Öncelikle Soma da ölenler için hepimizin başı sağ olsun. Orda ölenler bizim babamız, abimiz veya herhangi bir akrabamız, tanıdığımız olabilirdi. O yüzden lütfen bu olaya duyarsız kalmayalım. Twitter-Facebook gibi sitelerde birçok yardım kampanyaları var. Veya diyelim ki onları yapamadınız bunun yerine bir dua edin. O madencilere ancak böyle yardım edebiliriz...
***
Multimedia da Hazal var :)
Odama girdiğimde ağzım açık kaldı resmen! Bunu kim yaptı böyle!
“Mert ne oldu sana! Kim yaptı bunu?” Yüzü yaradan görünmüyordu. Acaba Bora mı yaptı bunu? Yok canım yapmaz. Bora bir insana zarar vermez. Vermez değil mi?
“Aaa önemli bir şey değil. Hadi biz çalışmaya başlayalım.”
“Mert söyler misin!”
“Bak ben aranıza girmek istemiyorum.”
“Bora yaptı değil mi? Bora!”
“Evet ama boş…” Onu konuşturmadan odamdan çıktım. Bora bu kadar da ileriye mi gitti yani. Mert benim ortağım! Tamam o gece beni öpmüş olabilir ama biz kapattık o konuyu! Yani sanırım. Çünkü daha hiç o konudan konuşmadık.
***
(Bora)
Okula girdiğimde etrafıma bakındım ama Doruk’u göremedim. Bu çocuk kaç gündür neredeydi? Tabii ki de o sevgilisinin yanında. Direkt müzik odasına girdim ve gitarı elime alıp çalmaya başladım. 5-10 dakika sonra kapı açıldı ve içeri Yağmur girdi. Daha önce ben onu hiç böyle görmemiştim. Sinirliydi. Fazla sinirliydi hatta!
“Sinirliyken daha sexy oluyorsun bebeğim.”
“Peki sen nasıl oluyorsun Bora!”
“Hmm. Göstermemi ister misin?” Deyip dudaklarına doğru yöneldim ama beni ittirdi.
“Ne oluyor! Neden ittiriyorsun beni! Ben ne zaman istersem o zaman seni öperim ve sana sahip olurum.”
“Sen öyle san! Ve asıl konumuz bu değil. Sen Mert’i ne hale getirmişsin öyle!” Hala bana o şerefsizi savunuyordu. Mert’in asıl amacı Yağmur’a sahip olmak. Ama aptal kız bunu anlayamıyor ve onu korumaya devam ediyor!
“Hak etti! O p*ç seni öptü! Bunu yanına bırakacağımı mı zannettin.”
“O sana zarar verecek. Bir kere olsun güven bana.” Sesim onun sesine göre gayet sakin çıkmıştı.
“Sana güvenmek mi? Sen bana tecavüz etmeye kalkmıştın hatırlarsan! Wild’a geldiğim ilk gece bana tecavüz ediyordun!”
“Tamam haklısın ama içkiliydim o gece. Ben… Ben sana hiç yalan söylemedim. Söylememde. İnan bana.”
“Bak ben senin oyuncağım değilim tamam mı! Sen bana istediğin zaman git, istediğin zaman geri dön diyemezsin. Ve en önemlisi de hayatıma karışamazsın! Ayrıca sana güvenmemi sakın bekleme.”
“Yapma böyle Yağmur oyun oynuyor sana!” Onu kollarından tutup kendime çekmeye çalıştım ama yine beni itti. Aslında istesem ona sarılabilirdim ama sakinleşmesini beklemek en iyisi.
“Senden nefret ediyorum Bora! Sen çevrendekilere zarar vermekten başka hiçbir şey bilmiyorsun. Uzak dur artık benden!” Diyerek çekip gitti. Ondan uzak durmamı nasıl bekliyordu ki? O benimdi. Sadece benim. Ama artık benden nefret ediyordu. Çünkü tek suçum onu korumaktı!
