Herkese merhaba :) Kaç gün geciktirdim bilmiyorum ama biraz özel nedenlerden biraz da okul ve dershanem yüzünden oldu. Gerçekten bu aralar hiç vaktim olmuyor. Ayrıca sınavlarım da başladı. Yine de beni sabırla karşıladığınız için teşekkür ederim :) Yorumlar ve oyların sayısında büyük bir artış var, hepinize çok teşekkür ederim.
Neyse herkese iyi okumalar :)
Birbirimize gülümsedik ve odadan çıktık. Merdivenlere gelince herkes alkışlamaya başladı. Yavaşça merdivenden indik ve masaya doğru gittik. Herkes buradaydı, tüm arkadaşlarımız, ailem ve en önemlisi nikah memuru!
Her düğünde olduğu gibi o meşhur soruyu, isimlerimizi sordu. Daha sonra esas soruya geçtik.
“Siz sayın Yağmur Akay, hiçbir baskı altında kalmadan Bara Ilgaz’ı eş olarak kabul ediyor musunuz?”
Tam cevap verecekken birinin sesi tüm salona yayıldı. Bir bu eksikti. Ne diyorsun olum sen? Yeşilçam filmlerine döndü burası!
“Bu nikah kıyılamaz!”
*
Ben bu cümleyi Sinan’dan beklerdim. Ama onun yerini bizim şebek Doruk dolduruyordu.
Bu cümleden sonra herkes birbirine bakmaya başladı. Bora sinirle nikah memuruna dönüp konuşmaya başladı.
“Siz devam edin.” Doruk oradan tekrar bağırdı.
“Bu nikah kıyılamaz!”
“Ne diyosun lan!”
“Siz kardeşsiniz.” Doruk bunu söyleyip gülmeye başladı ve yerine oturdu. Ve burada ki herkes Doruk’a ayak uydurup gülmeye başladı ama Bora çok sinir olmuştu.
Nikah memuru da Doruk oturunca sözüne devam etti.
“Siz sayın Yağmur Akay, hiçbir baskı altında kalmadan Bara Ilgaz’ı eş olarak kabul ediyor musunuz?”
“Eveet!” Herkes alkışlamaya başladı.
“Siz sayın Bora Ilgaz, hiçbir baskı altında kalmadan Yağmur Akay’ı eş olarak kabul ediyor musunuz?”
“Evet!” Tekrar alkış ve çığlık sesleri gelmeye başladı. Kızlar ayağına bas diye bağırıyordu. Bora bana sevimli bir bakış yolladı ama yine de ayağına bastım ve güldüm. Bora önce yüzünü buruşturarak baktı ama sonra gülümsedi. Ve imzaları attık. Biz evlenmiştik! Aramızda hiçbir engel kalmamıştı. Rüyada gibiyim sanki. O kadar mutluyum ki!
Bora beni kendine çekerek öpmeye başladı. Ayrıldığımızda ikimizde gülümsüyorduk.
Daha sonra masanın önüne geçerek kızlara arkamı döndüm çiçeğimi attım. Çiçeği tutan annemin üniversiteden arkadaşı Gülay teyze olmuştu. Her düğünde çiçekleri o toplar ama hala evlenemedi. Onun tutuğunu görünce annemle birbirimize bakarak kocaman bir kahkaha attık. Daha sonra annem yanıma gelerek bana sarıldı.
“Kaç yaşına geldi hala utanmadan gelin çiçeği tutmaya çalışıyor.”
“Şştt duyacak şimdi.” Tekrar gülmeye başladık. Daha sonra babam da yanıma gelerek bana sarıldı ve Bora bakarak konuşmaya başladı.
“Ben senin çok mutlu olacağına inanıyorum kızım.” Gülümseyerek Bora’ya da sarıldı.
Daha sonra Doruk ve Hazal yanımıza geldi. Bora Doruk’a çok kötü bakıyordu. Tabi bende. Öyle saçma şey yapılır mı canım! Ama tekrar patavatsızca konuşmaya devam etti.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sen Benimsin
RomanceAşk aslında o adam için sadece basit bir şeydi daha doğrusu artık aşk diye bir şey olduğuna inanmıyordu. Neden mi? Çünkü o aşk denilen şey onun canını çok yakmıştı. İlk aşkı onu bırakıp gitmişti. Peki sonra ne oldu da tekrar aşka inanmaya başladı?
