Kaç saattir bu bölümü yazıyorum bilmiyorum ama bu sıcakta baya bir zor oldu :) Umarım beklediğinize değer :) Tekrar yorumlar ve oylarınız için teşekkür ederim :) İthaf isteyen varsa söyleyebilir :) Yeni bölüm ne zaman gelir hiçbir fikrim yok ama bu sefer baya bir bekleyeceksiniz sanırım :( Çünkü bilgisayara geçip yeni bölüm yazma vaktim olmuyor. Her neyse iyi okumalar :)
"Nereye gidiyorsun güzelim? Oyun daha yeni başladı."
Bu sözleri duyduktan sonra bir silah patladı ve her yer karardı...
***
Gözlerimi açtığımda yine otoparktaydım ve yanım da Sinan vardı. Biri bana ve otopark güvenliğine saldırmıştı. Benim pek bir şeyim yoktu, sadece beni bayıltmak için kafama silahla vurmuştu.
"Güvenlik? Ona ne oldu?"
"Şşt sakin ol. Hastaneye kaldırdılar onu. Durumu iyi ama. Size saldıranları gördün mü?"
"Hayır. Neden kaçtı anlamıyorum? Yani belli bize saldıran Mert ama beni kaçırmadı, burada bıraktı."
"Hiçbir fikrim yok. Silah sesini duyunca buraya geldik ama sizden başka kimse yoktu."
Sinan elini uzattı ve yerden kalkmam için yardım etti.
"Bu arada sana söylemem gereken bir şey var." Yüz ifadesi biraz tereddütlüydü. Sanki vereceğim tepkiden korkuyordu.
"Yine ne oldu!"
"Bora'yı aradım buraya geliyor."
"Ne yaptın! Bir de ben şimdi onunla mı uğraşacağım? Aferin Sinan!"
"Sesi çok endişeli geliyordu. Biliyor musun bence o sana aşık. Ve Toprak'la olan şeylerin altında daha başka şeyler var. Hissediyorum."
"Kapa çeneni Sinan. Bunları duymak istemiyorum."
Başını tamam anlamında salladı ve konuşmayı bıraktı. Belki dediklerinde haklıydı.... Ama ben artık bunları düşünmek istemiyordum. Başımda zaten bir sürü bela vardı.
Biz bunları konuştuktan bir kaç dakika sonra Bora geldi. Arabadan iner inmez bana sarıldı. Açıkçası bu hiç beklediğim bir şey değildi. Ben daha çok bana kızmasını bekliyordum. Dikkat etmediğim için, onun yanımda olmasına izin vermediğim için. Ama o sanki korkmuş gibiydi. Beni kaybetmekten korkmuş ve bütün suç ondaymış gibi düşünüyordu.
"Seni bir daha asla yanımdan ayırmayacağım. Duydun mu beni? Bıktım artık bu inadından."
"Hala bana laf sokma çabasındasın Bora! Ne haldeyim görmüyor musun?" Kollarını biraz gevşetti ve yüzümü görebilecek şekilde geriye doğru gitti.
"Haklısın. Bu konuyu daha sonra konuşacağız seninle."
Bora beni tamamen bırakıp Sinan'a doğru döndü.
"Kamera kayıtlarından ne çıktı?"
"İşte en büyük sorun o. Biri kamera kayıtlarını yok etmiş." Bora ortaya doğru bir küfür savurdu ve bana döndü. İkimizde birbirimize sadece bakıyorduk. En sonunda Bora hareket etti ve yanıma gelip elimi tuttu.
"Bu saçma düşünceleri aklından çıkar tamam mı! Sana hiçbir şey olmayacak. Buna izin veremem."
Sanki içimden geçenleri okumuştu. Ama ben en çok ona zarar gelecek diye korkuyordum. Eğer ona bir şey olursa, hele benim yüzümden yüzümden! Ben o olmasa yaşayamam ki.
Kafamı tamam anlamında sallamakla yetindim. Çünkü konuşursam ağlayacaktım. Bunu istemiyordum. Ağlamaktan bıkmıştım artık.
"Hadi gidiyoruz." Elimi hala bırakmamıştı. Beni kendi arabasına doğru sürüklüyordu ama hiç sesim çıkmadı, halimden memnundum açıkçası. Sinan arkamızdan konuşmaya başlamıştı. Açıkçası onu hiç dinleyecek halim yoktu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sen Benimsin
RomansaAşk aslında o adam için sadece basit bir şeydi daha doğrusu artık aşk diye bir şey olduğuna inanmıyordu. Neden mi? Çünkü o aşk denilen şey onun canını çok yakmıştı. İlk aşkı onu bırakıp gitmişti. Peki sonra ne oldu da tekrar aşka inanmaya başladı?
