23. Bölüm (Arkadaş mı?)

46.7K 1.1K 38
                                        

Yorumlar, oylar ve en önemlisi özel mesajlarınız için çok teşekkür ederim :) Bundan sonra haftada 2 kere yeni bölüm gelecek ama hangi günler yazabilirim bilmiyorum ama bu hafta bir daha ki bölüm cumartesi veya pazar günü gelir :) Ayrıca sizin bana verdiğiniz fikirleri kesinlikle hikayeye katacağım. Sizin fikirleriniz, düşünceleriniz benim için çok önemli, hepinizi çok seviyorum :) 

sweet_secret bu bölümü sana itihaf ediyorum :) Beğenmeniz dileğiyle... :)

Sahilin oraya doğru gittim ve bulduğum ilk banka oturdum. Artık beni takip eden o adam da yoktu. Yanıma biri oturmuştu ama kafamı kaldırıp bakmadım bile. Ama konuşmaya başladı. Ve bu ses çok tanıdıktı!

“Sanırım korumanı kaybettin güzelim.”

***

“Sinan! İnanmıyorum sen nereden çıktın?” Ağlamayı bir kenara bırakıp gülmeye başladım ve vakit kaybetmeden kollarımı Sinan’a doladım. Gerçekten çok dengesiz biri olmuştum.

“Sevinmedin mi beni gördüğüne.”

“Saçmalama! Çok özlemişim seni.”

“Bende seni çok özledim Yağmur. Ve sana çok güzel bir haberim var.”

“Ne?”

“Artık hep burada kalacağım. Tekrar İstanbul’a taşındık.”

“Nee! Sinan çok sevindim!” Banktan ayağa kalktım ve Sinan’ı da kaldırdım. Beklemediği bir anda kollarımı ahtapot gibi ona doladım. Oda beni çoktan kucağına almış ve etrafımda döndürüyordu. Onu tarif edemeyeceğim bir şekilde çok özlemiştim.

Aslında Sinan benim eski sevgilimdi ama biz ayrılırken arkadaş gibi ayrılmıştık ve sonra hep öyle kalmıştık. Belki çok saçma olacak ama kardeş gibi olmuştuk. Küçüklükten beri tanışıyorduk. Ailelerimiz sayesinde ama o 1 sene önce Amerika’ya gitmek zorunda kalmıştı.

“Bir dakika ya! Sen benim korumam olduğunu nerden biliyorsun?”

“Önce okula gitmiştim orda Hazal’ı gördüm, tabi o da her şeyi bir çırpıda anlattı bana ve ben seni okuldan çıkarken gördüm, takip ettim ama sen fark etmedin bile. Şimdi söyle hangi piç ağlattı seni?”

“Çook uzun hikaye.”

“Ben artık hep buradayım seni dinleyecek çok vaktim olacak.” Ona en içten gülümsememi yolladım ve koluna girdim.

“O zaman bizim eve giderken sana her şeyi anlatabilirim. Hava biraz soğudu üşüdüm de.” Sinan her zaman güler yüzlü biriydi. Yine bana gülümsedi ve üstündeki ceketini bana verdi.

“Teşekkür ederim. Çok centilmensiniz beyefendi.”

“Ahh ne demek hanımefendi! Bütün ceketlerim size feda olsun!”

“Hahahah deli! Seni çook seviyorum ben ya!”

“Bende seni çok seviyorum Yağmur. Ve inan sevmekten hiç vazgeçmedim.” Nedense son cümlesinden pek hoşlanmadım ama gülümseyip geçtim.

***

(Bora)

Yağmur’la konuşmamızdan sonra derse girmek istemedim ve soluğu müzik odasında aldım. Ama aklımda tek bir şey vardı, o da Yağmur’un söylediği sözlerdi. ‘Ben onun için korkmuyorum. Sana zarar vermesinden korkuyorum.’ Beni fazla düşünüyordu. Bana kimse zarar veremezdi. Aslında düşünmesinin tek nedeni bana aşık olmasaydı. Ama biraz bende düşününce… Ah tanrım bu olamaz. Ben Yağmur’a karşı sanki bir şeyler hissetmeye başlamıştım. Ya da bana değer verdiği için öyle düşünüyordum.

‘Kimi kandırıyorsun Bora sen Yağmur’a aşık oldun!’ Kapa çeneni! Beynim resmen benimle oyun oynuyordu.

Birden kapı açıldı ve içeri makyaj güzeli Toprak geldi. Bu kızın okulda çok popüler olduğu biliyordum ama daha önce hiç konuşmamıştık.

