26. Bölüm (Dağ evi)

50K 1K 25
                                        

Sizi beklettiğim için özür dilerim ama nedenini açıklamıştım duyuruda :) Aslında halabilgisayrım düzelmedi ama sizi daha fazla bekletmek istemedim. Umarım beklediğinize değmiştir :) İyi okumalar...

"Seni seviyorum Bora."

"Seni seviyorum Yağmur."  Ve tekrar dudaklarımız buluşmuştu. Sanırım bugün Mert'in saldırısı dışında gayet güzel geçmişti. Bora beni sevdiğini itiraf etmişti...

***

Sabah uyandığım da Bora yanımda hala uyuyordu. Onu uyandırmamaya dikkat ederek yataktan kalktım ve kendimi banyoya attım. Üstümdekilerden kurtulup duş aldım. Duştan çıkınca giyinmek için odaya geri döndüm ama Bora oda da yoktu. 

"Dolapta giysilerin var." Yanılmışım Bora buradaymış. Arkamda beni izlerken bulmuştum onu.

"Günaydın."

"Günaydın sevgilim." Yanıma yaklaşarak dudaklarıma küçük bir öpücük kondurdu. Daha sonra dolaba yönelip benim için kıyafet seçmeye başladı. 

"Duş almak için neden beni beklemedin?" 

Bora bana dönüp muzip bir ifadeyle sırıtmaya başladı, tabi bende doğal olarak kızarmaya başladım. Yatağın üstündeki yastıklardan birini alıp Bora'ya fırlattım ama ona gelmeden yastığı yakaladı.

"Pis sapık!" 

Tekrar dolaba doğru döndü ve konuşmaya başladı.

"Dün gece öyle demiyordun ama." Tekrar bana döndü ve elinde ki kıyafetleri bana verdi. Tabi bende bu sırada kıpkırmızıydım. Bana çarpık bir gülümsemesini gönderdi ve konuşmaya başladı. 

"Neyse ben aşağıdayım. Üstünü giyin ve şu utangaçlığını atıp yanıma gel." 

Sadece kafamı olumlu anlamda sallamakla yetindim. Bora edepsizin tekiydi. Her fırsatta beni utandırmanın bir yolunu buluyordu. Hayır yani anlamıyorum ki, bunu nesinden zevk alıyor? Sanırım bu şey erkekler ve hormonları yüzünden. Bütün bu saçma düşüncelerimi bi kenera bıraktım ve üstümü giyindim. Saçımı kurutamam, hafif bir makyaj yapmam falan neredeyse yarım saatimi almıştı. Aşağı indiğimde Bora çoktan kahvaltıyı hazırlamış ve beni bekliyordu. Yanağına küçük bir öpücük kondurup tam karşısına oturdum.

"Sonunda gelebildin."

"Saçlarım çok uzun olduğu için kuruturken beni uğraştıyor."

"Her neyse. Kahvaltını çabuk yap, seni bir yere götürmek istiyorum." 

"Dağ evinden uzaklaşmak biraz tehlikeli değil mi? Biliyorsun Mert..." Aklıma Mert gelince lafımı bile tamamlayamadım. Ondan korkuyordum, daha doğrusu Bora'ya bir şey yapmasından. O tam bir psikopattı. 

Bora yavaşça yerinden kalktı ve yanıma gelip ellerimi avcunun içine aldı. Sonra o güven verici ses tonuyla konuşmaya başladı.

"Mert'ten sakın korkma güzelim tamam mı? O sana zarar veremeyecek."

"Ben onun için korkmuyorum! Sana zarar gelmesinden, seni kaybetmekten korkuyorum. Bunu sana daha önce de söylemiştim." 

"O şerefsiz hiç bir şey yapamaz. Hem zaten dağ evinden ayrılmayacağız. Sana buralarda göstermek istediğim şeyler var."

"Pekala." Dudaklarıma küçük bir öpücük kondurduktan sonra yerine geçti ve kahvaltımızı yapmaya başladık.

***

Sen BenimsinBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin