"Sen mi?" Diye sordum söylediğine şaşırdığımı belli etmemeye çalışırken. Cümlesi hoşuma gitse bile tatlı sözlerine kanamazdım.
"Yanından bile geçemezsin."
Külliyen yalan. Sevdiğim dış özelliklerin hepsinin bir arada toplanmış versiyonuydu.
"Kendini kandırma." Dedi gözleri dümdüz gözlerimde takılıyken. Yalan söylemekte iyi olduğumu sanıyordum ama konu Yalın'sa onu beğenmediğim söylemek pek kolay olmuyordu.
"İlk günden beri benim için deliriyorsun." Dediğinde, ortamdaki sıcaklık ve gürültüyle buluşan gülüşlerim tamamen sahteydi. O bunu söylerken gayet ciddiyken, elindeki viski bardağını kafasına dikip bardağı boşaltı. Yaslandığı bar masasında gözlerini benden çekmeden yeniden barmene uzattığında, kalabalık ortam beni ona doğru itti.
"Demek öyle." Dedim karşısında dururken, ona doğru yaklaşırken. Aramızda zaten kısa bir mesafe varken, bu kolay oldu. Anında yanına ulaştığımda işaret parmağımı göğsüne koydum. Kaslı göğsünde parmağımı gezdirirken, şekilli kasları bana yol gösteriyordu. Gözleri bir elime kayıp, bir de bana bakarken dudakları kıvrılmıştı. Cebine koyduğu elleri herhangi bir hareketimde hemen bana dolanacak gibi tetikteyken, ellerimi omuzlarına koydum.
Omuzlarından boynuna çıkan ellerim, boynunun sıcaklığını en yakından hissediyordu. Boynundaki kalın damarı dudaklarımla boynunda gezme isteği uyandırıyordu. Gözleri gözlerimden bir saniye ayrılmazken, ellerini cebinden çıkardı. Her zaman olduğu gibi belimden tutup, beni kendine çektiğinde belki de artık dudaklarımızın buluşma zamanı gelmişti. Bunu ikimiz de biliyorken, bir elimi boynundan yanağına çıkardım. Avucum, yanağını kaplarken öpülesi dudaklarına baş parmağımla dokunuyordu. Dolgun ve güzel dudakları çoğu kızın öpmek için delireceği dudaklardı.
Gözleri bu sefer dudaklarıma kayarken, onun da artık delirircesine beni istediği belimi sıkan ellerinden belli oluyordu. Belimi sıkıca kavramış, bırakmak istemezcesine kollarını dolamıştı.
Gözlerimi dudaklarından, gözlerine çıkarttığımda;
"Ben çok anlayışlı ve umursamaz biriyimdir Yalın." Diye konuştum o bar masasına yaslanırken, ben de ona yaslıyken. Bedenlerimiz tek beden olmuş gibiydi. Cümlemle gözleri dudaklarımdan gözlerime çıktığında,
"O yüzden hata affedemem." Diye de ekledim karanlık, renkli ışıklı ortamda gözlerimiz birbirine meydan okurken. Yaptığı şey hala aklımdayken, onun bu rahatlığı beni deli ediyordu. Özür dilemesini beklemiyordum. Sadece bu rahat tavırları saçmaydı.
"Biraz kindarlık seziyorum." Dediğinde sırıttı. Ben de sırıttığımda, gözleri yeniden dudaklarıma kaydı. Onu öpmek iki dakika öncesinde aklımın ucundan bile geçmiyordu ama şuan aramızdaki yakınlık beni ona doğru çekiyordu. Gözleri her dudaklarıma indiğinde ona doğru çekiliyordum ve dudakları her zamankinden daha çekici hale geliyordu. Belki de zamanı gelmişti.
Yüzü yüzüme yaklaşmaya başladığında, beni kendine mümkünmüşçesine daha çok çekti. Ellerim yeniden boynuna indiğinde, benim de gözlerim artık dudaklarındaydı. Ortamdaki gürültü şimdi kulaklarımdan silinmişken sadece Yalın'ın yakınlaştıkça artan nefesleri kulaklarımı dolduruyordu.
"Yalın." İkimiz de duyduğumuz sesle dururken, sesin geldiği yöne baktık. Gözlerim geçen seferki kızı yeniden gördüğünde, adı Lavin olan kız karşımdaydı. Siniri yeniden tüm vücudumda hissederken, elimi boynundan çektim.
"Ve geçen sefer yerini aldığım kız." Demesiyle daha da sinirlendiğimde, kendimi tamamen Yalın'dan çektim. Artık bu kadarı fazla oluyorken, damarlarımda akan kan bu sefer romantizimden değil öfkeden alevlenmişti. Ellerim istemsizce yumruk olurken, Yalın'ın suratına bir tanesini indirmek istiyordum.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MEZAR YARIŞLARI
ActionBurası özel motor yarışlarıydı. Herkes alınmaz, herkese de anlatılmazdı asıl mesele. Ama şehirdeki herkes adını bilir, gece yarısı yarışların olduğu sokak ve caddelerden geçmeye korkardı. Burası; Motorların şanıyla büyürdü. Kalbi vardı buranın. Tam...
