Şuan sinirden kafayı yeme ihtimalimin yüzde kaç olduğunu düşünmekle meşguldüm. Çünkü hem sıkıcı dönme dolaptaydım hem de karşımda Selin oturuyordu. Yani ben sinirlenmeyeyim de kimler sinirlensin! Tamam hadi bizi buraya getirdiler emrivaki yaparak ama bu kadarı da biraz fazla değil miydi allasen? Ah Cem bunun hesabını sana soracağım!
Göz ucuyla Selin'e baktığımda onun da bana baktığını fark ettim, hemen gözlerimi kaçırdım. Hayır konuşmak istesem bile ne diyecektim ki şimdi? Of ne saçma bir durumdaydık şuan böyle.
Birdenbire dönme dolap durunca bir süre gözlerimi kapattım. Gerçekten mi ya? Bunu da mı yaptınız yani? Yalnız bu sahnenin yaşanması için şuan karşımda Selin değil de Cem'in olması gerekmiyor muydu? Resmen heba ettiniz şu güzel anı.
Eğilip aşağı baktığımda Cem ve Doruk'un hadi konuşun der gibi işaretler yaptığını gördüm. Bu kadar mesafeden göz bebeklerimi göremeyecek olmalarına rağmen gözlerimi devirmekten kendimi alamadım.
Tekrar yerime oturduğumda Selin'in bir şey söylemek üzere olduğunu fark ettim. Önce boğazını temizledi daha sonra lafa girdi, "Madem konuşmamızı istiyorlar, o halde konuşalım."dedi.
"Olur, konuşalım."
Elini saçlarının içinden geçirdikten sonra kucağına indirdi ve elleriyle oynamaya başladı. Bu çok sık yaptığı bir şeydi. Gergin olduğunu anlamıştım.
"Beni çok kırdın Buğçe. Doruk'la aramızı bozmaya çalıştın. Bile bile. Sen benim en yakın arkadaşımsın, bunu nasıl yapabildin?"diye sordu.
En yakın arkadaşımsın demiş olması gözümden kaçmamıştı, demek ki hala en yakın arkadaşıydım. Bu beni biraz mutlu etmişti. Takmıyor gibi görünüyordum ama içimde bir yerlerde hep bir huzursuzluk vardı Selin'le aramız bozuk olduğu için.
"Sen de buluşacağınızı bana söylemedin. Madem en yakın arkadaşındım bunu neden benden saklama gereği duydun? Bir de öncesinde bana Cem'le sevgili olduğumuzu hemen sana arayıp söylemediğim için bir ton laf ettiğin halde. Ben de sana çok kırıldım."
"Tamam haklısın ama Cem'le sevgili olduğunuzu bana hemen söylememiş olmana rağmen ben sana herhangi bir oyun çevirmedim ya da trip yapmadım. Değil mi? İkimizde aynı şeyleri yaptık sonuçta bu kadar kızmaya hakkın var mıydı?"
"Selin ben sana yalan söylemedim ama. Sana o gün mesaj atıp sormama rağmen bana yalan söyledin."
Bir süre cevap vermedi. Hala elleriyle oynamaya devam ediyordu, gözleri de yerdeydi.
Tekrar konuşmaya başladığında yüzüme baktı. Gözleri dolu doluydu. Onun bu hali içimi burkmuştu.
"Evet yalan söylememeliydim ama ne bileyim bir an da söyleyemedim işte. Seninle küs olmak istemiyorum Buğçe. Tamam özür dilerim."dedi.
Derin bir nefes verip hafifçe gülümsedim. "Ben de seninle küs olmak istemiyorum. Hem gerçekten ben de çok saçmaladım. Sinirlendiğimde kötü kalpli cadıya dönüşebiliyorum sanırım."dedim.
O da güldü ve, "Hem de ne cadı. Ama iyi numaraydı bak hakkını yemeyeyim."dedi.
Gülerek yerimden kalkıp yanına oturdum ve sarıldık. Resmen içim rahatlamıştı. Meğersem fark etmeden ne kadar dert ediyormuşum bu meseleyi. Şimdi anlıyordum. Çünkü üstümden bir öküz kalkmış gibi hissediyordum şuan.
"Oh be."dedim rahatlamayla. "Ee şimdi anlat bari artık Doruk'la sevgili misiniz?"dememle dönme dolap hareket etmeye başladı.
"Bilmiyorum Buğçe. Sözle söylenmiş bir şey yok henüz ortada ama aramız çok iyi. Birbirimizi tanıyoruz diyelim."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KARMAŞIK
RomanceArtık buraya kadardı! Aptal gibi peşinde dolanmayı bırakma zamanı gelmişti. Evet geç alınmış bir karardı fakat malum geç olsundu fakat güç olmasındı. Artık o karaktersizin yüzünü bile görmek istemiyordum. Hiç kimsenin benimle böyle oynamasına izin v...
