Yüzbaşı'nın salondan çıkması üzerine açıklama yapma gereği duydum.
"Komutanımın biraz işi çıktı, gelene kadar sorularınızı ben alayım."
Bir kız kaldırdım.
"Komutanınız nasıl biri?"
Gülümsedim.
"Rütbeni alabilirler. Ordudan kovabilirler. Ama askerliğini alamazlar, askerlik elbise değil ruhtur. Yüzbaşı vatan aşkını ruhunda taşıyan, askerliği üniformayla değil, yüreğiyle yapan bir subay. Olmak istediğim bir kişilik."
Bir erkek kaldırdım.
"Görevlerde kurbağa yediğiniz doğru mu?"
"Yemek seçme şansımız olmuyor. Çok zor durumda kaldığımız zaman mecburi olarak yiyoruz. Mesela yılanın kafasından ve kuyruk tarafından beşer santim kesin, midesini çıkarın ve pişirin. Kaplumbağa ciğeri tavuk ciğerine benziyor. Açıkçası sadece 2 defa düştüm bu duruma. Hayatta kalmanız, aç kalmanızdan iyidir."
Kapı açıldı.
Yüzbaşı gelmişti.
Yanıma geldi ve kulağıma eğildi.
"Gitmemiz lazım üsteğmen."
"Emredersiniz komutanım!"
Sunum işi bitti. Okuldan çıktık ve hastahaneye gittik.
Hastahanedeki polislere kimliklerimizi gösterdikten sonra Terörle mücadele ekibinden 2 polisle birlikte odaya girdik.
"Topaal, lan nasıl özlemişim var ya." dedim yataktaki teröristi gördüğümde.
1,5 yıldır peşindeydik.
Bir operasyonda ciddi anlamda köşeye sıkıştırmış ama sonra elimizden kaçırmıştık.
O operasyonda sıktığım kurşun onu topal bırakmıştı. Sonra örgütte topal diye anılmaya başlanmıştı.
Beni görünce yüzü ekşidi.
Sıfatını siktiğim.
"Ben seni hiç özlememişem." diye konuştu bozuk Türkçe'siyle.
Yüzbaşıyla beraber koltuğa oturduk.
Polisler sağolsun çay getirmişti.
Elime aldığım karton bardak önce avuçlarımı, sonra içimi ısıtırken Yüzbaşı'ya baktım.
Öksürüyordu.
Önceki günlerde ki gibi kesik kesik de değildi hem. İyi olmadığını görebiliyordum.
"Komutanım, hazır hastahanedeyiz size de bir baktıralım?"
Öksürmesini kontrol altına aldı.
"Ben iyiyim üsteğmen. Sen işini yap."
Seni düşünende kabahat.
Hıh.
Topala döndüm.
"Polis arkadaşlara konuşmayacağını söylemişsin?"
"He, dedim."
"Son kararın mı? Bak ben her yere gelmem biliyorsun."
"He, son kararım."
Kalkıp yatağın yanına gittim.
Cebimden enjektörü çıkardım ve seruma aktardım. Korku dolu gözlerle bana bakıyordu.
"Ne yapisen! Polis yetiş polis! Öldüri bu beni!"
Yüzbaşı araya girdi.
"Sus lan! Şerefsiz!"
"Polisler ben çağırana kadar gelmeyecek. Sana enjekte ettiğim bu şey yılan zehri. 2 dakika içerisinde tüm vücudun karıncalanmaya başlayacak. İlk 5 dakika alt vücudun uyuşacak. Sonraki 5 dakika da üst vücudun uyuşacak.
Geriye kalan 3 dakika da tamamen felç olup öleceksin. Ya konuşursun, panzehiri aşılarım. Ya da ne şehitsin ne gazi, bok yoluna gidersin Niyazi."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Albay Kızı
Genel Kurgu"Ey kahraman Türk kadını! Sen yerlerde sürünmeye değil,omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın." -Gazi Mustafa Kemal Atatürk