Ama artık umurumda değil. Ben uyardım onu. Defalarca!
***
(Yağmur)
Evet Bora’ya onları demiştim ama hiçbiri gerçekten içimden gelmemişti. Canını yakmak istedim sadece. Biraz ağır olmuştu ama Mert’e haksızlık yapıyordu. Kimsenin canını yakmaya hakkı yoktu ki.
Tam okuldan çıkıyordum ki arkamdan Hazal seslendi. Neşeli bir şekilde koluma girdi. Sanırım bazılarının aşk hayatı gayet yolunda gidiyor.
“Ne oldu yine sana?”
“Bora’yla…”
“Kavga ettiniz.” Başımı olumlu anlamda salladım.
“Anlat hadi. Kesin yine sen bir şey çıkarmışsındır ama…”
“Hiçte bile o yapıyor! Sürekli aynı şeyi yapıyor.”
“Eminim.” Hazal’a öldürücü bakışlar atmaya başladım ama onun umurunda bile değildi.
“Hadi gel şu karşıda ki kafeye gidip orda konuşalım. Ben saatlerce ayakta dikilemem.”
“Tamam.” Okulun karşısında ki kafeye gittik. Hazal tam benim karşıma oturdu ve hadi anlat meraktan çatlamak üzereyim gibi şeyler geveleyip durdu. En sonunda anlatmaya başladım. Anlattığım sürece Hazal ağzı açık bir şekilde beni dinledi. En sonunda her şeyi anlatınca masadaki kitabını alıp bana fırlattı.
“Ne yapıyorsun ya! Bari toplum içindeyken böyle şeyler yapma!”
“Hak ettin canım. Hak ettin. Bu az bile sana. Sen ne kadar salaklaştın ya. Çocuk niye durduk yerde yalan söylesin sana. Hem de gidip Mert’i dövsün!”
“Çünkü psikopat!”
“Evet psikopat ama birazcık. Bak Yağmur, canım arkadaşım hata yapıyorsun. Bora sana yalan söylemez. Hem sen çocuğa nasıl şeyler söylemişsin öyle. Ayıp yani! Kesin çok kırıldı.”
“Ya evet fazla ileriye gittim ama sinirden kan beynime sıçradı.”
“Bak sen en iyisi araya fazla zaman girmeden bu konuyu git kapat.”
“Nasıl yani?”
“Yani git bu gece Bora’nın evine özür dile. Ve Mert’ten uzak dur. Bende hoşlanmadım o çocuktan, sanki psikopat havası var.”
“Abartıyorsunuz artık ama! Neyse ben gideyim bu gece Bora’ya dimi.” Evet anlamında başını salladı.
Ben bu Hazal’ın aklına uyuyorum ama inşallah Bora beni terslemez. Çünkü ben Bora da o potansiyeli görebiliyorum.
*
“Ben çıkıyorum Hazal.”
“Tamam canım. Bak sakın onun dediği bir şeyin tersini söyleme yoksa daha çok gerilirsiniz.”
“Hı-hı”
Hazal’a sarılıp evden çıktım. Taksi durağına kadar yürüyecektim. Neden? Çünkü ben Hazal’ın deyimiyle salağım. Evin oraya taksi çağırmıyorum da taksi durağına kadar yürüyorum.
Ben böyle saçma sapan iç sesimle kavga ederken yanımda bir araba durdu.
“Gideceğiniz yere götürebilirim güzel bayan.” Al işte bir de sapıklarla uğraş şimdi!
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Sen Benimsin
RomanceAşk aslında o adam için sadece basit bir şeydi daha doğrusu artık aşk diye bir şey olduğuna inanmıyordu. Neden mi? Çünkü o aşk denilen şey onun canını çok yakmıştı. İlk aşkı onu bırakıp gitmişti. Peki sonra ne oldu da tekrar aşka inanmaya başladı?
