bana bahsederdi. Evet evet kesin düşündüğüm gibi. Ama ben bu oyuna düşmeyeceğim tabii ki.

'Tamam sevgilim. Eve geçince yazarsın o zaman :)'yazdım ve içimde en ufak bir şüphe olmadan tuvalete gittim.

Geri geldiğimde telefonuma baktım fakat mesaj gelmemişti. Numara yapıyorsa şarjı da bitmiş olamazdı. Oyununa kanmadığım için şuan kara kara ne yapacağını düşünüyor olsa gerek.

Gülerek mutfağa gittim. Dolabı açacağım sırada üzerindeki not gözüme ilişti. 'Tatlım Nurgül teyzene gidiyorum. Sakın kahvaltını ihmal etme, öpüyorum.'

Ama anne bari kahvaltı hazırlayıp öyle gitseydin yahu. Neyse üşengeçliği bırakıp kendime doğru düzgün bir kahvaltı hazırlayacaktım. Hatta kahvaltıya Selin'i de çağıracaktım, şöyle güzel bir kahvaltı edecektik.

Odama gidip telefonumu aldım ve tekrar mutfağa doğru yürürken Selin'i aradım.

"Günaydın. Hadi mükemmel bir kahvaltı hazırlıyorum hemen bize gel."

"Hımmm, çok cazip bir fikir."dedi Selin gülerek.

"Elbette öyle sonuçta kahvaltıyı ben hazırlıyorum canım. Hadi çabuk."

"Tamam geliyorum."dedi ve telefonu kapattık. Cem'den hala ses seda yoktu. Telefon elimde, bir süre arasam mı diye düşündüm ama sonra vazgeçtim. Biraz daha bekleyecektim.

Dolaptan kahvaltılıkları çıkarttım. Biraz patates ve sosis kızarttım ve bir de kaşarlı omlet yaptım. Portakal sıktım aynı zamanda çay da yaptım elbette. Masanın başına geçip sofrayı şöyle bir süzdüm. Bir eksik vardı sanki. Dudaklarımı büzüp bir sağa bir sola oynattım ve neyin eksik olduğunu düşünmeye başladım. Ah! Domates, salatalık elbette. Kahvaltı da olmazsa olmazlardı bence. Hemen onları da dolaptan çıkarıp yıkadım ve doğrayıp masaya diğer kahvaltılıkların yanına yerleştirdim. Evet işte şimdi tamamdı mükemmel kahvaltım.

Zilin çalmasıyla kapıya gittim.

"Günaydın."dedi Selin. Gözlerini kapatıp mutfaktan gelen kokuyu içine çekti. Daha sonra hızlı adımlarla mutfağa doğru yürüdü. "Açlıktan ölüyorum."

Ben de kapıyı kapatıp arkasından ilerledim.

"Neler hazırlamışsın böyle, her şey harika görünüyor."

"Eh, yaptık bir şeyler."dedim saçımı geriye atarak. "Hadi otur."

Selin'le kahvaltı yaparken bir yandan da sohbet ediyorduk. Ona Cem'le yaşananları anlattım. Yüzünde anlamlandıramadığım bir ifade vardı.

"Buğçe, tamam sen oyun olduğunu falan düşünüyorsun ama ya gerçekse?"

Gözlerimi kırpıştırıp başka taraflara baktım. İçinde portakal suyu olan bardağımı elimde daire çizerek salladım.

"Yok ya, madem o kadar yakınlar neden bana hiç bahsetmedi ki? Dün ben onu kızdırdığım için böyle yapıyor."dedim tedirgince. Evet içime kurt düşürmeyi başarmıştı Selin. Oysa numara yaptığına kendimi fazlasıyla inandırmıştım.

KARMAŞIKBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin