Bana yaptığı şaka oldukça sinir bozucu olsa da çok tatlı olduğu için hemen affediyordum işte. Dudaklarıma doğru eğildiğinde yine bir heyecan basmıştı bedenimi. Umarım dışarıdan fark edilmiyordur.
Dudakları dudaklarıma değdiğinde kapının açıldığını duydum. Yüzündeki sinirli ifadeye gülmemek için kendimi zor tutuyordum. Kendini yatakta yan tarafıma atıp kimin geldiğine baktı. Ben biliyordum ama ben de şöyle bir kapıya baktım ve bize şokla bakan Selin ve Burak'ı gördüm.
Hayır Buğçe yüzün kızarmayacak, bunu engelleyebilirsin anlıyor musun? Hemen konsantre ol!
"Yuh be bari iki dakika sohbet etseydiniz bu ne hal?"dedi Burak hayretle bize doğru bakarken.
Cem, "Sizin ne işiniz var burada?"dedi. Sanırım şaşırma sırası ondaydı. Kaşlarını çatmış bir Selin'e bir Burak'a bakıyordu.
"Kanka kızları ben getirdim buraya. Buğçe'nin evine nasıl geldiğini sanıyordun?"diyip yatağa doğru yürürken konuşmaya devam etti. "Buğçeye önce sen gir dedim, biz kapıda bekliyorduk. Sizden ses seda çıkmayınca biz de girelim dedik ama bir şeyleri böldük sanırım."
Gülmemek için kendini zor tutarken dönüp Selin'e doğru baktı. Ah bu çocuk sanki biraz patavatsız mıydı acaba?
Cem eliyle saçlarını karıştırırken, "Tamam Burak uzatma istersen."dedi.
Burak ellerini kaldırıp, "Pekala sustum."diye cevap verdi.
Cem, "Neyse hadi aşağı inip kahvaltı yapalım. Siz henüz yapmadınız değil mi?"dedi.
Hepimiz yapmadığımızı belli edercesine kafamızı sağa sola salladıktan sonra aşağı indik. Selin hala sağı solu incelemekle meşguldü ve bunu belli etmeme gibi bir çabası da yoktu yani. Bunu yapmamasını belirtmek için bir kaç kere onu dürttüm ama anladığını sanmıyorum.
Hep beraber masaya oturduğumuzda kahvaltı zaten hazırdı. Cem'in ailesi hala görünürlerde yoktu. Bu durumu biraz garipsediysem de herhangi bir şey sormaktan da çekiniyordum.
"Eee nereden esti böyle birdenbire buraya gelmek?"diye sordu Cem gözlerime imalı bir şekilde bakarken. Neden geldiğimi anlamış mıydı yoksa? Ama kıskandığımı belli etmemiştim ki nereden anlayacak. Yok yok bence anlamadı.
"Hiiç öyle sen bir hafta daha kalacağını söyleyince ben gelmek istedim. Bir de Eskişehir'i de merak ediyordum zaten. O yüzden yani."dedim gözlerimi kaçırarak.
Cem yüzünde güler gibi bir ifadeyle gözlerime bir kaç saniye baktıktan sonra kahvaltısına geri döndü nihayet.
"Yenge sen şuna Merve'yi kıskandım ondan geldim desene."dedi Burak gülerek. "Halbuki yani Merve hayatta Cem'e yan gözle bakmaz. Boşuna geldin buralara kadar."
Gözlerimi kocaman açıp Burak'a baktım şokla. Bu çocuk kafayı yemiş olmalıydı. Şimdi bu söylenecek laf mıydı allasen?
Masanın altından ayağına bir tekme geçirdim. "Ah!"diyip yüzünü buruşturdu. Gözlerimi kırpıştırıp Cem'e baktım. Yumruk yaptığı elini dudaklarına bastırmış gülmemek için kendini tutuyordu.
Derin bir nefes aldım ve, "Burak saçmalama istersen. Buraya gelmemin Merve'yle hiç alakası yok."dedim.
"Gözlerini şöyle açıp bakma bana korkutuyorsun. Tamam tamam Cem'i özledin diye geldin yedik tamam."
"Her neyse sonuçta buradasın."dedi Cem ve konuya nihayet nokta koydu.
"Cem annenler nerede? Onlar neden kahvaltıya gelmediler?"diye soran Selin'i şuan sarılıp öpebilirdim. Duygularıma tercüman olmuştu neticede. Merakla Cem'e doğru baktım. Aniden gerilen yüz ifadesine kaşlarımı çattım. Neden sürekli ailesiyle ilgili meselelerde böyle geriliyordu anlayamıyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARMAŞIK
RomantizmArtık buraya kadardı! Aptal gibi peşinde dolanmayı bırakma zamanı gelmişti. Evet geç alınmış bir karardı fakat malum geç olsundu fakat güç olmasındı. Artık o karaktersizin yüzünü bile görmek istemiyordum. Hiç kimsenin benimle böyle oynamasına izin v...
