20-

3.7K 193 21
                                        

Yorumlarınızı bekliyorum. Keyifli okumalar.(:

Sadece yüzüne bakıyordum. Şuan ona bunları bildiğimi söylesem bile yine kızmakta haklıydı. Bugüne kadar bildiğimi ondan saklamıştım ama haklılık payım vardı ki, bana kötü davranmıştı.
Ama yine de, empati kurmak beni kötü hissettiriyordu. Anlattığı her şeyde gerçekçi ve samimiydi ama ben sessizce ondan saklayıp öğrendiğim şeyleri dinlemiştim.
Hala gözlerimiz birbirindeyken cümleye nasıl başlayacağımı, nasıl aramızı bozmadan anlatacağımı bilmiyordum. Ama o bana böyle bakarken konuya giremiyordum. Sanki anlattıklarında bir kusur bulmuşum da bir şey diyecekmişim gibi bakıyordu.

"Yalın ben..." diye başlamaya çalıştığım cümleyi böldü. Zaten çok zor başladığım cümle yarısına bile gelemeden bölündüğünde, bu iş daha da zorlaşıyordu.

"Demet bir şey demek zorunda değilsin." Dedi gözleri hala bana yalvarırcasına bakarken. Onu ilk defa bu kadar savunmasız görüyordum.

"Benim için bile hala çok zor." Diye eklediğinde gözlerini kaçırdı. Birbirimize dönük vücutlarımız şimdi bozulurken, az önceki gibi yürümeye devam etti. Önümde kaldığında, arkasında çaresizce ne yapması gerektiğini düşünen bir Demet bırakmıştı.

Yetişmeye çalışırken, aklımdaki düşünceler uçup gidiyordu. Şuan savunmasız ve üzgün durumdayken, onu daha çok üzmek istemiyordum. Belki de şuan zamanı değildi. Daha biz olduğumuz, daha normal bir anımızda söylemeliydim. Atmosferin üzüntü ve pişmanlık değil de zevk ve serserilik olduğu bir zaman söyleyebilirdim.
Bütün düşüncelerim çelişiyordu ve ben ne yapacağımı bilmiyordum..

"Hayır." Dedim yanına ulaşıp, bana dönmesini sağlarken. Bana döndüğünde elimi yanağına koydum. Baş parmağım yanağını okşarken, bir saniyeliğine gözlerini kapadı. Yumuşak yanağını öpme isteğim artarken, güzel suratına insan baktıkça bakmak istiyordu. Açtığı gözlerinden çıkan bakışları ilk defa minik bir köpek yavrusu gibiyken, bu halde ona bunu ona söyleyemiyordum. Aklımda kelimeler zar zor kurulsa da, dilimden dökülmüyordu.

"Nasıl bir geçmişin olduğu ya da şimdisi umrumda değil Yalın. Senin hatan değildi." Diye de eklediğimde gülümsedim. İçten gülümsemem ve cümlemle gözleri parlarken, suratındaki pişmanlığın geçtiğine şahit oldum. O da gülümsediğinde, aramızdaki buzlar çoktan erimişti. 

İkimiz de gülümserken gözleri dudaklarıma indi. Şimdi gözleri daha anlamlı bir hal alırken, derin bir nefes aldı. Artık atmosfer gerçek bizi büründüğünde, gözlerimin dudaklarına inmesi kaçınılmazdı. Ortam daha da sessizleşirken güzel suratı suratıma eğilmeye başladı. Saniyeler uzamış gibi geçmek bilmezken, kalbim hızlandı. Günlerdir bu kadar yakınlaşmamışken dudağının tadını düşündükçe heyecanlanıyordum.

Beni kendine çekip, kolunu belime doladığında kendine bastırdı. Elim yanaklarından omuzlarına düştüğünde, sırıtıyordu. Eski Yalın sırıtması geri döndüğünde, günlerden sonra içimde bir şeyler yerine oturmuştu. Hissettiğim koca boşluk şimdi giderken, artık saniyeler durmuştu.

Dudaklarıyla dudaklarımı kapadığında belimdeki kolları sıkılaştı. Dillerimiz büyük bir özlemle buluştuğunda gece gittikçe anlam kazanıyordu.Ellerimi boynuna ve yanağına çıkardığımda, vücut sıcaklığı hoşuma gidiyordu. Ceketin altından bile hissettiğim kasları ve açık fermuarından bile hissettiğim sert karın kasları hoşuma giderken, üstüme doğru eğildi. Beni kendine bastırırken geriye doğru yatıyorduk. Öpücüklerin arasından gülerken, dillerimiz ayrıldı. Dudaklarımda hissettiğim gülümsemesiyle ben de gülümserken, kısa süreli öpüşmemiz bitmiş gibiydi.
En kısa öpüşmemiz, en anlamlısındandı.

MEZAR YARIŞLARIBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin