Kitap yazdığımı unutmuşum...
Beklettiğim için özür dilerim ama bahanem var. Yazar aşık oldu...
O yüzden beni affedeceğinize eminim.(:
Neyse madem evde sıkılıyoruz, biraz kitaba geri dönelim. Ama uzun bir aradan sonra yeniden yazmaya başlamak gerçekten zor oluyor. O yüzden bir tık zorlanıyorum. Halledicem. O yüzden yavaş yazdığım için bana kızmayın nooooolur....
Halledicez ama hangi birini?
Keyifli okumalar kuzularım benim...
"Yalın sen kendinle ilgili hiçbir şey anlatmıyorsun ki!" Diye bağırdım bana arkasını dönmüş, kendi hakkında olan sorulardan yine kaçan Yalın'ın sırtına bakarken. Yine her zamanki gibi benden kaçıyordu. Beni seviyordu ama hala kendini bana açmaya, onu tanımamdan korkuyordu.
"Her şeyi öğrendin zaten daha ne bilmek istiyorsun?" Diye o da sesini yükselttiğinde, kendini tutuyordu. Kendini her söylediği kelimede daha da frenlediği belli oluyorken, hala aramızın bozulmaması için uğraşması güzeldi. Ama hala kulaktan dolma bilgilerle onu tanımam ise sinir bozucuydu. Daha fazlasına o izin vermiyordu.
"Ben herkesin bildiği her şeyi öğrendim." Dedim az önceki bağıran ses tonuma inatla ses tonumu alçaltıp, kırgınlığımın sesime yansımasına engel olamayarak.
"Atlas'la artçı olduğunuzu bile ondan öğreniyorum ve gelip sorduğumda hiçbir şey anlatmamak için sürekli benden kaçıyors-"
"Okula diye çıkıp beni daha iyi tanımak için Atlas'la mı buluştun yani?"
Lafımı kesmiş, sesi bir bıçak kadar keskinleşmişti. Boynundaki damarı sesinden daha da keskinleşirken, ona yalan söylediğimi ima eden kelimeleri ve bakışları kalbimi delip geçmişti.
Hissettiğim sinir şimdi gittikçe artıyordu ve kalbim durmadan kırılıyordu.
"Bu mu gerçekten?" Diye sordum dolan gözlerimle ona bakarken. İçimden dolan gözlerime lanet okuyordum. Böyle bir cümlesinden sonra ona kırıldığımı belli etmemeye çalışıyordum ama aşıktım.
Üstümdeki etkisini görmemesi için kör olması gerekiyordu.
"Bütün söylediklerimden bunu mu çıkardın?" Gözlerini benden çekmiyordu.
Minik peluş ayımız, koltukta yatmış ayakta tartışan bir bana bir de ona bakıyordu. Sanki aile içi kavganın tam ortasına düşmüş evin küçük çocuğu gibiydi.
Çaresiz ve de ne yapacağını bilemez bakışlarıyla etrafı tarayan.
"Her şeyi ondan dinlemek için buluştun mu?" Diye tekrar aynı konudan devam ettiğinde, bu sefer yumruklarını sıkan bendim. Avazım çıktığı kadar bağırasım, güzel suratına yumruklarımı indiresim geliyordu. Bakmaya doyamadığım suratına şimdi tahammülüm yokken, gözlerimden akan bir damla yaşa mani olamadım.
"Çık dışarı Yalın." Dedim.
"Çık ve gelme." Diye de eklediğimde dolan gözlerimden bir damla yaş yanaklarımdan süzülüp varlığını belli etti. Yalın'ın da dolu dolu olan, kızaran güzel gözleri şimdi bütün kırgınlığıyken bana bakarken ona yalan söylediğimi düşünüyordu. Evden okula diye çıkıp, yalan söylediğimi ve Atlas'la buluştuğumu düşünüyordu. Ve ona yalan söylemiş olmam ihtimalini düşünmesi beni gittikçe sinirlendiriyordu.
"Sanki daha önce yapmadın..." dedi iç sesim bütün yüzüme küfür edercesine.
"Yine aynısını yapıyorsun." Diye konuşmaya başladı kırgın ses tonuyla, alçak ritimleriyle.
"Yine bana sinirlendin diye beni evinden, hayatından ve belki de kalbinden kovuyorsun." Derin bir nefes aldı. Gözlerini birkaç saniyeliğine benden çekip yere odaklandığında, yeniden kırmızı gözlerini kırılgan gözlerime sabitledi.
"Ama unuttuğun bir şey var.
Biz birbirimize aşığız."
İlk damlasından sonra tuttuğum göz yaşlarım şimdi benden izin almadan akmaya başladığında, onun da gözlerinden bir damla yaş aktı. Söylediği son iki cümlesi kalbimi yumuşatırken, o hala burdaydı.
Kırmızı gözleriyle bana 'lütfen' der gibi bakarken dayanamadığımı hissettim.
Onsuzluğa dayanamadığımı vücudumun her bir iliğinde hissederken, bacaklarım büyük bir özlemle ona doğru büyük bir adım attığında, kollarımı boynuna doladım.
Kafam omzuna düşmeden önce gördüğüm yaşlı gözleri ve gözyaşları aramızın bozulmamasını istemesinin birer kanıtıyken, birbirimize bu kadar aşıkken atlatamayacağımız bir şey yoktu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
MEZAR YARIŞLARI
AcciónBurası özel motor yarışlarıydı. Herkes alınmaz, herkese de anlatılmazdı asıl mesele. Ama şehirdeki herkes adını bilir, gece yarısı yarışların olduğu sokak ve caddelerden geçmeye korkardı. Burası; Motorların şanıyla büyürdü. Kalbi vardı buranın. Tam...
