Bence bu bölüme bayılacaksınız :) Birçok okuyucum böyle bir bölüm bekliyordu biliyorum :) Belki bazıları Bora'nın bu ani değişimine kızacak ama çoğu okuyucum böyle bir Bora istiyordu. Umarım beklediğinize değmiştir. İyi okumalar :) Hepinizi çok seviyorum :)
"İyi ki tekrar seni buldum. İyi ki yine sana aşık oldum. Seni seviyorum Yağmur."
"Seni seviyorum Bora."
***
Dün akşam Bora gitmemiş ve benimle kalmıştı. Daha doğrusu bunu uyanınca anlamıştım. Çünkü yine ben akşam uyuya kalmıştım ve Bora beni yatağıma taşımıştı. Gözlerimi açınca onun kusursuz yüzüyle karşılaşmıştım. Uyurken kesinlikle daha da sevimli oluyordu. Dudaklarına öpücük kondurduğumda beni itti ve yatakta oturur pozisyon aldı.
"Evlenmeden olmaz!" İkimizde kahkaha atmaya başladık.
"Pisliksin sen ya!"
"Sende cadısın! O oynadığın dünkü oyun neydi öyle!"
"İyi ki oynamışım valla. Baksana yola geldin."
"Demek öyle he!"
"Öyle tabi." Bora sırıtarak üstüme doğru oturdu ve beni gıdıklamaya başladı.
"Daha demin ne dedin sen?"
"Hahaha hiçbir şey d-demedim." Üstümden kalkarak yana doğru yattı ve beni kendine çekti. İkimizde gülüyorduk ve nefes nefese kalmıştık.
"Heh işte böyle yola gelinir hanımefendi."
"Kusura bakma bey. Bir daha yapmam."
"Bey mi? Sen iyice havaya girdin. Ne koca meraklısı çıktın sen."
"Aa hiçte bile."
"O zaman evlenmesekte olur diyorsun yani."
"Konuyu başka yönlere çekme Bora."
"Emriniz olur."
"Hadi git kahvaltı hazırla bana." Bora yatakta doğrulup bana tip tip bakmaya başladı.
"Kahvaltı ne biliyorsun değil mi?" Yine cevap vermedi ve bana bakmaya devam etti.
"Off tamam anladık hazırlamayacaksın. O zaman Hazal hazırlar." Yataktan kalkarak Hazal'ın odasına girdim ama yoktu. Mutfağa indiğimde çoktan masa hazırdı ama Hazal ortalarda yoktu. Kesin yine Doruk'la buluşmaya gitti.
Birkaç dakika sonra mutfağa Bora'da geldi.
"Bak sana kahvaltı hazırladım."
"Evet canım. O kadar marifetlisin ki bir dakika da mucizeler yaratmışsın."
"Cidden çok mu kötü yemek yapıyorum?"
"Mutfakta berbatsın." Ona yüzümü buruşturarak baktım ve sonra ikimizde sırıttık. Masaya geçerek bu muhteşem kahvaltımızı yapmaya başladık.
***
(2 hafta sonra)
"Ya gerçekten muhteşem görünüyorsun." Evet gerçekten de öyleydi. Tıpkı melek gibi. Hazal ve Doruk sonunda bugün evleniyordu. İki haftadır hepimiz oradan oraya koşturup durmuştuk. Bora'yı bile adam akıllı görememiştim.
"Teşekkür ederim hayatım ama ben çok heyecanlıyım."
"Ben bile heyecandan ölmek üzereyim çok normal hayatım." Bana telaşlı bir şekilde gülümsedi ve ayakkabısını eline alıp kalemle altına kocaman harflerle Yağmur yazdı.
"Yuh! Bütün ayakkabının altına benim ismimi yazdın."
"İşimizi sağlama almalıyız."
"Delisin sen." Kahkahalarımız biraz olsun odada ki gerginliği alıp götürmüştü.
"Doruk'u görmek istiyorum artık!"
