19: Kızlar

40.1K 1.9K 1.5K
                                        

"Yaşamı güzel kılan insanların birbirlerinin yüreklerini ısıtmak için bulabilecekleri iyilik dolu sözcüklerdir. Kimilerini ölene dek unutamazsınız; geriye dönüp baktığınızda anımsayacağınız tek şey size neler hissettirdikleri olacaktır. "
Benim Üniversitelerim / Maksim Gorki

*
*
*





Sırtında, sert zemine çarpmanın acısıyla peyda olan bir ağrı olmasına rağmen omzunu kıpırdatmaya çalıştı kız. Bu hareketi daha çok canını yakarken, sağ elindeki ıslaklığın nereden geldiğini anlamaya çalıştı. Başını sağa çevirdiğinde yerde küçük bir göl oluşturmuş kırmızı sıvının eline bulaştığını anlayıp elini bedenine silmeye gayret etti ama yerinden kalkmak için bir damla daha kuvveti yoktu. En son ne zaman böyle hissettiğini düşünürken, daha hiç böyle hissetmediğine karar verdi.

Ayaklarını hareket ettiremezken, tüm bedeni bir rüzgâr tarafından yalanmış gibi ürperdi ve tüyleri diken diken oldu. Karnında hissettiğini ağırlıkla yumdu gözlerini.


***


Kız, saat daha sekiz bile olmadan apartmanın önüne inmiş, Boran'ın gelmesini beklerken, nereye gideceklerinden habersiz, aralıksız esnemelerle boğuşuyordu. "Tramvayla yanına gelirim" dediyse de "Arabayla gitmemiz lazım" diyen Boran'ın ne planladığını merak ediyor ama pek de sormuyordu adama. İçinde yeni yeni tomurcuklanan bir bahçe vardı. Tam anlamıyla iyileşmese de yaralarını kendisine gösteren ve iyileşmek için çabalayan Boran, karşısında kırık dökük bir sevgili bulmuştu. Kıza sarılıp ağladığı o gece; Miray'ın elinden tutup onu evine götürmüş; kız çoktan yatmış olan Hüseyin Amca'nın kapısını elinde kulbu kırık bir fincan kahveli süt ile çalıp henüz uyumamış olan adamla iki satır konuşmadan rahat edememişti. Boran'ı yanlarına almazlarken ikisi de birbirine bakıp mutlulukla gülümsemiş; az konuşup çok anlaşmışlardı.

O günden sonra günlerce aynı yatakta koyun koyuna yattılarsa da; yar olmadan önce yaren olmayı öğrendikleri gecelerdi bunlar. Bu lafı da Hüseyin Amca'dan duymuştu Boran. "Önce dost olmak lazım, demekmiş." Boran böyle söyleyince Miray adama bakıp "Fark ettim ki ne zaman canın acısa, ne zaman üzülsen beni yanında istemiyorsun. Mesele tartışmamız değil, tartışırken ayarı bozulan ağzın bile değil. Ama bana "beni yanında tutacaksın" diyen adam her tartışmamızda beni itiyor... Konuşarak çözebileceğimiz şeylere düğüm atıyor... Seni hiç kimseyi sevmediğim gibi seviyorum Boran. Neden dersen... Bilmiyorum. Ama sende en sevdiğim şey bana kendimi değerli hissettirişindi... İşte, hiç tatmadığım bu duyguyu sevmiştim. Şimdi seven yerlerim acıyor. Yanındayım ama... Değerli hissedemiyorum." demişti.

Boran kıza sıkıca sarılırken susmuştu. Uzun uzun susmuştu. Nihayet bu suskunluğa dayanamayan yine Miray olmuştu. "Bir şey demeyecek misin?" Boran yalnızca kızın gözlerini görebilecek kadar ayırmıştı bedenini kızdan.

"Öyle değil. Benim hayatımda pek bir şeyim yok. Ayşe Teyze gidince annemi aradım. Belki bir iki günlüğüne de olsa gelir sanmıştım ama "Allah taksiratını affetsin kadıncağızın" demekle yetindi. Annem sayabileceğim insan gitti. Senden başka sarılacağım kimsem yok. Hissettiklerin, daha doğrusu hissettirdiklerim şu an her şeyden çok yaktı canımı. Ama hayır, bir şey demeyeceğim. Sözle olacak şey değil. Biraz zaman lazım... Bakalım hissettirdiklerim değişecek mi?"

Kızın önce burnundan sonra gözlerinden öpmüştü onu. Sonra Kömür'ü de dizlerinin yanından çekip kollarına almışlar ve bilmeden, son kez beraber uyumuşlardı o yatakta.

Yaslandığı duvarda gerçekten uyumak üzereyken peşi sıra çalan korna sesiyle kendine gelmişti Miray. Sonra Tekin'in siyah BMW'siyle gelen Boran'a gülümseyip küçük ve hızlı adımlarla yürümüştü arabaya.

BoyaBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin