Sınıftan çıktığım zaman tuttuğum nefesimi bir anda bıraktım. Tamam ona karşı umursamaz görünecektim elbette ama bedenim benimle aynı şeyi düşünmüyordu. Kalbimin heyecanla çarpmasına engel olamıyordum. Neyse ki ona yansıtmamıştım.
Yüzündeki şok olmuş ifadeyi hatırlayınca gülmemi bastıramadım. Keyfim gerçekten yerindeydi. Kapıda beklemeyi bırakıp yürümem gerektiğini hatırlayınca adım atmaya başladım nihayet. Ben biraz ilerledikten sonra Selin'in arkamdan beni çağırdığını duydum. Hiç cevap vermedim. Nasıl olsa koşarak geldiği için bana yetişecekti.
Yanıma geldiğinde,"Neden beklemiyorsun seni çağırıyorum iki saattir."dedi nefes nefese.
Omzumu silkip, "Nasıl olsa yetişecektin."dedim. Şu an onu sinir ettiğimi çok iyi biliyordum ama bu hoşuma gidiyordu.
Oflayarak kolumdan tutup beni durdurdu.
"Dursana kızım ya yoruldum zaten sana yetişeceğim diye. Hiç insafın yok valla Buğçe, her anlamda yani."dedi yüzündeki imalı sırıtmayla.
"Ne demek istiyorsun?"dedim ne demek istediğini gayet net anlayarak.
"Cem'i diyorum. Çocuğu bozup attın kızım ya. Senin arkandan uzun bir süre şaşkınca bakakaldı."
O halini düşünüp gülümsedim. Sakın yanlış anlamayın bu gülümseme 'ay canım ya ne tatlı' gülümsemesi değil elbette. Küçük çaplı alınmış bir intikam gülümsemesiydi. Ama sonuç itibariyle bu daha başlangıçtı. Beni düşürdüğü duruma kendi de düşecekti!
"Ne yani bana onun bu haline üzüldüğünü söylemeyeceksin değil mi?"dedim tek kaşımı kaldırarak.
"Saçmalama. O bunu sonuna kadar hak etti."
"Biliyorum."diyerek yürümeye devam ettim.
Bugün başka dersimiz olmadığı için Selin'le okuldan çıkıp bir kafeye geldik. Burayı çok seviyordum. Sıcak, samimi bir yerdi ve pastaları gerçekten enfesti ki tatlı demek ben demekti. Yiyip yiyip kilo alamamanın gözünü seveyim!
"Ee Doruk'u anlatsana biraz Buğçe ya."dedi Selin kelimeleri yayarak.
"Neyini anlatayım Selin her zaman ki Doruk işte. Şımarığın teki." dedim umursamaz bir ifadeyle.
"Beni sordu mu hiç? Kendisiyle kısa da olsa bir diyalog yaşamıştık biliyorsun. Kısa ama etkileyiciydi. Bence beni hala hatırlıyor."
Gözlerimi devirerek, pastamı yemeye devam ettim. Seni hatırlıyor ama senden 'senin şu arkadaşın' diye bahsediyor diyemedim elbette. Selin Doruk'un her detayını hatırlarken, Doruk Selin'i yalnızca ben söyleyince hatırlıyordu.
Bana soru dolu gözlerle baktığı için pastamı yemeği bırakıp konuşmak zorunda olduğumu hissettim.
"Kızım bıraksana şu Doruk'u ya. Yok mu senin şuan herhangi bir sevgilin yine Doruk'a sardın. Boşlukta mısın Selin?"
"Evet şuan bir sevgilim yok. Ama tatlım olsa bile biliyorsun Doruk benim için hep farklı bir yerde. Ona her zaman aşık olabilme potansiyeline sahibim."dedi gözlerini kırpıştırarak.
"Geri zekalısın."dedim kısaca. Gerçekten öyleydi. Bu kızın aşk hayatına akıl sır ermezdi zaten. Gerçekten aşık olduğunu hiç görmemiştim. Çorap değiştirir gibi sevgili değiştiriyordu ve birinden ayrılıp üzülmek yerine hemen diğerine gidiyordu. İnsanlar gerçekten de garipti.
Ben bunları düşünürken telefonuma gelen mesajla elim cebime gitti. Telefonun ekranında yanan isimle ağzım açık kalmıştı.
Selin, "Buğçe? Kimden geldi mesaj kız niye o kadar şaşırdın? Çatlatmasana meraktan." diyip telefonumu elimden almaya çalıştı ama hemen elimi geri çektim.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARMAŞIK
Любовные романыArtık buraya kadardı! Aptal gibi peşinde dolanmayı bırakma zamanı gelmişti. Evet geç alınmış bir karardı fakat malum geç olsundu fakat güç olmasındı. Artık o karaktersizin yüzünü bile görmek istemiyordum. Hiç kimsenin benimle böyle oynamasına izin v...
