Bu çocuk gerçekten canımı sıkıyordu. Alt tarafı ödev yapacağız ve etrafta bir ton insan varken ne baş başa kalması?
"Ne saçmalıyorsun Alp? Hadi bir an önce başlayalım da bitsin şu ödev."dedim. Bir taraftan da çantamdan notlarımı çıkarmaya çalışıyordum.
Sandalyesinde arkaya yaslandı ve, "Önce biraz sohbet etseydik. Olmaz mı? Ne kadar güzel olduğundan bahsedebiliriz mesela."dedi.
Cem hemen iki masa uzağımızdayken bu ne cesarettir Allah'ım! Bu cesareti karşısında hafif bir şok yaşasamda kendimi çabuk toparladım. Resmen midemi bulandırıyordu ama katlanmak zorundaydım onun bu sinir bozucu hallerine.
"Alp kendine gel istersen. Ödev yapmayı düşünmüyorsan gidiyorum."dedim.
"Tamam tamam. Önce ödevi yapalım o halde."dedi masaya doğru eğilerek.
Gözlerimi devirdim sadece. Hayır önce ödevi yapalım derken? Sanki sonrasında oturup sohbet edeceğim kendisiyle.
Neyse ki ödev konusunda bir sıkıntı çıkarmamıştı. Gayet aklı başında bir şekilde yapıyordu. Yoksa bununla zaman nasıl geçecekti? Ödevin büyük bir bölümünü bitirmiştik ve gerçekten zihin olarak bayağı yorulmuştum. Saatime baktığımda iki saat boyunca çalışmış olduğumuzu fark ettim.
"Bence bugünlük bu kadar yeter. Sonra tekrar devam ederiz."dedim.
"Sen nasıl istersen."dedi ve ellerini masaya koyup bana doğru yaklaştı. "Ha bu arada, istersen bir daha ki sefere benim evde buluşabiliriz. Daha rahat çalışmak için yani."dedi sırıtarak.
Şeytan diyordu ağzının ortasına bir tane çarp. Sırf beni gıcık etmeye çalıştığı için böyle davranıyordu. Bunun farkındaydım ama haddini iyice aşmaya başlamıştı.
Ben de ona doğru yaklaştım ve, "Bir daha ki sefere Cem'i durdurmayacağım Alp, bunu istiyor musun gerçekten?"dedim tehditkar bakışlarımı gözlerine dikerek.
Yüzünden bir şaşkınlık ifadesi geçti ama kendini çok çabuk toparladı. Eh alışmıştı tabii benim sözlerine karşılık vermememe. Bu yüzden şaşırması doğaldı. Ama unuttuğu bir şey vardı, benim de sabrım sınırlıydı ve onu aşmaya başlamıştı artık.
Cevap vermeyince, "Ben de öyle düşünmüştüm."diyip alayla güldüm ve masadan kalkıp Cem'in olduğu yere doğru ilerlemeye başladım.
"Bitti mi?"diye sordu Cem.
"Evet gidebiliriz."dedim ve hesabı ödeyerek kafeden çıktık.
Ödevin büyük bir kısmını bitirmiş olmak içimi inanılmaz derecede rahatlatmıştı. Sadece bir kez daha buluşacaktık ve ondan sonra Alp'ten kurtulacaktım.
"Seni rahatsız edecek herhangi bir şey yapmadı değil mi?"
"Yok, hayır yapmadı."dedim. Aslında onun varlığı bile beni rahatsız etmeye yetiyordu ama yapacak bir şey yoktu.
"Peki. Alp'ten bugünlük kurtulduğumuza göre gün nihayet bizim. Ne yapalım? Aç mısın yemek yiyelim istersen?"
"Olur hemde çok açım."dedim gözlerimi açarak.
"Bak sen."dedi gülerek. "Böyle yemeye devam edersen kilo alacaksın haberin olsun da, sonra yok Cem beni uyarmadı falan deme."
Şaşkınlıkla yürümeyi bırakıp ona baktım. "Ne demek istiyorsun? Ben çok mu yemek yiyorum yani?"diye sordum.
"Yani gerçekten iyi yemek yiyorsun yalan mı söyleyeyim?"dedi muzipçe.
Beni orada hayretler içinde bırakıp yürümeye devam etti. Ben de kollarımı göğsümde bağladım ve birkaç adım gerisinden yürümeye başladım. Hayır bu ne demek oluyordu şimdi? Diyelim ki gerçekten çok yiyorum ve kilo almaya başladım, ki öyle bir şey yok, bu insanın suratına pat diye söylenir mi? Tam bir kibarlık yoksunuydu bu çocuk evet evet tam anlamı buydu galiba bunun.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARMAŞIK
RomanceArtık buraya kadardı! Aptal gibi peşinde dolanmayı bırakma zamanı gelmişti. Evet geç alınmış bir karardı fakat malum geç olsundu fakat güç olmasındı. Artık o karaktersizin yüzünü bile görmek istemiyordum. Hiç kimsenin benimle böyle oynamasına izin v...