“Şu Yağmur’la takılmaktan sıkılmadın mı? Bence senin ilgi alanın sexy kızlar.”

“Evet. Öyle olduğu için Yağmur’la takılıyorum.” Birden fahişeler gibi gülmeye başladı. Sonra da ciddileşti. Gerçekten bu kadınları anlamıyorum.

“O zaman etrafına daha dikkatli bakmalısın.”

“Boşuna uğraşma senin hiç şansın yok.” Yanıma doğru geldi ve beni öpmeye başladı. Bir kız olmasına aldırmadan onu ittim, çünkü bu beni baya bir sinir etmişti.

“Sen ne tür bir sürtüksün?”

“Gözünü aç Bora! Yağmur seni sevmiyor. Hem artık eski sevgilisi de dönmüş. Kesin şuan onunla birliktedir.”

“Ne saçmalıyorsun sen?”

“Eğer bana inanmıyorsan Hazal’ın yanına git ve ona sor.” Toprak müzik odasından çıkıp gitmişti. Söyledikleri doğru olabilir miydi? Hem doğru olsa bile Yağmur bana aşık bu hiçbir şeyi değiştirmez!

Toprak gideli 5 dakika falan olmuştu ve ben daha fazla dayanamayıp Hazal’ı aramaya başladım. En son bahçeye indiğimde Doruk’la onu bankta otururken gördüm. Doğruca yanlarına gittim.

“Bu şey doğru mu? Yağmur’un eski sevgilisi mi geri döndü?” Hazal hafifçe yutkunduktan sonra ayağa kalktı.

“Sakin ol Bora.”

“Demek ki doğru! Yağmur’un yanında mı şimdi?”

“Evet onun arkasından çıktı. Bak istersen eve gidip bekleyelim.”

“Tamam. Gidelim. Ve o şerefsiz gelince ben ona gününü göstereyim.”

“Bak Bora sandığın gibi değil! Yağmur ve Sinan’ın ilişkisi seneler önce bitti, şimdi onlar çok yakın iki arkadaş. Hepsi bu.” Cevap bile vermeden arabaya bindim. Doruk ve Hazal da beni takip etti. Yağmur’un evine gelince kendimi direkt koltuğa attım. Neden bu kadar sinirliydim anlamıyordum. Ne oluyordu bana?

***

(Yağmur)

Sinan’a her şeyi anlatmıştım yol boyunca. Ve sonunda eve gelebilmiştik.

“Off havalar soğumasın ya! Ben yazı seviyorum.”

“Oldu güzelim başka bir isteğin var mıydı?”

“Hmm başkaa… Sakın bir daha Amerika’ya gitme!”

“Emredersiniz.” Biz böyle gülüşerek salona girdiğimizde bir çift sinirli gözlerle karşılaşmıştık. Bu tabiki de Boray’dı. Hazal ve Doruk da bize korku dolu gözlerle bakıyordu.

Bora’yı gördüğümde bütün moralimin bozulduğunu hissetmiştim.

“Senin burada ne işin var?”

“Ne demek burada ne işin var? Asıl bu herif ne arıyor burada?”

“Doğru konuş Bora! O benim arkadaşım. Ama sen benim için hiçbir şeysin.”

“Sen ne kadar dengesiz bir insansın ya! İki saat önce gayet iyi anlaşıyorduk, her şey iyi gidiyordu şimdi ne değişti?”

“O seni Toprak’la öpüşmeni görmeden önceydi.” Herkes oturmuş bizi izliyordu özellikle Sinan son söylediğim şeyden sonra kendini kaptırmış ve ‘oha’ demişti. Ama Bora hiçbir şey diyemedi. Sustu ve sadece bana baktı. Bu sahneye daha fazla katlanamazdım! Sinan’ın ceketini üstümden attım ve odama çıktım.

Odama girer girmez kapımı biri çaldı ve içeri Sinan girdi.

“Sakın onun seni üzmesine izin verme. Ve bir söz var ‘Otobüsün sol camından etrafı izlerken, sağ
camından kaçırdıklarımızdan ibarettir bazen hayat’ işte bunu da
sakın unutma. Ve sağ taraftakileri de kaçırmamaya çalış.

Bunları söyleyip odamdan çıktı. Ne demek istemişti ki şimdi? Bora’yı unutmak için hayatıma başkalarını mı almamı söylemişti yoksa kendinde mi bahsetmişti?

Sen BenimsinBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin