Herkese tekrardan merhaba :) Sanırım bir konuda anlaşamıyoruz, 50. bölüm final arkadaşlar. Bazı şeyleri uzattıkça büyüsünün kaçacağını düşünüyorum ben. Mesela bu hikaye gibi, zaten illaki bir gün bitecekti. Ve bu arada size pazartesi yeni bölüm gelir demiştim ama aksilikler peşimi bırakmıyor, bu hafta hiç ateşim 38’den düşmedi. Ve hepinizin geçmiş olsun dileklerine teşekkür ederim, iyi ki varsınız seviyorum sizi :*
Hepinize iyi okumalar :)
“Yapma Sinan!” Bu bağırışım onu durdurmayacaktı biliyorum.
Sinan son bir kez bana gülümsedi ama ben Bora’dan gözlerimi alamıyordum. Sürekli sessizce dudaklarını oynatarak aynı şeyi tekrarlıyordu, ‘Seni seviyorum’. Daha fazla dayanamayıp gözlerimi kapattım. O kocaman damlaların yüzüme akmasına izin veriyordum, yine çok güçsüzdüm. Bu sefer tek fark Bora’nın da çok güçsüz olmasıydı.
Ve işte artık sürekli duymaya alıştığım o ses! Yine olan olmuştu ve bu sefer her şey bitmişti. Her şey…
****
Arkamdan gelip saklanan Bora’nın adamları tam zamanında Sinan’ı vurmuştu. Bu sefer gerçekten her şey bitmişti çünkü Sinan öldü! Aslında o Bora’yı kafasını parçalayarak öldürmek istiyordu ama biraz geç kalmıştı.
Koşarak Bora’ya sarıldım.
“Kurtulduk artık ondan.” Bora sıkıca bana sarılıp kesik kesik nefesler alıyordu. Ondan biraz ayrıldım ve kan içinde kalmış yüzüne baktım. Ama o bana çok tuhaf bakıyordu. Galiba böyle bir şey yaptırmamı beklemiyordu.
“Seni kaybedemezdim. Ve bunun için ne gerekiyorsa yaptım. Birini öldürttüm.”
Arkadan Doruk geldi ve konuşmaya başladı.
“Sanırım Bora’yı eve götürsek iyi olacak, pansuman işi de sana kaldı Yağmur.” Bunları söyleyip güldü ve bana göz kırptı. Sonra Bora’ya yürümesi için yardım etti.
“Şu pisliği bir yere gömün.” Bora sonunda konuşmuştu ama konuştuğu kişi ben değil adamlarıydı.
Bir gariplik vardı sanki. Ya da ben abartıyorum, artık ne düşüneceğimi bilemiyorum…
***
Üçümüz birlikte eve girdik ve Bora’nın koltuğa oturmasına yardımcı olduk. Ama sonra Doruk Hazal’ı daha fazla yalnız bırakmamak için gitti.
Bende hemen pansuman için gerekli olan malzemeleri alıp Bora’nın karşına oturdum ve yaralarını temizlemeye başladım.
“İyi misin?”
“İyiyim.”
“Sanki benimle konuşmaktan kaçıyorsun.” Arabada bile hiç konuşmamıştı, bende onu zorlamak istememiştim ama nedenini çok merak ediyordum.
“Ben hep sana zarar veriyorum.”
“Sinan seni benim yüzümden…”
“Sadece Sinan mı? Birçok öküzlük yaptım. Ben seni hiç hak etmiyorum.”
“Sinan senin kafana çok vurmuş sanırım.”
“Evet onun sayesinde biraz aklım başıma geldi.” İkimizde gülümsedik ama onunkisi biraz kısa sürdü çünkü yüzü acıyordu.
Birkaç dakika sonra işim bitince ayağa kalktım ve elimi Bora’ya uzattım.
“Sanrım gidip yatmalısın, bende buraları toplarım.” Elimden tuttu ve ayağa kalktı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sen Benimsin
RomanceAşk aslında o adam için sadece basit bir şeydi daha doğrusu artık aşk diye bir şey olduğuna inanmıyordu. Neden mi? Çünkü o aşk denilen şey onun canını çok yakmıştı. İlk aşkı onu bırakıp gitmişti. Peki sonra ne oldu da tekrar aşka inanmaya başladı?