"Bende Bora'yı! Çok özledim onu ya." Bunu dememle birlikte kapı açıldı ve içeriye Bora girdi. Tam üstüne geldi yani.
Bora resmen bana büyülenmiş gözlerle bakıyordu. Konuşmadan öylece durdu. En sonunda dayanamayıp yanına gidip sarıldım.
"Gelin olan ben değilim."
"Hahaha öyle ama harika görünüyorsun. Tabi şu sırt dekoltesine ve yırtmaca hiç gerek yoktu." Gözlerimi devirip yanağına kocaman bir öpücük bıraktım.
"Doruk nerede?" Bizim bu romantik anımızı bölen Hazal'ın sesi olmuştu. Bora hafif sırıtarak cevap verdi.
"Merak etme hala buralarda, kaçmadı yani." Dirseğimi Bora'yı uyarmak için karnına geçirdim ama işlemedi bile.
Hazal Bora'ya yalandan bir şekilde gülümseyerek oturduğu yerden kalktı. Onun kalkmasıyla birlikte içeri Doruk girdi ve Bora gibi o da Hazal'a şapşal şapşal bakmaya başladı. En sonunda yanına gidip kolunu uzattı.
"Sanırım konuklarımız aşağıda bizi bekliyor." Hazal hafif bir gülümsemeyle yetindi. İkisi de çok heyecanlıydı.
Beraber merdivenlerden inmeye başladılar, Bora'da benim elimi tutuyordu. Ve bir dakika olsun gözlerini benim üstümden çekmemişti. Kulağıma doğru eğildi ve bana bir şeyler söylemeye başladı.
"Sana bir sürprizim var."
"Yine ne yaptın?"
"Sabret birazcık." Bana göz kırptı ve Hazal'la Doruk'un arkasından nikah masasına doğru götürdü. Biz nikah şahitleri olmuştuk.
Masaya oturunca bile Hazal ve Doruk deli gibi sırıtıyordu. Ama Doruk'un yüz ifadesinde daha çok şu düğün olsa da biz eve gitsek ifadesi vardı. Al işte tipik erkek modeli. İçimden söylediğim şeylere güldüm. Ama kimse anlamamıştı çünkü burada ki herkes birbirine bakarak sırıtıyordu. Hayır yani evlenmek komik bir şey mi? Yine ben böyle saçmalarken nikah memuru konuşmaya başladı.
Doruk ve Hazal'dan evet diye cevap çıkınca salonda alkış tufanı koptu. Nikah merasimi bitince Hazal danstan önce bütün kızları topladı ve arkasını dönüp çiçeği fırlattı. Hiç beklemezdim bunu, hayır yani benim reflekslerim de kötüdür. Her neyse çiçeği elimde tutuyordum! Ben yakalamıştım. Ama açıkçası hiç heyecanım yok. Bu tür şeylere yani çiçekmiş ayakkabıymış falan inanmam. Ortaya yalandan bir gülümseme atarak Bora'nın yanına gittim. Tam oturacakken elimden tutup Hazal ve Doruk'un dans ettiği yere çekti ve dans etmeye başladık.
"Çiçeği sen tuttun."
"Evet ama hiç inanmam bu tür şeylere."
"Ben inanırım. Hatta geleceği de görüyorum."
"O ne demek?"
"Mesela bir dakika sonra havalara uçacaksın."
"Nasıl olacakmış o?"
Bora ellerini çektiği anda müzik durdu ve bütün insanlar bize bakmaya başladı. Cebinden bir kutu çıkarıp önümde diz çöktü.
"Benimle evlenir misin Yağmur?"
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sen Benimsin
RomansaAşk aslında o adam için sadece basit bir şeydi daha doğrusu artık aşk diye bir şey olduğuna inanmıyordu. Neden mi? Çünkü o aşk denilen şey onun canını çok yakmıştı. İlk aşkı onu bırakıp gitmişti. Peki sonra ne oldu da tekrar aşka inanmaya başladı?
